Yunus Emre Gürünlü yazdı: “Hüseyin Nihal ATSIZ’ın İlmi ve Fikri Hayatı Üzerine”

Hüseyin Nihal ATSIZ’ın İlmi ve Fikri Hayatı Üzerine

1789 yılında Fransız ihtilalinin etkileri ile Avrupa’dan tüm dünyaya yayılan milliyetçilik akımı ülkemizde ise, 19.ncu yüzyılın ikinci devresinde filizlenmeye başlıyor milliyetçi fikriyat akımı Atsız’ın kendi dönemine rastlayan 20.nci asrın henüz ilk devrelerinde Milliyetçi-Türkçü-Turancı çizgiyi eksen çizgisi olarak gören dava ve cemiyet insanı aksiyoner kişiliğinin yanı sıra,  ilmi ve fikri çalışmaları neticesinde fikirleri kendi döneminde ve sonrasında maya tutmuş ve kendisini yine kendi deyimi ile izaha çalışacak olursak ‘’ her devrin menkubu’’ olarak tanımlayan büyük bir mütefekkir , yazar, şair ve Türk bilimcidir.

Atsız henüz yirmili yaşlarında iken 1924 yılında vefat eden ve tanımaya fırsat bulamadığı merhum Ziya GÖKALP beyi kendine öncü ve yolunu aydınlatıcı bir rehber olarak görüyor ve merhum Gökalp’in Türkçülüğün Esasları kitabından aldığı feyz ile o dönemde tırmanışa geçen Enternasyonal Sosyalizmin öğretilerine karşı Türkçülüğü sistematik bir düşünce haline getirmek isteyip Milliyetçi-Turancı Türkçülüğü Gökalp’in istediği yere taşımak idealini de kendine vazife edinmiş oluyordu dolaysıyla Atsız kendini Ziya Gökalp’in bir nevi mirasçısı ve ondan teslim alınacak Milliyetçi-Türkçülük sancağının yılmaz ve yorulmaz taşıyıcısı ve o sancağın mihmandarı olarak görüyordu.

Döneminde pek çok kimse ile iyi ilişkileri olmamış olan ATSIZ belli bir zümrenin boyunduruğu altına girmeyi reddetmiş ve bu özelliği ile çağdaşları arasında önemle fark edilip ayrı tutulacak bir kişiliktir. Girdiği polemiklerde cevabını akademik ve bilime dayalı öğeler ile veren avami (halk ağzı)söylemlerden uzak duran biriydi, tartışmalarında sert olduğu gibi normal hayatında oldukça müşfik ve nüktedan bir kişiliğe sahipti.   Atsız her şeyden önce idealleri için vardı kendine ilke edindiği ve taviz vermeyeceği kırmızı çizgileri vardı ve bu çizgileri asla aşmamıştır. Her devrin düşkünü diye kendini tanımladığında hiçbir dönemde kimseye minnetinin olmadığını kendisini düşkün olarak ifade etmesinden de anlayabiliriz.

Fransızca ve özellikle Farsça ve Arapçayı tercüme etme derecesinde  iyi bilen Atsız, aynı zamanda usta bir şairdi. Şiirlerini genelde hece vezniyle yazan şair zaman zaman aruzu da kullandı ve aruzla yazdığı şiirlerde kusursuzdur.(Ör.Geri Gelen Mektup ) Şiirlerinde konu olarak önceliği Türk ülküsüne ve kahramanlığına verdi. Aşk konusunu işlediği şiirleri azdır. Hüseyin Nihal Atsız, şiirlerinde, kendini besleyen kaynağın ürünleri olan vatan, şerefli mâzi, tarih, savaş, kahramanlık, mitoloji gibi millî kültür unsurlarına yer verdi. Eserlerini akıcı, berrak ve lirik bir dille yazdı. Süsten ve özentiden uzak tabii ve canlı bir dilin peşine düştü. Sel gibi coşkun bir heyecanın çerçevelediği kuvvetli bir romantizm, onun şiir ve romanlarının karakteristik çizgileridir. Tarih, edebiyat tarihi, tenkit, tetkik, biyografi, bibliyografya ve siyasî tarih incelemeleriyle güçlü bir nesir yazarı olduğunu bizlere gösteriyor ki  bu eserlerini kaleme alırken  ise daha ilmî bir üslup kullanmaya özen gösteriyordu. Edebiyat ve Türk Tarihi üzerine yaptığı inceleme ve çalışmalar yazın hayatımız için önem teşkil etmekle birlikte 1949 yılında yazdığı Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarını anlatan Âşıkpaşazâde Tarihi bu gün bile başvurulan kaynak eser niteliğinde bir başvuru aracı ve başyapıttır.

Atsız Mecmua, Orhun, Millî Mecmua, Ötüken, Ergenekon, Çınaraltı, Tanrıdağ, Kopuz gibi dergilerde şiir, hikâye ve diğer yazıları yayımlanan Hüseyin Nihal Atsız’ın,  ayrıca Necip Fazıl Kısakürek’in çıkardığı Büyük Doğu’da Selim Pusat takma adıyla küçük roman kabul edilebilecek “Z Vitamini” isimli eseri tefrika edildi. Özellikle Orhun, Atsız Mecmua ve Ötüken dergilerinin onun mücadelesinde önemli bir yeri vardır. Okuyucularına ilk defa bu dergileriyle ulaşan Hüseyin Nihal Atsız, bu dergilerde yazdığı yazılarda “Atsız, H. Nihâl, Nihâl Atsız, Çiftçioğlu, Çiftçioğlu H. Nihâl, H. Çiftçioğlu” gibi imzaların yanında “Y. D, T. Bayındırlı, Selim Pusat, Sururi Ermete, Bozkurt, Atsız Dergi” gibi takma adlar da kullandı

Nihal Atsız’ın Külliyatını incelediğimizde on yedisi akademik mahiyette olan bir çok bilimsel makalesi olduğunu, otuz beş kitap neşrettiğini  ve bir çok şiire imza attığını şiirlerini Yolların Sonu adlı kitabında topladığını  görürüz. Romanlarını kaleme aldığı yazı dilinde sembolizmin öğelerinden yararlandığını görülür, dilde akıcı ve anlatım dilinin teknik öğelerini kullanmakta oldukça başarılıdır.1972 yılında yayımlanan Ruh Adam romanında dilin kullanılabilecek tüm ayrıntılarını titizlikle ele almış ve kendi hayatından da kesitlerin  görülebileceği bu romanın devamı niteliği taşıyacak otobiyografi romanı olacak Yalnız Adam romanını ise yazamamıştır.

Yazarlığı hakkında “Evkaf-ı İslâmiye Müzesi” kurucusu İbnülemin Mahmut Kemal İnal : ‘’ Atlıyı atından indirecek kalem sahibi’’  yine Türk dünyasının usta kalemi Cengiz Aytmatov ise : ‘’ Bozkırda doğmuş olan ben bile, bozkır hayatını oraları hiç görmemiş Hüseyin Nihal Atsız kadar canlı anlatamazdım’’der.

Aslında bu söylemler Atsız’ın eserlerinde estirdiği havanın etkisine ve ruh iklimine özenle temas etmesinden safsata ve çalakalem yazmamasından kaynaklanır.

Aramızdan ayrılışının 45.nci yılında onu minnet ve eserleri ile anarken;

Türk tarihine ve edebiyata verdiği katkılar ile günümüzde bir çok kişiye referans olmuş yüce bir şahsiyet, dürüst bir insan ,yılmayan yorulmayan bir idealist, hırçın kalem sahibi ve aksiyoner Hüseyin Nihal Atsız beyi  yazdığı şu mısraları ile anarak yazıma son veriyorum.

Vaktiyle bir atsız varmış…Derlerse ne hoş!

Anılmakla hangi ruh olmaz ki sarhoş ?

ESERLERİ:

Roman:

  • Dalkavuklar Gecesi, İstanbul 1941.
  • Bozkurtların Ölümü, İstanbul 1946.
  • Bozkurtlar Diriliyor, İstanbul 1949.
  • Deli Kurt, İstanbul 1958.
  • Z Vitamini, İstanbul 1959.
  • Ruh Adam, İstanbul 1972.

Öykü:

  • ‘Dönüş’, Atsız Mecmua, sayı.2 (1931), Orhun, sayı.10 (1943)
  • ‘Şehidlerin duası’, Atsız Mecmua, sayı.3 (1931), Orhun, sayı.12 (1943)
  • ‘Erkek kız’, Atsız Mecmua, sayı.4 (1931)
  • ‘İki Onbaşı, Galiçiya…1917…’, Atsız Mecmua, sayı.6 (1931), Çınaraltı, sayı.67 (1942), Ötüken, sayı.30 (1966)
  • ‘Her çağın masalı: Boz oğlanla Sarı yılan’, Ötüken, sayı.28 (1966)

Şiir:

  • Yolların Sonu (1946)

İnceleme:

  • Türk Tarihi Üzerine Toplamalar
  • Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi
  • Türk Edebiyatı Tarihi
  • Türk Ülküsü
  • Osmanlı Tarihine Ait Takvimler
  • Türk Tarihinde Meseleler

Biyografi:

  • Edirneli Nazmi
  • Kemalpaşaoğlu
  • Birgili Mehmet Efendi
  • Ebussud

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*