Yazar Semra Şenol’un “Akkor” isimli kitabı raflardaki yerini aldı

Yazar Semra Şenol’un 2016 yılında çıkarmış olduğu “Gözyaşındayım” isimli kitabından sonra yeni kitabı “Akkor”  Bi’Kitap Yayınlarından çıktı ve raflardaki yerini aldı. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu yazarımız şiir, düz yazı, öykü ve roman yazan Semra Şenol, metin yazarı olarak çalışmaktadır…

Kitap hayatınıza farklılık katacaktır. Heyecan ve aşkın dile geldiği cümlelerle dolu olan kitapta Safir’in sürükleyici hayat hikâyesine ortak olacağız. Yazar’ın dediği gibi “ Hayat tam da bitti dediğimiz yerde başlıyor bazan”

AKKOR – Semra Şenol

Yaralarıyla yüreğimi deşen adam, sen miydin acılara göğüs geren?

Yüzsüzüm, doğrudur. Vermeyi teklif dahi etmediğin sevgine kucak dolusu yarınlar ekledim. Ama sende boş değildin umutlarıma, uzattığım elimi geri çevirmedin, almama müsaade ettin sıcaklığını.

Kucakladığında bedenimi uyku namına eser kalmadı ruhumda, yeni çiçeklere tomurcuk durdum. Başımı dayadım sıcacık kalbine, aşağıdan baktım boşluğu andıran kalbine. İçerisi zifiri karanlıktı, kısık gözlerle aradım içerisinde kendimi. Kollarının arasında küçük bir çocuktan farksızdım, korkusuzdum göğsünde asılı dururken; ilk defa canımın yanmadığını ayrımsadım, ait olduğum yere bırakılmış bir cenindim.

Fakat sen beni yatağıma bırakıp gidecek kadar haindin. Var gücümle asıldım yakana, dilimde itiraz cümleleri cirit atarken, ben bir tek “Sev beni” diye yakarabildim sana. Ödüm kopuyordu parmaklarımın arasından kayıp düşürsen diye. Keza; düşmeye gönüllü senden önce bendim.

Söz verdim yaralarına dokunacağıma, ne kadar canımı acıtsa da cerahatleri. Milim milim ezberleyecek, unutulmasın diye mühürleyecektim dudaklarıma kederini.

Aklını çelen sözlerim miydi, yoksa sende mi meyilliydin aşk dolu girizgâhıma?

Dudakların ilk kez buluştuğunda dudaklarımla, zamanı durduğunu hissettim ikimiz için. Asılı kalan dakikalar ve saniyelerde sesin değildi beni yöneten, serbest bıraktığın iradendi beni sana çeken güç. Pişmanlık duymadım, duymayacağım.

Ellerinle araladığın çıkmazlar var ya, yemin ederim arsız hülyalara boğun bağı olacak.

Bedenin bedenimde yükselirken okşadım yüz ölçümünü, kokun kokuma sinerken mutluydum inan. Dile getirmeye ne hacet; yaşadığımı kanıtladın durağan fısıltılarıma. Ellerin üstümdeydi, benim parmaklarımda omuzlarına sıkıca tutunuyordu, varlığını ispatlıyordum bir nevi kendime.

Dokundukça ayılıyordum rüzgarına.

Sonra kulağıma fısıldadın, “Neredeydin bunca zaman?”

Bir adım ötende, arkandaydım. Emanet verilen kalbi saklıyordum, sahibini kandırdığımı bile bile gizledim onu senden. Bir rüyaya aldanıp peşinden koşandım, nerden bilecektim yollarımı gözlediğini. Saftım ve yaralıydım…

Göğüslerimin arasından aşağıya inen ameliyat izini öptün, bıkmadan usanmadan. Günlerdir hayalini kurduğum yaranı, sol gözünü örten kesiğe değdirdim titrek dudaklarımı. İkimizde sözümüzde durmuş, açık yaralarımıza şefkatle dokunmuş, sarmaya yeltenmeye boşuna uğraşmamıştık. Sende, bende biliyorduk ki; bizdeki yaraların aslı astarı deliklerle kaplıydı, yamadığımız yerler ufalanacaktı…

Gece sabaha söktüğünde kollarının arasında uzanıyordum. Tutkuyla örtünen gece saatlerinde çırılçıplaktık, utanmadık birbirimizden. Aramızda gizlenen sırlar ve sınırlar yoktu, özgürlüğümüzü hediye etmiştik kendimize.

Seni sevdiğimi defalarca haykırdım gönül sesimle o uzun gecede, kısalan dar vaktimizde. Duydun veya duymadın. Aynı dili konuşmayı beceremediğimizi fark ettim, sen yanımda uzanırken. Ben sana ‘Seviyorum’ dedikçe, hareketsizce tuttun beni kollarında. Başım göğsünde demlenirken çıplak omzumu okşadı parmakların, suskundu lehçen, tek taraflı itiraftı benimkisi.

Yetti diyemem sundukların. Bedeninden daha fazlasına muhtaç hissediyorum yüreğimi. Kalkıp gittiğin yatağın bir tarafında, seni daima bekleyeceğimi, bakışlarında adımı arayacağımı, dudakların her aralandığında yaramın sızlayacağını, zihnimi kuşatan düşüncelerde başrolü kapacağını artık benimsedim. Zor gelecek, inan.

Bir zamanlar,

Bülbül!

Bana dert yanma boşuna,

Gafile kelam işlemez.

Ne senin güle amansız aşkını anlarım,

Ne de gülün yerini sana söyleyebilirim.

Mantığa aykırı payidar-ı Aşk!

Derken, cahilliğim yüzünden çok büyük konuşmuşum. Şimdi, göğsümün ortasında açan kırmızı gülün taç yapraklarına elimi sürmekten ürküyorum. Bülbül gibi şakırken aşkımı, gülümü de kendim büyütüyorum. Sırf o zorlanmasın aşkımdan, yüksünmesin sevgimin naçizane kokusundan diye.


Yalçın, Beni Sevecek misin?

Kitap satış noktaları:

https://www.kitapsec.com/Products/Akkor-Semra-Senol-Bi-Kitap-Yayinlari-403887.html
https://www.kitapyurdu.com/kitap/akkor/526515.html&manufacturer_id=192559
https://kidega.com/kitap/akkor-337352/detay
https://www.bkmkitap.com/akkor
https://www.emekkitap.com/Search?q=akkor

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*