Tamer Uysal yazdı:” Devletler Hukuku ve Demokrasi”

DEVLETLER HUKUKU ve DEMOKRASİ Dünyada çelişkiler doğuran acı ve yıkım ortadayken eşitsizliğe karşı diretmenin anlamı yok. İnsanlık artık ilerici deneyimler ışığında yeniden halkın tümünün iradesini yansıtabilecek yeni kurumlara, yeni düzenlemelere ihtiyaç duyuyor… Devlet için şöyle bir tanım yapılabilir: Devlet, kendine bağlı insanların güvenliğini sağlamak üzere kurulmuş etkin bir sosyal örgütlenme biçimi, en yüksek düzeyde ve diğerlerini kapsayan bir egemenliğe, uygulanması meşruluğu sağlayan belirli hukuk kurallarına bağlı sivil toplumun kendi kendisinin bilincine varmasını ifade eden belirli bir toprakla sınırlı bir örgüt, kurumsallaşmış, tüzel, meşru ve hukuk iktidarıdır.  Devlet kavramı soyut olmayıp belirli sosyal koşullarda ve tarihsel konumda ortaya çıkan somut bir ….

Esma Gülaçar yazdı:”HOŞGÖRÜ İKLİMİNDE BİR HASSAS MÜCADELE “

24 Nisan 2021 Esma GÜLAÇAR 0

HOŞGÖRÜ İKLİMİNDE BİR HASSAS MÜCADELE  Sabır neydi diye sorarım bazen kendime. Onu ölçecek bir ölçüt varmıdır? Onu tanımlayacak, onu ifade edebilecek bir kelime.. Bir boyun eğiş bir korkaklık, bir pısırıklık değildi kesinlikle. Aksine bir mücadele, bir mücahede, bir direniş, bir cesaretti anladım ki. Sonra onu ne çabuk tükettiğimizi ve zamanla yok ettiğimizi ve  tahammülün, hoşgörünün, müsamahanın, yerine göre boşverebilmenin önemini farkettim.  Kendi bildiğimizi okumayı kendimiz için yaşamayı, ben merkezci olmayı  prensip haline  getirdiğimizi ve paylaşma, dayanışma kültürünü yok ettiğimizi de..  Anneler yetiştirdikleri çocuklarına hiçbir şeye  katlanmak zorunda olmadıklarını telkin edip duruyor. Ve önlerindeki her engeli, zorluğu kaldırarak her istediklerini yapmaya ….

Tamer Uysal yazdı:”ANADOLU’NUN SEVGİ DİLİ: KARACAOĞLAN”

ANADOLU’NUN SEVGİ DİLİ: KARACAOĞLAN Adnan Yücel, “Anadolu bir halklar ve kültürler denizidir” demişti. Çukurova da, halk söylencelerinde bir beşik, insanın toprakla kaynaştığı, kültürlerin harmanlandığı önemli bir kaynaktır. Karacaoğlan, bu topraklarda doğmuştur. Şiirimizdeki tasavvuf geleneğinde Yunus, başkaldırı geleneğinde Pir Sultan neyse maddi aşk ve cinsellik geleneğinde Karacaoğlan oydu…  “Ela gözlüm ben bu elden gidersemZülfü perişanım kal melul melulKerem et aklından çıkarma beniAğla gözyaşını sil melul melul”… Şiir yapısı gerçekçidir, özgündür. Dili ise yalın ve temiz. Usta yazar Yaşar Kemal ilk kez 1967 yılında Karacaoğlan’ı mitolojik bir anlatımla sundu okurlara. Öykünün sonunu ise şu sözlerle bağlamış: “Kimi cennet ister, kimi cehennem. Cennetten ….

Tamer Uysal yazdı: “Binalar, Binalar”

BİNALAR, BİNALAR… Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından. (Nazım Hikmet) İnsanın anayurdu çocukluğudur… Jorge Amado demişti bunu. Çünkü çocukluğunuz evinizdir. Evinizden önce sokağınız mahalleniz yaşadığınız semt oradaki bahçe okulunuz kediler ağaçlar her şey çocukluğunuza aittir. Elbette küçümsemiyorum hatta bazen yadırgadıklarımız da oluyor ama doğmadıkları çocukluğunu yaşamadıkları başka anayurtlardan kopup gelenler o yerde sizin yaşadıklarınızla aynı hisleri paylaşmazlar çünkü her bir şey her şeyden önce onlara değil size aittir… Elbet hor kullananlar çocukluğunu orada geçirenlerden çıktığı kadar aksine çocukluğunu yaşamadıkları halde göçtüğü ….

Özgür Günsay yazdı: “İnsan Yol’dur”

28 Mart 2021 Özgür GÜNSAY 1

İnsan yoldur. O yolda kendini bulur. Arayan evvela Mevla’sını azarsa belasını bulur derler. Mevlâna da neyi arıyorsan osun sen diyerek arayan kişinin aramasındaki nedenine bağlı olarak kendisini bekleyenin ne olduğuna kendisi karar verecektir der. Neyi aradık biz? Neydik, ne olduk?  Var mısın kendi içinde var olan yolda yok olmaya? Sevmek değil bu, vazgeç de demiyorum. Bul diyorum; bulman için de ara… İçimde bir şüphe var Züheyla. Kendimi ararken bulduğum seni tek yol sanmışım. Yanılmışım, ağlamışım, biraz da aldanmış olabilir ama kusuruma bak. Ellerimdeki kan kendimi ararken öldürdüğüm benin kanları. Sen kusuruma bakarken bak rahatına bu aralar ben kendimi aramakla meşgulüm. İnsan ….

Aydan Yıldız Güneş yazdı: “Kâinatın Derdi Kadın”

1 Mart 2021 Aydan YILDIZ GÜNEŞ 0

       Dünyaya geldiği günden beri kadının çilesi hiç bitmedi. Hiç bitirilmedi. Belki de hiç bitmeyecekti. Sanki dünya kadın üzerine kurulmuş gibi, her şey onun omuzlarına bırakılmış ve âlem sadece onun ekseninde dönercesine, herkesin yegâne derdi kadın oluvermişti. Çünkü dünyadaki en önemli varlık kadındı. Sevilsin diye Âdem Aleyhi selamın kaburga kemiğinden, kalbe yakın yerden yaratılıp değerli bir hediye, ince, narin, naif ve hassas bir varlık olarak dünyaya ayak basmıştı. Yüce Yaratıcı; kadının bedenini, kalbini kırmadan incitmeden sevilmesini emretmiş olsa da ne yazık ki dünyada en çok incinen, değeri bilinmeyen, kırılan, dökülen, yok edilen kadın olmuştu. Hâlbuki kâinatta yaratıcısı ayağına cenneti vermişti. ….

Esma Gülaçar yazdı:” Yaşlanınca Rahat Etmek mi?”

1 Mart 2021 Esma GÜLAÇAR 0

YAŞLANINCA RAHAT ETMEK Mİ? Yaşlanınca rahat etmek için gençliğinde çabalıyormuş insanlar. Ben bu garipsediğim durumu daha önce çok kez yaşadığım gibi yaşayarak daha iyi anlayacak veya hak verecek miyim bilmiyorum. Ömrümün yaşlılığımı görecek kadar devam edip etmeyeceğini anlamamı sağlayacak gayb bilgisinden yoksunum nasılsa. Ama yaşlılığın biyolojik olarak rahatlamaktan  ziyade  hücrelerimizin ölümüyle başlayarak oluşumunu yıllar içinde tamamlayan hastalıkların genelde  en sık görüldüğü ve nihayetinde gerçek ölümümüzle son bulacak olan bir süreç olduğunu biliyorum.  Elbetteki her insan dolayısıyla her bünye farklı olduğu için her hastalık herkeste aynı etkiyi göstermez, herkes aynı sayı ve şiddette hastalık yaşamaz. Ruh ve beden(fizyolojik) sağlığımızı korumaya yönelik ….

Tamer Uysal yazdı: “Şehir ve Ütopya”

Bursa, Bayburt ve İzmir… Üç  kent.. Yaşamımda yer kaplamış bu üç kentin hiçbiri benim için ütopya değildi. Geçmiş ve gelecek; kayıplarımız ve beklentilerimizdi bizim ütopyalarımız… -1- “Büyük şehir insɑnını büyüleyen ɑşktır, ɑmɑ ilk bɑkıştɑ değil, son bɑkıştɑ ɑşk.” Walter Benjamin 1940’ta Nazilerin eline düşmemek için intihar etmesi Walter Benjamin’in yaşamını dramatik hale getirmiştir ancak yapıtları yaşadığı sanayi devrimi sırasında düşünceleri de oldukça ilginçtir. O dönem aydınları arasındaki hiçbir şey umut edildiği gibi olmamış yaygın olan melankolik yaklaşım yapıtlara da aynı şekilde umut ve hayal kırıklığı biçiminde yansımıştır. Das Passagenwerk (Pasajlar) adındaki kitap Walter Benjamin’in kentler ve kültürel gelişme arasındaki ilişkileri ….

Tamer Uysal yazdı: ” Kudüs…Ey Kudüs”

KUDÜS… EY KUDÜS          “Seni unutursam, ey Kudüs          Sağ elim hünerini unutsun          Eğer seni anmazsam          Dilim damağıma yapışsın”                                     MEZMUR-137  Kudüs Ey Kudüs yaklaşık 4 yılda yoğun çaba ve araştırmayla ortaya çıkmış, Kudüs ve İsrail-Arap sorunu üzerine yazılı en kapsamlı kitaplardan birisiydi. Fransız ve Amerikalı gazeteciler Dominique Lapierre ve Larry Collins tarafından kaleme alınmıştı. Üç tek tanrılı (semavi) dinin merkezi Kudüs tarih boyunca nice “kutsal savaş”lara sahne olup üzerine sayısız kitap yazılmıştır. Ulusların yolları ve tanrı kelamı kavşağının tarihine ışık tutan ve ABD, Almanya, Fransa vs. gibi ülkelerde çok satan kitapta Kore Savaşını da izlemiş Lapierre ile Ortadoğu’daki toplumsal dönüşümlerin yakın tanığı Collins  ….

Naz Bektaş yazdı: “İndirgenmiş Çocukluk”

1 Şubat 2021 Naz BEKTAŞ 0

İNDİRGENMİŞ ÇOCUKLUK Çocukluğunu yaşayamayan çocuklar yetiştiriyoruz. Çocuk yaşta olmakla çocukluk bilincinin aynı bir şey gibi göründüğü bir illüzyonla karşı karşıyayız. Eski zamanlarda da çocuk, çocukluğundan uzak yetişir, tarlada, tamirhanede çalışır ve buna karşın yine de çocuk olduğu bilinciyle çevresine davranırdı. Çalışmasındaki ezilmişliğin üstesinden, hemen her edimine kendince bulaştırdığı bir oyun havasıyla gelirdi. Bugün varılan noktadaysa çocuk; bedeninin katılmadığı, oyun dışında kaldığı ‘zihinsel oyun’ sürecine bilincini kilitlemiş durumda. Gün boyu gözünü ayırmadığı bilgisayar ekranı, onu, savaş taktiği uzmanı olduğu illüzyonuyla muktedir bir komutan gibi kendine hissettirirken, bilinç dışı yoldan tüm benliğini köleleştirmekte, kumanda tarafından yönetilen bir uyduya döndürmektedir. Bir o denli, ….