Leyla Yıldız: ” Sözün mûsîkârı sustu!”

26 Kasım 2021 EDEBİ KÜLTÜR DERGİSİ 0

         Sözün mûsîkârı sustu!                          “Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız.”                                                                                                               Sezai Karakoç             Gagasında yüzlerce muştuyla gelmişti: “Allâh’a inanmak bir müjdedir.” dedi. Kalplere diken ekenlere inat gül muştusu verdi. “İnkâr tutsaklık, inanç özgürlüktür.” dedi. Dikeni değil gülü suladı.             “Gönüller birliğini muştu kuracaktır.”             Şiirle rûhlarda kapanmış kapılar, semâya açılacaktı. Rûhun Ayasofyaları, rûhun Süleymaniyeleri yükselecekti yeniden.             “Şiir, rûh pencerelerini Allah’a açtıkça şiirdir. Yoksa balmumundan peteklerdir, bal değil.”dedi.             Rûhunun ilham seferi, Cebrail soluğuyla destekli. “Peygamber çiçeğinin aydınlığında” söyledi şiirlerini. Çağdaş şiirin formuyla eski şiirin ferah-efzâ esintisini getirdi. Kaknüs gibi “o şarkıya özenip” nağmeli mısralar terennüm etti. ….

Pakize Güvenç şiiri: Seher-i Aşk”

29 Ekim 2021 Pakize GÜVENÇ 0

Seher_i aşkÇocuk iken tomurcuklarda  patlayan kalbim vardı.Yeryüzü meyveleri ile serilirdiSenin Islak toprağına ..İdlâl olmuş dillerime merhamet olsun diye ;Bitki tanelerinin damarlarından adın yarardı Sina’da bir âhı.Yanmanın aşk’a giden menzil olduğu günlerden ,Sular iner yeryüzünün köhne suratına.İrşad olurdu dünya.Öze rücû budur .Aşk’a âb olmak hû.Buharını soluyan bir kalp ne kadarTemizdir rabbim?İzan ve mizan kurulmadan s’ona dillerimdeki imlâ duruldu.Şerbetten bir kılcal köprü olacak içimizde büyüttüğümüz duâların canı.Allahım !Hz .Ali  gök kanadında yularlanan aşk yüklü atların nalların’da sürsün merhameti Ehad ismin hürmetine.Ve diyeyim;“Zülfikar’ı  kınından çıkan sure ve süre miktarına dek  ölmüş oluyor kinim…”Sanisenin kalbinde atan bir dili öyle zor söktü ki kalbim…Kuşlarının canı söküldü dağlarda .İdiller ….

Reyhan Yılmaz yazdı: “Balkon”

31 Ağustos 2021 Reyhan YILMAZ 0

BALKON Akşam, peygamberin en ihtiyaç duyduğu anda gönderilen ayet gibi iniyor yüzüme. Benim olmayan bir evin, başka bir şehre bakan balkon kapısını ardına kadar açıyorum. Komşu balkonlardan odama sızan kahkahalar; eski, uzak, unutulmuş bir hikayeye ait sanki. Herkesin bir hikayesi var demiştim sana. Herkesin yaşadığı bir hayat. Ben insanların hikayeleri akarken kenarda bekleyip, arada dahil olan bir konuktum sanki. Ben, senin hikayene dahil olabileceğini sanan histerik bir roman kahramanıydım buradan önce. Benim olmayan evin, yüzüme ayet gibi inen akşama açılan balkon kapısında, sadece bana ait bir hikaye yazmaya başlıyorum. Sana artık anlatamadığım her cümle vazgeçişimle kutsanıyor. İçmeyi unutup soğuttuğum bir ….

Yunus Emre Gürünlü Türk’ün Destanı şiirinde, bizlere Anadolu’yu mana-ı hikmet şuurunda destansı bir dil ve tarih ile anlattı.

25 Ağustos 2021 Yunus Emre GÜRÜNLÜ 2

Türk’ün Destanı Akalım ey akıncı Altaylardan akalım Altımızda toprak, üstte göğü bağırtalım Dolalım boy boy Malazgirt ovasına Adın tanınmayan diyarlara ulaşalım *** Yurt olalım yurt olalım Boy oba birlik olalım At sürelim Altaylardan Malazgirt’te yurt olalım *** Şiarımızdır Kelime-i Tevhid Ordularımız olsa hep şehid Çıktığımız yoldan dönmeyiz Yurt ettik Anadolu’yu biz. *** İmandan zırhını kuşandın sırtına Namazı kıldırdın ordularına Ne kudretli sultansın sen Fetihler babasının diğer namınla *** Çalındı nevbetler, vuruldu kösler Dillerde tekbir Allahü Ekber İnsin oklar tepelerine sağnak sağnak Anadolu’nun kapısını açıyor Türkler. *** Kutlu ola kutlu ola Malazgirt’ten Anadolu yurt ola Açtın önünü ey koca sultan; istikbalde ….

Hakan Uslu şiiri: “Brahms I.”

16 Ağustos 2021 EDEBİ KÜLTÜR DERGİSİ 0

Brahms I. söz varmış önce su varmış yok yok önce aşk varmış kim neyi nasıl demişse demiş, geçtim! bak biraz sonra ben şair olacakmışım sıfatları tamlatarak -böyle bir dünyada şiir diye bir şey olabilirmiş gibi- -sanki dünyada özneler var olabiliyormuş gibi- geçtim! önceyi müjdeleyerek içime dışıma geçtim! sayıları, noktaları, ve buhurları geçtim! Köpründen — sen, benim duruluğu tanımlayan bestem; doğurup kadınlığını kucaklayarak yüce, naaşıma diş geçirecek cenaze marşım, ilk. olsa da işgaller mazur, olmasa da başlangıçlar bizimdir sonumsa daima senin olsa — kın, koşum, kevgir ve mat! -ya şimdi neler görmek var esrarlı yüreğinden öperek narkotiğe nal toplatmak mı olacak ….

E.Gülüş Teke yazdı: “Gece Konuşmaları”

5 Ağustos 2021 EDEBİ KÜLTÜR DERGİSİ 0

GECE KONUŞMALARI Senden ırak olanın özlenmesi bir mağlubiyet midir? Kaç zamandır mağlubum? Özlem ve vuslat arasında İtibarsız bir topaç gibi fır dönmek acınası bir durum mudur? Kendime acımalı mıyım? Kuruntular, insan zihninin kırıntıları derdi annem. Kuruntularım kırıntı mı sahiden? Düşüncelerim zihnimi kemirirken mi saçıldı bu kuruntu adındaki kırıntılar? Yine köşeye sıkıştım bak! Ne çok sorular üşüşüyor aklıma, sıra sıra ardı arkası kesilmeksizin.  Eskime sürecinin ritmi beni söz mezarlığına doğru sürüklüyor olmalı.  Yoksa geçkin ruhum kokuşmanın tatlılığına mı alıştı? İçgüdülerimin soyut zaafları beni esir almış olabilir mi? Simgelerin maskesinin altında ne var? Çıldırıyorum galiba! Belirsizliğin boğuk sesi uğultulu bir rüzgâr gibi ….

Nazlı Akkaya yazdı: “Ya Beton Olsaydı”

5 Ağustos 2021 EDEBİ KÜLTÜR DERGİSİ 0

                   Ya Beton Olsaydı                                                                     Uzun uzadıya ödül konuşması hazırlayıp, sahneye çıkınca alkıştan mıdır yoksa onca kişinin önünde olmaktan mıdır bilmem; titreyen elleriyle mikrofonu bir oraya bir buraya savura savura yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz doğaçlama bir konuşma yapan, ama hayatının konuşmasını yapan insanlar gibiyim şu an…               Sana anlatacağım çok şey vardı oysa… Çok not aldım. Çok araştırdım lakin, bilgisayarım mikrofon etkisi yaptı sanki bende… Klavyenin başına oturur oturmaz titreyen kalbimle dökülüversin içimdekiler dedim… Kahveci dükkanlarının hiç insani ölçülerde olmayan kahvelerinden birini yanıma alıp,   en insani olandan bahsedeceğim sana… Bu yüzyılın insanı olmakla ,olmamak arasındaki kararsızlığı sızdıracağım yüreğimden…Kahvem bitince kalkarım haberin ….

Cemal Karsavran şiiri: “Aşk ve Ateş”

13 Temmuz 2021 Cemal Karsavran 0

Aşk Ve Ateş sardı benliğimi ateş çemberi çırılçıplak temmuzun onbeşi kavrulur toprak yanar. alev alev çatır çıtır sari basaklar.. suya hasret toprak çatlak.. umutsuz yarınlar uçurum.. kızıl alevler altın sarısı kızgınlığı turuncu ve ateş… kan kırmızı. yangınlardayım gölgen dolanır başımda çember çember çatlar dudaklarım aşk yakar içerden ateşle dans eden yürek döne döne alev alev döner başım yangınlarla islenmemiş anason sarhoşluğu her alevle Akdeniz lodosu yalar tenimi titrek mum alevi serin, sıcak dans eder başımda. aşk ve ateş Cemal Karsavran

Leyla Yıldız yazdı: “Şirazesi Kaydı İnsanın”

Şirazesi kaydı insanın İnsan olduğunuzu hatırlayın. Geriye kalan her şeyi unutsanız da olur.                            Bertrand Russell /Einstein Manifestosu ( 9 Temmuz 1955) “Dışarda bir deli haykırıyor: ‘Hakikati söyle!’ Hangi hakikati?” -İnsanın hakikatini… Hakikat şu: İnsan bozuldu. Şirazesi kaydı insanın. Bir medeniyet iflasın eşiğine geldi.          Tanpınar’ın “Oğlum Behçet, sen bir medeniyetin iflası nedir, bilir misin?” yankısı, sokaktaki delinin haykırışıyla birleşiyor; delinin ürperten soluğu Tanpınar’ın soluğuna karışıyor, dehşet veren bir hakikat fışkırıyor: “İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet, insanı insan yapan manevî kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü?”          Tanpınar’ın Mahur Beste’sinin her biri diğerinden leziz bir bal hükmünde ….

Esma Gülaçar yazdı: ” Tanı O Garipleri Gözlerinden “

7 Temmuz 2021 Esma GÜLAÇAR 0

TANI O GARİPLERİ GÖZLERİNDEN Gariptirler onlar, kimi zaman bir yürek sancısından, kimi zaman dışlanmışlıktan kimi zaman yokluktan, kimi zaman hakkı konuşup savunmaktan Çok uzağımızda değil onlar, hatta kimi zaman onları kendi geçmişimizde bulacak kadar yakınız onlara.  Hangimiz hayatımızın herhangi bir döneminde, kısa vade de olsa  garip olmadık ki? Hangimiz bizi yalnızlığımıza gömen çaresizliğimizin kıskacında, kırılan yüreklerimizin feryadıyla başbaşa kalmadık ki? Kimi zaman hakettik kimi zaman sabrettik Kimi gariplerin imtihanı kimilerinin cezasıdır yaşadıkları… Musibeti bir ikaz mahiyetinde  olan musibetzedelerin hali zehirli bir sudan içmektense bir süre susuz bırakılmak gibidir. Hataların, suçların doğurduğu o en etkili öğretmen olan musibeti yaşayan, yaptıklarının bedelini ….