Hatice Çoşkun şiiri: “Senden Giderken”

28 Mart 2021 Hatice COŞKUN 0

SENDEN GİDERKEN Bir umudun kırılmış kanadından düşer gibi, Oturup kaldım dudaklarının kenarında.. Hayalinle ince sızılar yaratan şu gönlüme, Gurbete çıkar gibi vedalaştım.. Gitmek istemeyen sahipsiz ellerimden düştün toprağa, Gözlerimden… Can kenarı düştü şansıma Baktıkça sana Kırıkları saplandı göz pınarlarıma.. Mahur bir yürüyüş sergiledi hasretin Geçti baharın sahipsiz ruhumun yanından Mümkün mü kalmak Bu denli sahipsizken bakışlarında Korkar kirpiklerim Göz yaşına bir gün değer diye… Hiç kırılmamış gibi düşlerim kalır yarım, İnce belli tel bardakta , sessizce… Susar elbet bir gün Sevdaların susamış yaprakları Ve Gidersin… Arkanda tozlu bir bavul içinde yüreğinle.. Hatice COŞKUN

Arzu Aytan’da hayata dokunan bir öykü “Hayatın Çatlağı”

28 Mart 2021 Arzu AYTAN 0

Hayatın Çatlağı Nereden geldi diyeceksiniz bu çatlak. Geçen gün çatlak kurabiye yiyordum. Hamur ağzımda dağılırken bende hayatımda dağılanlara daldım. Doğduğumda şüphesiz tatlı bir bebekmişim. Soluk benzimdeki gözlerim ışıldarmış. Ayaklanmaya başladığımda hep bahçeye koşar, toprağı çamur haline getirip garip şekiller çizermişim. O zamandan unu koyarak başlamışım kurabiyemi şekillendirmeye. Okumayı öğrendiğimde hiç susmadan her gece masal kitaplarını okuyarak uyumaya başlamışım. Eh hayat o zaman çatlamaya başlamamış olsa da, ben kendimi avutmayı bir parmakken öğrenmişim. Daha sonra türlü hikaye kitaplarına geçmişim, bu arada yumurtaları kırma vakti, çünkü kabuğumdan yavaşça çıkıyorum şu sıralar. Okudukça bu küçük hikayecikleri dünya üzerindeki iki ayaklıların ne garip hayatları, ….

Tamer Uysal yazdı: “Binalar, Binalar”

BİNALAR, BİNALAR… Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından. (Nazım Hikmet) İnsanın anayurdu çocukluğudur… Jorge Amado demişti bunu. Çünkü çocukluğunuz evinizdir. Evinizden önce sokağınız mahalleniz yaşadığınız semt oradaki bahçe okulunuz kediler ağaçlar her şey çocukluğunuza aittir. Elbette küçümsemiyorum hatta bazen yadırgadıklarımız da oluyor ama doğmadıkları çocukluğunu yaşamadıkları başka anayurtlardan kopup gelenler o yerde sizin yaşadıklarınızla aynı hisleri paylaşmazlar çünkü her bir şey her şeyden önce onlara değil size aittir… Elbet hor kullananlar çocukluğunu orada geçirenlerden çıktığı kadar aksine çocukluğunu yaşamadıkları halde göçtüğü ….

Rüveyda Sare Yıldırım yazdı: Çokça Amentü”

28 Mart 2021 Rüveyda Sare YILDIRIM 0

ÇOKÇA AMENTÜ Yine bir sabah,tek kişilik bir güne daha bir mızmızlığın başlangıcıyla uyandı.Bu böyle olmamalıydı,saat dokuz bile olmamışken neden aşağıdan salıncak gıcırtıları gelirdi..? Gözlerini açtı –açmadan evvel de başlamıştı zaten söylenmeye- ‘Mutlu musunuz,tek başıma buradayım yine..İstediğiniz oldu mu,çok duvarlı bir yerde kendi kahkahalarımdan ürkmeye başladım..Uzaklardayım…’ Zil seslerini  umarken,çocuk cıvıltılarını düşlerken,okul yolunda minikler gibi bir heyecanla yürümek varken..-bunu söylerken bile tükendi- Bir defter,bir kazanım,bir imza..Sonunda bir dua ve çokça amentü… Öğretmenler odasına çıkarken basamaklara yansıyan küçük bir gök kuşağı vardı ‘ öğrencilerin kaçı farkındadır’ diye düşündü.Okulun arka bahçesinde tarlalara bakan köşesinde, duvarın tel örgülerinden sonsuzluğa uzanan başaklarına bilmem kaçıncı kez dokunurken ….

Özgür Günsay yazdı: “İnsan Yol’dur”

28 Mart 2021 Özgür GÜNSAY 1

İnsan yoldur. O yolda kendini bulur. Arayan evvela Mevla’sını azarsa belasını bulur derler. Mevlâna da neyi arıyorsan osun sen diyerek arayan kişinin aramasındaki nedenine bağlı olarak kendisini bekleyenin ne olduğuna kendisi karar verecektir der. Neyi aradık biz? Neydik, ne olduk?  Var mısın kendi içinde var olan yolda yok olmaya? Sevmek değil bu, vazgeç de demiyorum. Bul diyorum; bulman için de ara… İçimde bir şüphe var Züheyla. Kendimi ararken bulduğum seni tek yol sanmışım. Yanılmışım, ağlamışım, biraz da aldanmış olabilir ama kusuruma bak. Ellerimdeki kan kendimi ararken öldürdüğüm benin kanları. Sen kusuruma bakarken bak rahatına bu aralar ben kendimi aramakla meşgulüm. İnsan ….

Serhat Alpar yazdı: Bir Bulutu Olmalı İnsanın”

28 Mart 2021 Serhat ALPAR 0

                     BİR BULUTU OLMALI İNSANIN        Bir bulutun gökte süzülüşünde hayallerini diriltmeli insan. Duygularıyla ,fikirleriyle, yaşanmışlıklarıyla  yeryüzünü yağmur taneleriyle yeşertmeli, karanlığı karın beyazlığıyla aydınlatabilmeli.İnsan,uzaklığın ve yakınlığın anlamını kaybettiği  her ufkun ardında bir bulutla var olma arayışı içinde olmalı ve ufkun sonsuz manzarasını  derin bir ruhla izleyebilmeli.İnsanın benliği ,yaptığı eylemler miktarınca ayakta kalır ve hayat birkaç tekdüze eylemle  sınırlandırılmayacak kadar geniştir.Eylemler,insanın hayal gücüyle ve dünyaya bakış açısıyla anlam kazanır.İzlemek mesela  ,basit ama asla küçümsenmeyecek bir eylem.Öyle bir eylem ki  tüm dünya arkanda ,ufka bakma cesaretini canlı kılan da taşıdığın erdem ,doğrunun peşinde olma arayışın ve yaşadığın toprağı her türlü dirence rağmen ….

Mehmet Fatih Çapkur şiiri: “Bilmem Ki”

28 Mart 2021 Mehmet Fatih ÇAPKUR 0

                     BİLMEM Kİ Bilmem ki hangi duygunun girdabında yoğrulduk Bilmem ki hangi hüznün sualinden sorulduk Var mıdır bizi özleyen gönül aşiyanında Bilmem ki kaç fezeyanın sonunda durulduk  Bu yara hangi savaşın silinmeyen izidir  Bizi böyle solduran hangi vaktin güzüdür  Bilmem ki hangi yangının külünde kaldı ismimiz  Hangi yangında tutuştu ruh tutuşmadan cismimiz  Bu tebessüm hangi günün hatırası yüzümüzde   Bilmem ki ne zamandan bu ıslaklık sözümüzde   Nerede şehrayinler mey tükenmiş kadehi boş sâkinin  Ne çabuk solmuş rengi o güzelim hakinin  Bilmem ki bu hengâmede tükenen hep biz miyiz  Yar gönlünde âşina mı yoksa belirsiz miyiz  Bir gün sual gelir ….

Hera Samıkıran yazdı: “Omuz”

1 Mart 2021 Hera SAMIKIRAN 0

Omuz Bir hikayem yok. Neden buradasın ve buradayım sorusunu soracaksan en baştan söylemeliyim ki ayırmalıyız yollarımızı. Sanat filan da sayılmaz bu zaten ne bir acım var ne hayalim ne de kaygım.  Öyle alıntılar yapabileceğin bir yazı da değil bu. Zaten bunu neden okuduğunu da ancak bunu neden yazıyor olduğum sorusunun cevabındaki kadar sığ bir serinlikle açıklayabilirim. Ne mi demek istiyorum? Ne önemi var! Ne söylediğim değil mi önemli olan, buna odaklan; çünkü ikimizin de şu anda başka çaresi yok. Odaklan demişken var mı odaklanabildiğin yani gözden çıkarabildiğin bir şeyler? Bu bir yüzleşme mi diye düşüneceksin şimdi de, belki…Neden olmasın ki? ….

Ahmet Halit Dağdüzü şiiri: “Hayâl Kadını”

Hayâl Kadını İstanbul’un herhangi bir sokağında Bir akşamüstü yapayalnız Üsküdar’da ya da Beyazıt’da Düşeceğim peşine apansız – Yıldırımlar koşacak, yarışacaksın Salacağım gönlümün atlarını Yollar uzasın, uzadıkça uzasın Gidecek senin gittiğin kadarını – Elinde kitapların, Yıldız parkında Dolaşırken düşünceli, öylesine Belki bir an, belki daha kısa Bakacağım sana ölürcesine. – Rüyalardan çıkacak ebem kuşağını Saçlarına takacağım bir gün Taze toplanmış papatyalar gibi Saçlarına takacağım bir gün – Beklesem , fecre kadar beklesem Bilirim, gelmeyecek bir yar’sın Ben sokakların yaramaz çocuğu Heyhat sen bir hayâl kadınısın! Ahmet Halit Dağdüzü

Nesimi Argun yazdı: “Bazen”

1 Mart 2021 Nesimi ARGUN 0

_BAZEN Sessizlik… Çakmağın sesini duyduğunuza eminim. Saat 03 ‘e geliyor; son nefesi çekip bahçeye fırlattım izmariti, pencereyi kapatıp kulaklığı taktım ve hiçbir şey olmamış gibi çay demledim. Bu ve önceki beş  saatlik süre boyunca çakılan her çakmağın sesi, sevişme sesleri, öksürme sesleri, bir yaprağın dalından kopup  kaldırıma çarpmasının sesi, şiddete uğrayan bir kadının sesi, Akakiyeviç’in ayak sesleri, Bukowski’nin sifonu çekme sesi ve Marla’ nın iç çekme sesi gibi daha nicesini içine alan derin ve koyu bir sessizlik. Kendini geçersiz kılan boşluk, unutkanlık… Bireysel eşitliği bozmak için çok değil , birkaç bin öncesine; yüzünü gölgesine , sırtını ateşe dönen bir neandertalin donuk ….