Nesimi Argun yazdı: “On meurt ou elle s’attache”

18 Haziran 2021 Nesimi ARGUN 0

Doğum sancılarım yeni kitabım için demişti Nietzsche “Zerdüşt” ü müjdelerken. Öyle bir hisse kapıldığım hiç olmadı. Sokak köpekleri, çöp kovaları  ve yıldızların senfonisine nerden aklımda kaldığını bilmediğim bir müzikle eşlik ediyor ruhum. Yoldayım, şehir ışıklarıyla beraber ilerlerken eve doğru, bilinen argümanları askıya aldım…Çevremde dönen diyaloglardan farklı olarak buraya yazıyorum. Küçükken damda yatardım, kurbağa sesleri eşliğinde yıldızları izlemek çok hoşuma giderdi. Artık yoklar ; kurbağaları düşlerim yuttu, yıldızları duvar.. Hayatımızı çoğu kez iplemediğimiz şeylere borçluyuzdur. Basit bir yara kocaman bir enfeksiyona dönüşebilir biz farkında bile olmadan. Güzel şeyler yapalım derken elimize yüzümüze bulaştırdık her şeyi, aşkı  bile. Sevgiyi içimize gömelim derken devasa ….

Nesimi Argun yazdı: “Süre/ç”

11 Mayıs 2021 Nesimi ARGUN 0

En az açık balkon kapıları ve antidepresanlar kadar ; güzelleştirdiği  ölçüde çekilmez de kılabiliyor hayatı  izmaritler. Son nefesi çekip bahçeye fırlattım izmariti , pencereyi kapayıp kulaklığı taktım ve hiçbir şey olmamış gibi çay demledim. İlşkilenmelerimize duygular değil de matematik hükmetseydi hayatı biraz daha anlamlı bulabilirdik. Ama  birbirimize boğulmuş durumdayız, söze dönüşmeyen duygular atmosferi, kaos, melankoli, Vivaldi… Söylemlerimiz göğe çarpıp bize yansıyor ve onlardan arta kalan gerçekliğe kader deyip boyun eğiyoruz.  Keşke diyorum bazen ; Nietzsche gibi birkaç filozof daha çıkıp  “Her durum kendine özgüdür, dolayısıyla nitelik olarak iyi ve kötü aynı şeyin yansımalarıdır. Evrensel ahlak yasası yoktur, durumların ahlaki yorumu vardır sadece.” ….

Nesimi Argun yazdı: “-Kül”

24 Nisan 2021 Nesimi ARGUN 0

-kül Platon kitapları için ebedi çocuklarım demişti, ben öyle düşünmüyorum. Hoş Platon’da ne düşündüğümü umursamıyor zaten. Kaşınmaya başladım, sineklerden (öldüremediklerimden biri) kolumu ısırdı sanırım, şişti biraz. Bir güne iki ölü çok fazla, ona karışmayacağım. Henüz diğerinin acısını atamadım üstümden. O kolumu ısıradursun ben de müzik seçeyim. Evrilip gidelim, ben işime  o  doğasına. Kendini bir şey sanmak sinek için mesele değil, tavrı vahşice ve içgüdüsel olabilir ama  sınava hazırlanmak için gösterdiğim mücadele çok daha vahşiceydi. O başkasının kanıyla besleniyor ben kendi kanımla. Hayata tutunmaya çalışan bir sivrisinek yaşama yüklediğim anlamı değiştirebilir. Başım dönmeye başladı hafiften, sebebini biliyorum. Bu yazı bittikten sonra ….

Nesimi Argun yazdı: “Denge”

24 Nisan 2021 Nesimi ARGUN 0

Söylenmesi gereken her şeyi söylediğimizde hayat biraz daha sıkıcı bir hal alır. Bazen kar tanesiymişim de anlamsız bir rüzgara kapılıp yuvarlanmışım gibi gelir yükseklerden. Tepeden bakar olmuştum benzerlerime. Dibe yaklaştıkça korkum katlanarak azalırmış, ne olduğunu bilmediğim (ve belki de hiçbir zaman bilemeyeceğim) düşlerden birini yaşıyormuşum rüyamda ve uyandım. Soğuktu ama kimin umurunda Yuvarlanıyorum, kim dizginleyebilir beni! Üşüyorum ama bu ne ki Parçalara böldüm kendimi Düşmek üzereyken tutundum ardıllarıma.. Hiçbir şey duyamamanın eşiğine geldiğinizde her şeyi dinliyorsunuz, sözler anlamı aşıyor ve hep olduğu gibi tek başınıza kalıyorsunuz. Müzik dinlemekten ibaret bir hayatımın olmasını isterdim ya da varsa ikincil hayat, melodilerle şenlensin ….

Nesimi Argun yazdı: “Fragman”

19 Nisan 2021 Nesimi ARGUN 0

Uyumak için saydığım koyunlardan birini feda ettim açlığıma, kalanlar kurbanın yasını tutma bahanesiyle etrafımda dönmeyi bıraktılar. Üzerine çok şey konuşabilir  ya da derin bir sessizliğe teslim olabiliriz. Susmak üzerine bir çok teori üretildi tarihte, devam edeceği de benziyor. Buda uzun bir süre sessiz kalınca ruhsal bölünmeyi bir ağaç kovuğuna saklanarak keşfetmişti, Einstein  keman çalarak, Nietzsche dağa tırmanarak.. “peki biz ne olacağız? ” diye sormaya gerek var mı? kendime tekrar ede ede bitiremediğim gerçekler ve hiç farkında olmadan yüzüme yerleşen mistik gülümseme. Zaman kavramını bir yana bırakırsak bulaşıkları henüz yıkamadım, ya siz? az önce öksürdüm, aynaya bakamadım. bakabilene müthiş saygım var,tükürdükten ….

Nesimi Argun yazdı: “Bazen”

1 Mart 2021 Nesimi ARGUN 0

_BAZEN Sessizlik… Çakmağın sesini duyduğunuza eminim. Saat 03 ‘e geliyor; son nefesi çekip bahçeye fırlattım izmariti, pencereyi kapatıp kulaklığı taktım ve hiçbir şey olmamış gibi çay demledim. Bu ve önceki beş  saatlik süre boyunca çakılan her çakmağın sesi, sevişme sesleri, öksürme sesleri, bir yaprağın dalından kopup  kaldırıma çarpmasının sesi, şiddete uğrayan bir kadının sesi, Akakiyeviç’in ayak sesleri, Bukowski’nin sifonu çekme sesi ve Marla’ nın iç çekme sesi gibi daha nicesini içine alan derin ve koyu bir sessizlik. Kendini geçersiz kılan boşluk, unutkanlık… Bireysel eşitliği bozmak için çok değil , birkaç bin öncesine; yüzünü gölgesine , sırtını ateşe dönen bir neandertalin donuk ….

Nesimi Argun yazdı: “Enfeksiyon”

14 Şubat 2021 Nesimi ARGUN 0

ENFEKSİYON Kafasını yastığa koyar koymaz uyuyan insanları hep kıskandım, başta annemi. yağmur ara vermeden yağıyor. kullanmaktan pek de haz almadığım kelimeler tarafından kovalanıyorum. yıpranmış bir bez parçası, tavandaki çatlak, kediler, kokular ve kahve.  bağlamından koparıldıkça birey, daha da uygarlaşıyor. İlişkilenimleri nesneye bağlayan ilk insan  gibi ben de tabular yaratıp – yıkıyorum içimde kimseye hissettirmeden. Ve yine  kelimeler. kendileriyle bağlantılı olsun veya olmasın bir şekilde daha fazla kelime doğuruyorlar. birini tutunca diğeri ya elinden kayıyor yada anlamından çok şey kaybediyor. sonrası hiç, kelimeler. sanırım beraber büyüyoruz ve hep aynı kalıyoruz. nesimi argun

Nesimi Argun yazdı: “Metronom”

31 Ocak 2021 Nesimi ARGUN 0

Metronom Eminim  sizlerin de en az  benim kadar, kuaförde sıra beklerken düşündüğü ama  birbirine  çarpmayan  sayısız fikri vardır. Politik – ideolojik daralmanın sürüklediği  durakların başında güzellik salonları, galeriler, protein tozları  ve şehrin bitmek bilmeyen gürültüsü geliyor. Kulağımın aşina olmaktan sıkıldığı bu sesler arasında kayboluyorum bazen, bir rüyadan uyanır gibi uzun ve manasız hayallere dalıyorum sonra. Küresel ısınma, enflasyon, aristo ve salgın derken patatesin kilogram fiyatında değişiklik olmuyor pek.  bir de can sıkıntısı, detone öten martılar,topuklu ayakkabılar ve  çürüyen yolcular..