Tülay Sözeri yazdı:”Güne Başlamak”

Güzel başlayın güne. Her zamankinden farklı bir duyguyla uyanın mesela. Sizi size anlatan rüyalarınızdan kopmadan, yaşamın rüyaların bir gölgesi olduğunu unutmadan kalkın yatağınızdan. Sizi bugünlere taşıyan size hiç hayıflanmadan, kuytu köşelere saklamadan, üstünü acemice örtmeden , dışlamadan bakın onlara. Gözlerinizden akan, avuçlarınıza bırakılan , hiç dile gelmemiş kelimelerinizi toplayın özenle. Nasıl bir hikaye çıkıyor sizden, nasıl bir sen oluyor sizden merakla izleyin. Pencerenizi açın , perdelerinizi kaldırın. Bakın bir dışarıya. Her gün sizin için doğan yeni bir güne şükranlarınızı sunun. Hiç dengesi şaşmayan bu düzenin bir parçası olduğunuz için şükredin. En ufak bir aksaklıkta yüklendiğiniz Yaratıcıyı düşünün. Siz kendi hayatınızı bile kontrol etmekte zorlanırken, onun sonsuz kainatları nasıl şaşmaz bir dakiklikle idare edebildiğine, binlerce yaşamın yanı sıra binlerce ölümü nasıl aynı dikkatle ayarladığına şaşırın. Kargaşası hiç bitmeyen bir sükuneti dinleyin  hiç sıkılmadan. Siz yokken bile varmış gibi ruhunuzdan arta kalanları, anılarda hiç yok olmamış gibi var etmesinde nasıl bir hikmet olduğuna bir kulak verin. Her adımınızdan, her bakışınızdan, her düşüncenizden yayılan enerjinin düzenleri nasıl alt üst ettiğinin farkına varın. Sizden yaratılan bu alemlerin hizmet verdiği, gözle göremediğiniz, elle tutamadığınız duygu durumlarını hissedin doyasıya. Çok değil birkaç saat sonra başlayacağınız günlük yaşamınızda unutacağınız, derin bir kargaşada yok sayacağınız ruhunuza yaptığınız haksızlıkları düşünün. Her sabah aynada baktığınız ama derinlemesine göremediğiniz gözlerinizdeki  derin yorgunluğun aslında size ne kadar muhtaç olduğunu anlamak için , birkaç dakikada olsa içinizdekilere odaklanın. Sizi yaşamınızdan eden, sizi her gün yeniden öldüren pişmanlıklarınızı keşkelerinizi bu gözlerde görmeye çalışın. Çünkü onlar görülmek için her gün sizi ziyaret ederler. Bakın ve beni ihmal etmeyin size yalvarırlar.  Kendinize verdiğiniz mahkumiyetlerde aslında hiçbir suçları olmadığını anlatmak için çırpınırlar. Sevin kendinizi, ne yapmış olursanız olun, kabul edin kendinizi diye size sunulmuş fırsatlar olduğunu anlamamanızdan dolayı acı çekerler.  Bakın kendinize, pişmanlıklardan, keşkelerden sıyrılarak bakın, geçmişe dönme şansınız olsaydı, düzeltebileceklerinizden sonra aynı kişi olur muydunuz diye bir düşünün. Bugünkü sizi törpüleyen o tatsız yaşantılar olmasaydı, nasıl bir hayatınız olurdu derdiniz. Emin olun ki o hatayı düzelttiğiniz anda sizi başka bir şey  bekliyor olacaktı. Başka yanlışlar, başka günahlar, başka vazgeçişler. Ayağınıza takılan taşlar olmasaydı emin olun sizi başka sarp yollar, dumanı üstünde tüten yeni yangınlar, bir türlü kurumayan bataklıklar olacaktı. Siz  o adamla ya da kadınla tanışacaktınız,onlar olmasa bile hayatınızda sizi mutlaka başka birileri zorlayacaktı, hayatınızı alt üst eden  o iflas yaşanmasa bile belki ruhunuzdaki iflaslar sizi yerle bir edecekti. Bir dönemeci geçseniz bile başka dönemeçler karşısınıza çıkacak sizi yepyeni sizle tanıştıracaktı. Hayatın sistematiğinde olması gereken her ne var ise yaşanacak , sonraki yaşanacaklara yeni zeminler hazırlayacaktı.  Olan biten hiçbir şey için  hayıflanmayın, hiç kendinizi suçlamayın, varlığınız hepimize bir armağan, varlığınız bir puzzle oyunun bir parçası gibi vazgeçilmez, bütünü tamamlayan önemli bir parça.  O yüzden güçlüsünüz. Yerlerde sürünüyorum deseniz bile siz  çok ama çok değerlisiniz. Tüm dünya sizi dışlasa bile , kendi içinizde bir dünya yaratabilecek kadar büyük hazineleriniz var. Bunun farkına varın ve kendinize sıkı sıkıya sarılın. Çünkü bunu hak ediyorsunuz.


Tülay Sözeri

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*