Yunus Emre Gürünlü şehitlerimiz için yazdı: ” ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİMİZİN 104.NCÜ YILINI KUTLAMA ve ŞEHİTLERİMİZİ ANMA GÜNÜ HAKKINDA “

Tarih; Aziz Türk Milletinin kahramanlığı, cesareti, mertliği ve tarihe dönüm noktası olarak geçen kutlu zaferleriyle doludur.

İşte  Çanakkale Zaferi’ de Türk milletinin azim ve şecaati ile yokluk ve imkânsızlıklara rağmen Türklüğü ve İslam’ı dünya sahnesinden imha etmek isteyen; İngiliz’i Fransiz’ı İskoç’u Anzaklı’ sı yedi düveli bir olmuş namus, hürriyet ve vatanımıza hücuma yeltenir iken, Kahraman neferlerimiz Atası Sultan Alp Arslan’dan aldığı parolanın gereğini, gözlerini vatan toprağına dikenlerin heveslerini gözlerinde ve kursaklarında koymak olmuştur.

Tarihimiz için büyük önem arz eden ‘’ÇANAKKALE’’ ağızlarından ve gözlerinden kin ve nefretlerini kustukları emperyalist kuvvetlere karşı, adeta etten duvar örerek şimdiye kadar hiçbir savaşta görülmemiş olan eşsiz nitelikte savunma / taaruz hattının oluşturulduğu kanlarının sel olup aktığı, Gelibolu’da, Anafartalar’da, Seddülbahir’de, Arıburnu’nda, Kilitbahir’de, Conkbayır’da küffara ölüm püskürtülen savaştır.

Çanakkale bu eşsiz savunma ile İngiliz Subay ve Generallerine büyük dersler vermiş, onların zannınca, ’’Savunma hattını şu kadar zamanda etkisiz hale getirir, beş çayımızı İstanbul’da içeriz diye düşündükleri’’ fakat Türk Askerinin muazzam bir savunma yaparak kendilerine geçit vermeyeceğini hesaba katmadıkları bu sebeple bir ulusun yeniden varoluş mücadelesinde ki hâlin vücut bulduğu milli ruhun şahlanarak ayağa kalktığı askerliğin şân ve şerefinin vâkur duruşunun gösterildiği yer idi.

Dünya’da böylesi bir savunma/taaruz harbinin başkaca örneği olmadığı ve bizlerin bu yaşananların belki de pek azını tarihi kayıt ve savaş notlarından bildiğimiz ancak bu kadar olmasına rağmen Bilinen tek gerçeğin şu olduğunu özetler isek;

Tarih; yazılanın dışında, yaşandığı gibi olan akışından çıkmayan, bir yolun sona varacağı yer ise, Çanakkale’de şanlı ecdâtımızın ölmekten ve öldürmekten korkmadığı, vatanı, namusu, dini, dili, sancağı ve hürriyeti uğruna şehitlik makamına ulaşmak arzusunda oldukları, İslam’ın sönmez güneşini ellerinde yükselttikleri ve vatanın kalbini attırdıkları yer olduğu gerçeğidir.

104.ncü sene-i devriyesinde vatan kalbini attıran tüm şühedayı ve pek muhterem kumandanlarımızı Rahmet, Minnet ve Kur-ân ile anmak boynumuza borçtur.

Bu borcun ifasını Aziz ve Necip milletimin her sene-i devriyesinde yerlerine getirdikleri kanaatindeyim.

Aziz ruhları ve hatıraları için

El-Fatihâ

Yunus E.GÜRÜNLÜ

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*