Yazar Cumhur Taşkın ile Röportaj

Hayat’a her yönden bakan ve zaman zaman herkesin kaçırdığı en ince detayları bulup, gönlünden geçen güzellikleri yansıtmaya çalışan bir yazar o. Sayın Cumhur TAŞKIN röportaja verdiği cevaplarla ezberleri, bir kez daha bozdu.

Öncelikle benimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederim. Hazırsanız başlayalım.

  1. Kısaca kendinizi anlatır mısınız?

Fakirliğini düşünmekten yalnızlıklarını unutan,  taşı, toprağı altın olan ve o toprağın altından büyük deprem fay hatlarının geçtiği, yaşamın şansa kaldığı İSTANBUL da dünyaya geldim.

Çankaya Belediyesinde çalışıyorum.

Beni doğuran ve hala da besleyen Annem Erzincanlı olup,  soyunu devam ettirdiğim babam ise Dersimli olup ailecek Ankara’ da yaşamaktayız.

Anadolu’nun bağrından geliyorum diyorsunuz yani?

Hayır, Anadolu baktı,  insanoğlu bozulmaya başladı. O bizi bağrından kovdu. Allah,  Anadolu’ya sabır versin.

  • Ne kadar zamandır yazıyorsunuz?

18 yaşımdan beri okumayı çok okumayı çok severim.   Okudukça okuduklarım ile yaşadıklarım arasında çelişkiye düştüm. İnsanın, söyledikleriyle, yaşadıkları arasındaki büyük boşluğu o yalnızlığı, çelişkiyi, kirlenmişliği, yalanı, ikiyüzlülüğü gördüm. Acılarımı sevinçlerimi yalnızlığımı, sevdalarımı, hasretimi insana değil kâğıda yazmaya 30’lu yaşlarda başladım. İlk olarak şiire döktüm. Sonra şiirler de kirlenmeye başladı Şimdi komik öyküler yazıyorum. Hem başımdan geçen hem de kendi ürettiklerimi bir kitapta toplamaya çalışıyorum. Arada sırada şiirler de yazıyorum.  “İnsan insana çok şeyler anlatırmış ” derlerdi. Bence bu söz değişti ”       İnsan, insana çok şeyler yazdırırmış” oldu. Ben, hep insanları izlerim bazen hiç konuşmadan dinler eve gidince geceleyin o gün yaşadıklarımı ya şiire döker ya da komik öykülere çeviririm.

Hayat felsefenizi belirli bir yaştan sonra değiştirdiniz demek. Değişmeyen tek şey değişimdir kavramını tam anlamıyla anlattınız

3. yazmanızda en büyük etken nedir?

EMPATİ, bu coğrafya. EMPATİ hâlâ anlamış değil.

Çoğu kişi Empatiyi ” Emaye” diye anlıyor. Bu coğrafyanın insani bizler başımıza gelmedikçe canımız yanmadıkça, ağlamadıkça gülmedikçe evet gülmedikçe İnsanın mutluluğuna EMPATİ yapmadıkça kaba bir tabirle maymundan insana geçmediğimiz sürece ne okuyabilir ne de yazabiliriz. Bütün dini kitaplarda EMPATİ yapın der. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini bir kere okursak Empatiyi anlarız.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinin kütüphanelerine gidin sayın bakalım, yüz milyonlarca ve milyarlarca kitap bulacaksınız. Niçin?   EMPATİ yaptıkları için RÖNESANS, LAISSİZM, FRANSIZ DEVRIMI,   REFORM HARAKETLERİ, hep EMPATI sayesinde oluşmuştur.

Çok güzel ifade ettiniz bakış açınızı sevdim açıkçası.

4.  peki yazarken kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Teşekkür ediyorum. Genellikle geceleri sabaha kadar yazarım. Gariban “İlhan Perisi” gündüzleri pek bana uğramak istemiyor. Biliyorsunuz korona virüs,  trafik kazaları, kadın cinayetleri, PTT, ASKİ, İSKİ kazdıkları ve kapatmadan açık bırakıp gittiği çukurlar var. Kendi de biliyor başına gelmeyecek kalmayacak. Onun için Abi, ben sana aksam gelsem olur mu? Diyor.

Aksam, ne zaman istersen uğra ben evdeyim. O da insanlar yatarken geliyor. Bana gelen ” İlham Perisi” kadın bence çok duygusal, aşırı duygudaşlık ve sempatik, çevresini çok seven, devrimci bir kova burcu kadını.

Yazarken kendimi bazen çok iyi hissediyorum. Bazen çok kötü hissediyorum. Kotu hissetmemin nedeni son zamanlarda kadınlara yönelik cinayetler ve yaralamalar. İyi hissetmemin nedeni kadınları çok mutlu gördüğüm zamanlar.

Bir kova burcu kadını olarak yorumunuz çok hoşuma gitti.

Ben de kova burcuyum 24Ocak

5 Şubat da benim ki memnun oldum burçdaşım.

5. yazarken çektiğiniz en büyük zorluk nedir peki?

Dediğim gibi ” Kova burcu olan ilham Perim olan kadın” bazen onunla anlaşamıyoruz

Ya O bana küsüyor bazen ise ben ona küserim. İşin latifesi bir yana. Gündelik yaşadıklarımız beni çok etkiler. Evde sıkıldıkça kendimi sokağa salarım. Yürüyüş yaparken de çok yazarım. Yanıma not defterimi ve kalemimi alırım. Sokağa çıkar yürürüm.

Şahit olduğum olaylar, duygular, düşünceler, sohbetler beni yazmaya itmiştir her zaman.

İnsanın olmadığı yerde ne üretim ne de yazı olur. Bazıları insandan kaçarak yalnız kaldıkça yazar.

Bense insana koştukça yazarım.  Pınarın saf olan kaynağından temiz su içmek başka. 100km ilerideki akıntısından içmek başka.

6. Şu ana kadar aldığınız en kötü yorum nedir peki?

Yorumlar genellikle güzeldi. Beni daha çok kadınlar şaşırttı. Kitabımdaki şiirlerimde kendi çemberimde dönmedim. Kadın cinayetleri, töre cinayetleri, mülteci sorunu gibi sorunlara değindim.  Ankara da yerel bir radyonun kadın sunucusu canlı yayında cezaevinde kanserden ölen bir mahkûmun, Annesine yazdığı son mektup için “ANNEME” ( AŞK BANA UZAKMIŞ ANNE) isimli şiirime yorum olarak;

Sen, ” ANNECİSİN” dedi. Bunu diyen de iki kız çocuk annesi Bence en kötü yorum oydu.

Yalnız kitabınızın içeriği oldukça ilgi çekici gerçekten.

Teşekkürler.

7. peki tam tersini sorsam sizin için en can alıcı yorum neydi? Sizi çok iyi hissettiren?

Bence, aslında toplum yavaş yavaş biraz düzeliyor gibime geldi. Bunda din faktörü de önemli insanlar EMPATI yapmaya başladı.

Ben,  şiirde gecen hikâyemi Ankara Ulucanlar Ceza Evinde sonlandırdım.

Kitabımı okuyup orada ceza çeken birçok insan bana siz de mi orada yattınız? diye sordular. Hayır deyince şaşardılar.  Ulucanları çok güzel anlatmışsınız dediler.

En çok canımı acıtan, burukluk veren bu yorumlar oldu. İyi hissettirme yönüne gelirsek 3 gün üst üste gittim. Sanki otuz yıl yatmış gibi çıktım. EMPATİME ve gözlemlerime çok güvenirim.

Çok iyi betimlediyseniz demek ki bu soruyla karşılaşmanız doğal. Bu bir bakıma kitabınızı okura, doğru aktardığınızı gösterir tebrik ederim sizi.

8. Siz olsaydınız kendinizi nasıl eleştirirdiniz?

Kitabi yavaş yavaş yazdım 13 sene de bitirdim. Şimdi yazdıklarımı beğenmiyorum. Ama gurur duyuyorum onlarla. Keşke acele etseydim.  Keşke çok gezseydim Mesela Sebahattin Ali’nin yattığı Sinop Ceza evine gidip gezseydim.  Keşke Dersim’e daha çok gitseydim.

Keşke yüreğimi daha çok yorup beni yıpratan o gözlere, o kalplere misafir olmasaydım. Onlarla tanışmasaydım. Beni yaralayacağını bildiğim insanları sevmeseydim.

AH!  BIR SÜRÜ KEŞKELERIM OLMASAYDI KESKE diyorum.

Kim hangi gönülde yorulacağını nerden bilebilirdi öyle değil mi?

9. kitabınız daha çok hangi yaş gruplarında ilgi çekiyor?

Bence,  her kesim var. İlk önce gençliğini heba etmiş bir gencin hikâyesi veya idealleri uğruna ölümü göze almış bir gencin mücadelesi. Kadınlar aşkı uğruna sokak ortasında ölmeyi göze almış onu kurtarmak için ölen bir genç kız. Anneler var evladı hapishanede kansere yakalanıp onun cenazesini bekleyen bir anne.

Anneler daha çok kitaba ilgi gösterdiler. Annelik duygusu, evlat acısı başka bir duygudur kadın üzerinde.

Desenize en güzel kesime hitap etmiş.

10. Yazarken ilham aldığınız şey nedir? Bir kişi olabilir bir nesne olabilir. O ilham periniz size ne olunca geliyor?

Asıl can alıcı soruyu sordunuz teşekkür ediyorum.  Ben, 12 Eylül 1980 asker darbesinde 9 yaşındaydım. Çevremde olup biten bütün olayların farkındaydım. Ankara Mustafa Kemal Mahallesinde çocukluğum geçti.  Yaşadığım mahalle çok politik bir mahalle idi. Bir sürü abilerimiz tutuklandı, hapishanelere atıldı, ağır işkencelere maruz kaldılar.

Mahallemize hep askerler tarafından baskınlar olur, yüzlerce belki de binlerce askerler gelmişti. O zaman mahallemizde yaşayan çok sevdiğimiz devrimci bir abimiz vardı. Hamdullah ERBİL sonra ceza evindeyken kansere yakalandı. Yurt dışında vefat etti. Onun yerine koydum ve ona hitaben yazdım şiirlerimi.

Acıyı bu denli hissedip harekete geçtiniz demek bu hem heyecan verici hem de çok zor olmalı sizin için.

11. Kitap yazmanız da sizi destekleyen birileri oldu mu?

Olmadı.  Herkes çok şaşırdı. Ben içine kapanık birisiyimdir. Yüreğimdeki duyguları ve beynimdeki kelimeleri sadece kâğıda aktarırım. Bir gün Mahallemde oturan esnaf arkadaşa kitabımı hediye ettim. Kitabımı okuduktan sonra senin bunları yazdığına “sende böyle bir kalp olduğuna inanamadım. Sen hep kendini saklamışsın bizden” dedi.

Ben de benim de kalbim var. Benim vücuduma kanı Ankara itfaiyesi pompalamıyor. Benim kalbim pompalıyor deyince çok güldü bana.

Ben, destekleyen tek iki kişi oldu. O da;  1) İNSANLARIN KÖTÜLÜĞÜ, 2)   YALNIZLIĞIM oldu.

İnsanların kötülüğü ve yalnızlığınız iyi bir şeye vesile olmuş ama, olumlu tarafından bakarsak eğer.

12. Beğendiğiniz ve kitaplarını okuduğunuz bir yazar var mı?

Şiir olarak ilk önce hemşerim Cemal SÜREYA var. Türkçeyi en güzel kullanan onunla dans eden, Onu ciddileştirip, onu güldüren Kürt kökenli Yılmaz ERDOĞAN var. Yılmaz ODABAŞI var. Hicri İZGÖREN Edip CANSEVER, Atilla İLHAN, Ahmed ARİF, Özdemir ASAF, Murathan MUNGAN

Kadın şairlerden Nilgün MARMARA, Didem MADAK, Mine SÖĞÜT, Gülten AKIN, Birhan KESKİN, Lale MÜLDÜR, Şennur SEZER, Sığla PLATH, Füru FERRUZHAD gibi.

Şu an okuduğum kitap Murathan MUNGAN’ın  “ÇADOR” isimli kitabı.

13. peki yazarlarla görüşme imkânınız oldu mu? Bir araya geldiniz mi hiç?

Kitap fuarlarında, imza günlerinde, hem kendi yayın evimde, hem de diğer yayın evlerindeki yazarlarla tanıştıklarım oldu. Virüs hayatımıza girince olamadı.

Maalesef virüs hepimizi kötü etkiledi ama gönüller bir olsun diyelim.

14. Konularınızı nasıl seçiyorsunuz?

Konular, beni seçiyor. Hem şiirlerim de hem şu an yazdığım komik öykülerimde.

Ya gelip aşklarını anlatan içini döken, taze yarasına üflememi söyleyen kadın olsun, erkek olsun arkadaşlarım oluyor. Ya da başımdan geçen, yaşadıklarım oluyor.

İnsanlar, potansiyel bir şiir, potansiyel bir öykü, potansiyel bir konu tiyatro için, potansiyel bir konu sinema için, insanlar insan olma yolunda potansiyel bir savaşçı bence.

Evet, haklısınız bazen farkında olmuyoruz ama aslında, her konuda bir savaş veriyoruz konu aşk olsa bile.

15. peki son olarak Buradan okurlarınıza seslenmek isteseniz ne derdiniz?

Aşk, Avrupa da düello karşılıklı bir savaş. Ama bu coğrafya da sırtından vurulma, ihanettir bence. Aşkın kılıcı yoktur. Hançeri vardır. O da kanın da saklıdır. Küçüktür kimse göremez onu. Müslüman coğrafya hançer, Hristiyan coğrafya kılıç kullanır.

Okurlarıma Bol bol EMPATI yapmalarını Bol bol okumalarını.  Çok çok gezmelerini. Topluma karışıp, sohbet etmelerini, artık ideolojilerin bittiğini onun yerine yine ikin kutuplu bir dünyanın ortaya çıktığını bunun biri iyi insan ve diğer kötü insanın olduğunu, Bizlerin iyi insandan yana olmamız gerektiğini, kadınlarsız bir dünyanın olamayacağını aynı şey kadınlar için de geçerli. 

İnsanlık yolunda hisli bir evrimleşmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bana bu fırsatı verdiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Saygılar.

Çok güzel bir sohbet oldu, sorularımı cevapsız bırakmadığınız için çok teşekkür ediyorum Cumhur bey. Mutlaka yeni sohbetlerimiz olacaktır. Saygılar benden.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*