Tuğba Şahin yazdı: “Çocukluğun İçin Teşekkür Ederiz”

“Benim yazı alemine resmen girişim bu günlerde başlar. Hep içimde Tevfik Fikret’in ünlü ‘SİS’ini tekrarlıyor, İstanbul’un üstünü saran o, inatçı, o durmaksızın artan sisin savrulup gittiğini düşlüyorum. Evet ruhlarımız yeniden doğmuştu. Tevfik Fikret’in başta olduğu Tanin gazetesi o zaman çıkmaya başladı. Bu gazete Edebiyat-ı Cedide yazarlarından ünlülerini toplamıştı.Salih Zeki’de oraya bilimsel şeyler ve makaleler yazıyordu. Ben de o gazetesinin edebiyat kısmında yazı yazmaktan büyük bir zevk hatta gurur duyuyordum. 1908-1909 yılları arasında. Tanin koleksiyonu okuyanla o tarihte memleket içinde ve dışında olay ve gidişler hakkında köklü bir bilgi edinebilirler’’ Halide Edip Adıvar-Mor Salkımlı Ev

Dün akşam epeydir konuşmadığım bir araştırmacı arkadaşımla yazıştık.Şu dönemde ya Messenger,whatsapp ya da görüntülü konuşma ile çevremizle haberleşmeyi sürdürüyoruz. Başka bir arkadaş da kitap pdf paylaşma grubu oluşturdu. Vesile olan insanın,ilmi birikimine hürmeten artan muhabbetim neticesinde bağımız her geçen zaman daha da kuvvetleniyor. The Giver filmini tavsiye üzre izledim.Tesadüf olacak ki önceki gün de Assains’s Creed bilimkurgu filmini incelemiştim. Ve akşam Savaş Barkçin hocamızın da ‘’elma’’ nesnesi üzerinden bilgeliği temellendirmesi, kişinin kendi olma yolculuğunda tamamlanması ve ayna kavramları görüş penceremizde belirli bir ‘’us’’ inşaasına dayandı .

İngilizce’de ‘’us’’ yazılışı okunuşu anlamı başkadır. Türkçe’de beyni temsil eden eski bir değer. Felsefi bakımdan irdelenecek apayrı bir mevzudur. Dücane Cündioğlu’nun Youtube’da başlattığı Atina Okulu ve Tablo detayları, felsefe ile Orta Çağ Tarihini birebir dinleyemeyenlere müthiş fırsattır, olanaktır, imandır. Kişilik bozuklukları haricinde bilerek had bildirmek gerçek insanlığın özüne hakarettir.The Giver’da Aktarıcı bilge adam, seçilmiş gence topluluktan farklı neyi öğretiyor? Eğitim merdivenlerinde aciliyet sadece doğru bilgiye koşmak hedeflenmeliyken o an bize gelemeyen bilgiden de sorumlu tutulmamız zaman hatasıdır.Kalbin devreye girmediği hiçbir şemal toplumsallaşamaz.Dijital Çağ’da uzaktan siber ışınla bağlananan adına ‘’baş yaşlı’’dedikleri okul başkanı tüm öğrencileri kendi bildiği doğrultuda sonra hapsederek iğnelerle uyuşturuyor.

Mezuniyet töreninde ismi en son zikredilerek ‘’anı toplayıcısı’’ onuruna layık görülerek fazlasını öğrendiğinde ise yargılanan birine dönüştürülüyor fakat ancak genç birey pes etmiyor.Aynılık,tek tiplilik,benzerlik kendi inancımızda da yoktur.Öyle ki kültürel düzey indirgenip yanlış yorumlandıkça halk dilinde basitleştirilerek amacından sapıyor.Çünkü aşağı düşüncelerde karın tokluğu,çabuk sinme,emir kulu,bana dokunmayan yaşasın boşvermişliği hakimdir.

Bir şeyi zorla ,itekleyerek aktaramazsın.Öğrenmeye aç değil istekli davranmalıyız.İyi tamam da kimden öğreneceğiz.Alacağımız gideceğimiz yanlış mekan da olabilir.The Giver’da  siyah beyaz tek prototip insanlar,robotlaşmışlık,artık çağda yağmayan kar ve kızak eğlencesinin tanınmazlığı ile iklimsel metaforlara atıfta bulunuyor.’’Dilimizi düzgün kullan lütfen’’ uyarısı aslında bilinmeyen,tüketilmiş,yok olmuş kelimelerin daha önce işitilmediği için karşı çıkışını temsil ediyor.Bilimde ise ikiz bebek doğumu neticesinde fark olduğunu bilmeyen doktor diğer ikizini iğne enjektesiyle ölüme terkediyor.Renk,sevgi,coşku,hayatın tümü ‘bilmek’ eylemi tecrübe ederek yaşanır.

Bir hayvanın ismini başka nesli tükenmiş hayvan ismiyle tanımlayamazsın.İnsana seni seviyorum diyebilmek erdemdir.Dünyanın hassas kalpler için cehennem olduğu bilinci ise gayretimle aşılacaktır. Dünyayı gezmek, merak, inanç, samimiyet, yoksunluk, heyecan, sosyal mesafe(fiziki ayrılık),dakik olmak, müzik, dans etmek(folklorel miras), doğru kaydetmek, rüya görmek, kimlik, güç, cesaret, eşitlik, denge, genelleme,vatan müdafası, savaş, barış, tabiat, sınır ötesini düşlemek, daha fazlasını algılamak, herkese inanmamak, tecrübe etmek, bebeğin ilgiye ihtiyacı olduğunu hissetmek, duyguları saklamamak, adrenalin, özümüz, suçluluk, aşmak, eğlenmek, başarısızlık, zaman-süre, doğru iletmek, sırrını ifşa etmemek, soyutlama, yalnızlık, ilacı, iç güdü, eksiklik ve imkansızı başarmak.

Bir dram tiyatro gibi yaşıyoruz. Fakat hepsi gerçek. Gerçekliğe dokunmak tanımını zihnin geçmişten kiler deposunu azar azar kullanarak canlı tuttuğu tek bir an kabul ediyorum. Sonraki yazıda zaman birimlerinin etkisi ile ilgili seri hazırlamak niyetiyle 23 Nisan’ın ülkemize kutlu barış günlerini daim kılmasını ,tutulacak oruçların Allah katında kabulünü niyaz ederim. Bilgeliğin saygı , hoşgörüyle mümkünü vardır. Duyulan, söylenen, okunan bilginin ardına düşmeliyiz. Yaşamak; gençlik ruhunun farklılığa, çeşitliliğe, renkliliğe yol açılmasıyla doğacak. Evinde nasıl bir insan isen, sokağa o insanı taşırsın.

Tuğba Şahin

Fotoğraf : Sevinç Sancaktar -İstanbul Modern Foto Arşivi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*