YAZAR CANAN TÜRKARSLAN KİRAZ İLE SÖYLEŞİ

Yazmayı kendine hayat felsefesi olarak gören Bir Hayat Alacağım Var 1. Seri den sonra 2. Seri kitaplarının yazarı Yazar Canan Türkarslan Kiraz ile güzel bir söyleşi yaptık. Kendisine ilettiğimiz sorulara içtenlikle cevap veren Canan hanıma teşekkür ediyoruz.

1-Bize biraz kendinizden söz eder misiniz?

Aslen Ispartalı olup Denizli’de yaşamaktayım. İlk, orta ve lise eğitimimi Isparta’da yaptıktan sonra, lisans eğitimi için Ankara’ya gittim. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Hititoloji Bölümü mezunuyum. Mezuniyet sonrası memleketime dönerek, kısa bir süre yerel bir radyoda spiker olarak çalıştım. Daha sonra da, yine yerel bir gazetede muhabirlik yapıp ardından da bir dönem Isparta Belediyesinde Basın Müşaviri olarak görev aldım. Ne yazık ki, ülkemizin büyük sorunlarından olan eğitimini aldığın mesleği yapamamak sorunundan ben de nasibimi aldım, ama bundan asla şikâyetçi olmadım. Gazetecilik, severek yaptığım bir işti ve bana, hayatıma çok güzel şeyler kattı.

2-Yazarlık serüveniniz nasıl başladı? Kitaplarınızı yazarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Yazar olmak, benim çocukluğumdan bu yana en büyük hayalimdi ve ne mutlu ki bana yaşadığım onca zorlu sürece rağmen, bu hayalim beni asla yarı yolda bırakmadı. Yani, bu serüvenin temeli hayallerimle atıldı. Okul yıllarında acemice yazılan şiirler, zamanla dergi ve yerel gazetelerde yer alan yazı ve şiirlere doğru yol aldı.  Rahmetli babam, emekli öğretmendi ve kitaplara sevdalı bir yaşamı vardı. O dönemlerde her zaman yanımda olup, destek verdi. Yazmak, aslında bir çeşit terapidir. Özellikle de konuşmak yerine susmayı tercih edenler için ve ben de bu terapiyi tercih edenlerdenim. İlk iki kitabım da, bu tercihim sonucu ortaya çıkan birikimlerimin ürünüdür ve serüvenim hayallerden gerçeğe doğru yol alarak, başlamış oldu.

İzninizle burada, bu birikimlerimi kitap haline getirmek hususunda bana yol gösteren, tavsiyelerde bulunan amcam Sayın Hasan Ali Türkarslan Bey’e de  teşekkür etmek istiyorum. Zira, bu eserler onun teşvikiyle ortaya çıkmış eserlerdir. Şu an yazmakta olduğum üçüncü kitabımda,  ilk iki kitabımdan çok daha farklı konuları ele almaktayım. Bu vesileyle, sizin aracılığınızla, yeni kitabımın da inşallah yolda olduğunu duyurmuş olalım.

 Kitaplarımı yazarken, dikkat ettiğim, etmeye çalıştığım en önemli husus, dile getirilemeyen sorunların, kapalı kapılar ardında yaşanan acıların, sıkıntıların insan  hayatına ne denli büyük zararlar verebileceğini göz önüne sermek. İnsanların, sorunlarını görmezden gelerek kadere sığınmamaları ve yaşadıkları duygu her ne olursa olsun saklamak, bastırmak yerine bunu sonuna kadar, asla keşke demeden yaşamaları gerektiğini vurgulamak. Dikkat ettiğim bir diğer husussa, okuyucu, kitaplarımda kendini, en azından kendinden bir şeyleri bulabilmeli. ‘Evet, bu satırlar benim duygularıma tercüman olmuş’, ‘kitaptaki kahraman benim’ diyebilmeli.   Okunup bittikten sonra tozlu raflara mahkûm edilen kitaplardan olmamalı.  Yeni bir yazar olarak belki iddialı cümleler, ama bu hususlar benim için gerçekten önemli ve hedeflediğim hususlar.

3- Bir Hayat Alacağım Var 1. Seri den sonra 2. Seriyi yazdınız. Kitaplar birbirinin devamı mı yoksa farklı bir hikaye mi okuyacağız? Bu romanlarınızda okuyucuya ne anlatmak istiyorsunuz?

 Ben ikinci seriyi, ilk seri yayınlandıktan sonra yazmadım aslında. Tek kitap olarak yazmıştım. Ama öyle bir yazmışım ki neredeyse 800 sayfayı buldu. Biz de, okuyucuyu sıkmamak amacıyla seri yapmaya karar verdik. Kitaplar birbiriyle bağlantılı olmakla beraber, ayrı ayrı da bütünlük arz etmekte. İkinci seriyi alan bir okurun kafasında soru işaretleri olmayacak da diyebiliriz. Zira, ikinci seride yeni karakterler ve hikayeler yer almakta. Ben romanlarımda bir kadının çocukluktan başlayan oldukça çalkantılı ve kayıplarla dolu hayatını anlattım. Burada okuyucuya anlatmak istediğim, bir insanın hayatının en önemli aşamasının çocukluk olduğu, çocuklukta yaşanan olumlu yada olumsuz olayların, duyguların yaşam boyu insan psikolojini etkilediği, yönlendirdiğidir. Özellikle de, kitabımın büyük bir kısmında küçük bir çocuğun acılarını, ikilemlerini ele aldım ki, anne babalar, kitabımda yer alan karakterlerin yaptığı hatalara düşmesin. Çünkü inanın çocuklukta alınan yaraların tedavisi de telafisi mümkün olmuyor.

4-Eserleriniz kendinizden bir şeyler anlatıyor mu? Yoksa gözlemlere mi dayanıyor?

Bu biraz özel bir soru olmuş, üstü kapalı  şu şekilde açıklayayım.Her eser, yazarından izler taşır. Zaten, taşımazsa, okuyucu satırlarda yazarın samimiyetini hissedemezse, o eser bir anlam ifade etmez kanımca. Bununla birlikte, nadiren de olsa gözlemlerime dayanan olaylara da yer vermekteyim.

 5-Roman yazarlığı dışında edebiyatımızın diğer türleri olan şiir makale veya deneme yazıyor musunuz?

Şiir yazıyorum, kitaplarımda da bu şiirlerden bazıları yer almakta. Ara ara deneme çalışmalarıma yazmaktayım

6-Günümüzde kitap yazmak ve yayınlatmak zor mu? Yayınevleri kitap yayınlarken neye dikkat ediyorlar?

Günümüzde kitap yazmak zor mu? Bazılarına göre evet. Bana bazen diyorlar, ‘biz iki cümleyi birbirine bağlayamıyoruz, siz sayfalarca kitabı nasıl yazıyorsunuz?’ diye. Ama ben zorlanmıyorum. Yapı olarak, yağan yağmurdan, esen rüzgârdan, oyun oynayan çocuktan, kırlardaki çiçeklerden tutun da saksıdaki orkideye kadar her şeyden ilham alabilen duygusal bir yapım var. Bir saatle sınırlı küçücük bir yolculuk bile, bana yıllar sürecek hasret acısını yaşatabiliyor. Hele ki, aşka âşık bir yapınız varsa, destan bile yazabilirsiniz. Geriye, Allah’ın vermiş olduğu yazma yeteneğiyle duygularınızı kâğıda dökmek kalıyor ki, en kolayı da bu.   Bir de şu durum var ki, eğer kitap yazıyorsanız ya da böyle bir düşünceniz varsa, çevrenizdeki insanlara kör, sağır ve dilsiz olmak zorundasınız. Çünkü ne yazık ki, getirisi olmadığı için kitap yazmanın boş ve gereksiz bir meşguliyet olduğunu düşünen bir toplumda yaşamaktayız. Bana göre, kitap yazmanın tek zorluğu bu mevzu.  Kitap yayınlatmaya gelince, bu biraz zor açıkçası, çünkü maddi gücünüzün olması gerekiyor.  İtiraf etmeliyim ki, benim de öyle bir maddi gücüm yok, lakin yazmak benim için bir tutku, bir sevda ve beni hayata bağlayan bir güç. Ve yazdıklarımı kitap haline getirip, okuyucuya sunabilmek için de harcamalarımdan kısıp, yaptığım kitap satışlarından elde ettiğim parayı biriktiriyorum. Eğer istiyorsanız, herşeyi başarabilirsiniz. Ama, yol arkadaşınızın size desteği de çok önemli. Bu noktada, tekrardan izninizle her zaman yanımda olan ve desteğini esirgemeyen eşim Nuri Kiraz Bey’e de teşekkür etmek istiyorum. Yayınevlerinin kitap yayınlarken neye dikkat ettiği hususuna gelince, ben ilk kitabımı çıkarmaya karar verdiğim zaman, çeşitli yayınevleriyle görüştüm.  Fakat bu görüşmeler, sadece basım ücretiyle sınırlı kalan görüşmelerdi ve öncelikleri hususunda bir konuşmamız olmadı. Çalışmaya karar verdiğim Sinada Yayınevi’nin önceliği – ki yayınevlerinin temel önceliği olduğuna inanıyorum-, basılacak kitapların içeriğinin,  ülkemizin aleyhine ve toplumumuzun temel ilkelerine zarar verecek nitelikte olmaması, kişileri hedef alıp rencide eden sözler içermemesi vb.dir.

Bununla birlikte, ele alınan konuların ilgi çekip çekmeyeceği de göz önünde bulundurulmaktadır. Zaman ayırıp benimle yapmış olduğunuz bu röportaj ve destekleriniz için sizlere çok teşekkür ederken, Edebi Kültür Dergisi aracılığıyla kitap çıkarmak isteyen, ama bir türlü cesaret edemeyen arkadaşlarımıza bir mesaj iletmek istiyorum. Lütfen hayallerinizi ertelemeyin ve kararlı adımlarla, başaracağınıza olan inançla ilk adımınızı atın. Kararlılık ve inançla çıktığınız yol, sizi hedefinize ulaştıracaktır. Seygiyle kalın efendim.

                                                                                                

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*