Tuğba Şahin yazdı: “Samanyolu Ömür Boyu Sürecek “

Cuma günleri belli tarihteki saatlerde indirimli alışveriş alışkanlığı türedi. ’’Az ye, az uyu, az konuş ’’ kültürümüzde mümkün değil artık hepimiz ister istemez ihtiyaç fazlasını almaya özeniyoruz. Büyüleniyoruz 4.99 demesine kartta,1 kuruş cazip görünüyor. Kitaplarda indirim var mı diyerek ben de şiir kitabı aldım. Ece Ayhan –Kınar Hanımın Denizleri isimli yayınını inceledim. Doğrusu çözmek epey vakit alacak. Fakat şunu yazabilirim, şiir paranın değil para şiirin derdidir. Maddeleşen yürekler şiirden, kitaptan, ilimden, muhabbetten uzaklaşır. Kişisel istekleri ön plandadır, toplumsal fayda kaygısı taşımaz ve onları stk, parti, vakıf, sempozyum, konferans, sergi, doğa toplantılarında görmeyiz. Onlar önemli sempozyumu da gene kendi çıkarına düşünebilirler. Sanmayın ki her doktora öğrencisi, her kpss tam puan alan, her makale yazan topluma bireye faydalı mı davranıyor. Kutsallık elle tutulan, gözle görülen, meta ile ölçülen madde değildir.

Eğer ifade yerinde olacaksa ‘’ben on yaş gençleştim’’. İnanmayacaksınız, değişik bakıyorum cihana, davama, hayata, insanlara… Her şeyi bırakıp gitme arzum sona erdi. Tamam, seyahat mutlak var olan şeyin aynasıdır lakin gitmek istemiyorum. Yolunda giden şeyler vardır. Siz bunun emeğini sarf etmek için ‘’buradayım’’ şimdiki zaman eki ile yalnız değilsiniz anlatırsınız. Geçmiş zaman mefhumunda davranmazsınız. Kariyeriniz uğruna feda edecekleriniz vardır. Süreli şehirden uzaklaşabilirsiniz öyle gerekir. Hane bellidir. O ev vardır. Ve biz birliğimizi sağlamlaştırmalıyız. İstişare, dinlemek, anlamak çabaları yüksek sesle kavgasında ya da bir sesi gizleyip bastırarak olmaz. Bu ses, rüzgâr gibidir yayılması ileriye yöneliktir. Yaşamak dans etmeye benzer.

Geçende nereye gittim biliyor musunuz? Tahmin edebilir misiniz? IRSICA Kütüphanesi’ne uğrayacaktım, Abdülhamit’in fotoğraf albümü orada diye biliyorum. Abdülaziz dönemine dair resmi belgeler vs bakacaktım işte eski eser kitapların çoğunluğu bulunuyor ama o da ne? kütüphaneyi yılların Yıldız arşivini taşımışlar hem de Fatih’e. Bitmeyen restorasyon, İlber Ortaylı’ya tepeden bakıyor diyorsunuz al işte gerginleşmek sebebi meydanda. Boş, avare, ehliyetsiz maaştan başka çalıştığı kurumdan habersiz tipler. Güvenlik, polis, korumalar… Eğitime gittiğim bir programda bana dediler ki senden zabıta olur. Zabıtalık sınavları, maaşı çalışma koşulları düzgünmüş. Zabıta olmayı düşünmüyorum. Bodyguard filmindeki aksiyonları aratmayan bir mesleğim var. Okuyorum, geziyorum ve yazıyorum. Sokakta insanlara anlatamadıysam hayvanlarla ya da çiçeklerle konuşuyorum. Bir ilme, araştırmaya, yüreğini katan değerlerimizi tek tek yitiriyoruz. Eski tebaa muhitleri yani bir ilçenin köklü sakinleri ufacık ayakta tutunuyorsa bu kültüre, kütüphanede ya da evinde okumayı sürdüren, iyi iletişimde nezaketini elden bırakmayan vefalı kimseler sayesindedir. Dış politikayı izleyen, mizah duygusu gelişmiş, satranç oynarcasına düşünen, ilim peşinde dünyayı gezenler ülkesine sahici hizmet edebilir.

Haydar Ergülen bir lise programına davet alıyor, program düzenleneceği gün telefonla iptal ediliyor. Sanata, kültüre, okula, ilme siyaseti bulaştıramazsınız. Fikirler ayrışabilir. Anlaşamıyoruz dersiniz. Kırmazsınız. Yoluna taş koymazsınız. Davet edildiği gün davet edilmesine rağmen iptal edilmesidir nezaketsizlik. Ali Fuad Başgil’in kitapları başına gelenleri öğrendim. Okumak ise her şeyi okumaktır. Öğrenmek, talebe kelimesi yerine getirildi. Manası vardı kelimelerin. Kimin hangi kitap okuduğundan sorumlu değiliz, kâğıt israfından sorumluyuz.70’li yılların sağ-sol davaları öğrencileri birbirine kırdırdı. Haluk Bilginer gibi var mı dünyada tiyatroya emeği geçen? Dario Mareno, Gomidas ölüm yıldönümlerinde anılıyor, bu insanlar bu toprakların insanları. Süleyman Nazif programımızda engeller yaşadık. Başıma geldi benzer şeyler. Geleneklerimiz din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet ayırmadan Türkiye kültürünü yaşatmaktır. Balık sevmeyen, aşure yemeyen, kitap okumayan, düşünmeyen insanlar tanıdım. Dini inanç öğeleriyle bile maske takarak karşımıza çıkıyorlar. İzmir ‘de alevi vatandaşların yaşadığı hanelere çarpı atılması ne kadar yıkıcı. Travesti, gay, LGBT vs kol gezenler çoğalıyor. İçimizde aile kültürünü silmeye yeltenenler sebebiyledir ki Allah korusun. Sistem nasıl rayına gelecek? Vatan ülküsünde bir yerlere beddua etmiyorum. Bu sistemi nasıl mı düzelteceğiz. Tabii ki tatil madundan sıyrılacağız, israftan kaçıp, bütünüyle okuyacağız. Çünkü samanyolu ömür boyu sürecek….

Tuğba Şahin

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*