Ülkü Yüce yazdı:”Dallarda Şarkılar”

Bahçenin en yüksek ağacının tepesinde bir yer seçtik, öyle herhangi bir yere kurmak istemiyoruz yuvamızı.
Sandığımızdan daha uzun sürüyor, üç gündür çalışıyoruz, hala bitiremedik. Hanıma daha erken başlamayı önerdim, istemedi; bir tek benim acelem var sanki. Gün doğunca başlıyoruz, gün batımına kadar devam. Yan ağaçlarda şarkı söyleyen ve laflayanlar var, onlarla şöyle iki dakika bile ötüşmeye zaman olmuyor, acele ediyoruz.
Son iki gündür hanım benim taşıdığım dallarla yuvayı örmeye durmadan devam ediyor. Bir sürü dal topladım, ama hala yetmiyor, geniş ve sağlam bir yuva olmalı.
Dallar bazen tam yerine koyacakken gagamdan düşüveriyor. Biraz hızlı davranabilirsem ve şansım yaver gider de düşen dal alttaki başka dallara takılırsa hemen kurtarıyorum. Ama çoğu zaman düştü mü yakalamak zor. Ağacımızın yanında taştan bir ev var. Onun bir penceresinin önünde mola verip dalı gagamda iyice sabitlemeye başladım bugün, böylece daha az düşürüyorum.
Sağlam ve çok uzun bir dal buldum mu keyfime diyecek yok. Ama onu en tepeye düşürmeden çıkarması daha bir zor. Bazen alt dallardan birinde duruyorum, sonra bir üstteki dal, sonra onun bir üstündeki derken bizim yuvanın olduğu dala ulaşıyorum. Sonra başlasın örgü. Uzun dallar en iyisi, ama en zahmetlisi. Bugün bir ara tek kanatla dengemi koruyup öbür kanatla yuvaya bastırarak gagamla örerken az kalsın düşüyordum. E uçabiliyorum düşsem bile, tabi, ama yuvayı bozmamak lazım.
Penceresinin önüne konduğum evde birisi var, durup durup bizi izliyor. Birkaç kez izlerken gülümsediğini de gördüm, komik mi görünüyoruz acaba ? Neyse, komşularla iyi geçinmek lazım, o bize gülümseyince ben de gülümsüyorum, ama çok vaktim yok, oyalanmadan işime dönüyorum.
Güneşin batışına doğru çalışmak zorlaşıyor. Hem yorulmuş oluyoruz, hem de yan ağaçlardaki arkadaşların şarkı saati; öyle bir coşuyorlar ki katılmamak imkansız. Biraz kaytarmacayla onlara katılıyorum. Hanım duyunca kızıyor, ona çaktırmadan ötüyorum. Ama biliyorum ben dal ararken o da ötüyor komşularla.
Bizi izleyen komşu en çok o zaman gülümsüyor. Pencerenin önündeki çiçeklerle konuşuyor, bir de bizim şarkıları dinliyor belli ki, çünkü arada bir bize de bir şeyler söylüyor. Anlamıyorum, ama olsun, öyle içten gülümsüyor ki, böyle gülümserken güzel olmayan bir şey söylenmez ki.

Ülkü Yüce

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*