Tuğba Şahin yazdı: ” İPEK YOLU “

THE SİLK ROAD/İPEK YOLU

İpek Yolu, güzergahı dönemin seyyah, Alman coğrafya profesörü Ferdinand Freiherer von Richtofen tarafından isimlendirilmiş. Coğrafi Keşifler sırasında talep edilirliği azalarak,el emeği ürün-ahilik teşkilatı yurt içi /yurt dışı pazarında gerilemiştir.Sanayiye hazırlık ve I.Dünya Savaşı ile de dünyanın gelir kaynakları mutasyona uğramıştır.

St Petersburg G/20 Zirvesi’nde İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması fikrini ise Çin devlet başkanı Xi Jinping dile getirmiştir.Beyoğlu Sanat ve Zanaat Festivali’ne gittiyseniz, İpekböceği kozalarının bulunduğu ipek üretim dokuma tezgahını da izleyebilme fırsatı buldunuz demektir.Bu yönde geliştirilen projeler bütünlüğünce düzenlenen ‘’2018 TROYA YILI’’ Çanakkale’den başlayan, Kazdağları, Lapseki,Gelibolu,Bozcada,Göçeada’yı içine alan tarihi yol ve patikalardan oluşan güzergahta yürüyüş, trekking, bisiklet yolları işaretlenerek proje oluşturulmuştur. Zemin hazırlayan şehir Gaziantep’tir. Bursa İpek adı ile yayılmıştır, gelişmiştir ve ünlenmiştir. İpek Yolu konferanslarının yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirmelerde bulunması ayrıca taktir edilesidir. Hedeflenen amaç, yeni pazar,yeni iletişim ağları yaratacağı düşüncesidir. Böylelikle, kent kültürü, müzecilik, sanat tarihi, şehir planlama, ipek üreticiliği hareketlenecektir.

 İPEK YOLU TARİHİ

‘’Batılılardan ipeği tanıyanlar,bir şekilde Doğu’ya giden kişilerdi.Büyük İskender, Hindistan seferini gerçekleştirdiği zamanlarda ipek kumaşları görebilmiştir. İpek hakkında bilgi veren ilk Yunanlı, Büyük İskender’in subaylarından olan Nearchos olup, kaleme aldıklarında ‘Serik Örtü’lerinden , yani ipekten bahsetmektedir’’

Budizm yönünde ilerleyen Çin ,Moğol İstilası ile karşılaştığında bile İpek Yolu lojistiği devam ettirildi.Direniş gösteren Çin,dışa kapalı siyaset anlayışında yeni dönemine girdi. İslam uygarlığı yükselmeye başladığında ticarette aksamalar meydana gelmiştir.Doğu ve Batı arasında İpek Yolu eski önemini yitirmiştir bu sebeple de yeni yol haritaları çizildi.

‘’ Budizmin yanısıra Hristiyanlık da İpek Yolu üzerinde yayılan dinler arasındadır. Hristiyanlığın bir mezhebi olan Nasturilik M.S.432 yılında Roma Kilisesi tarafından yasaklandıktan sonra bu mezhebin insanları da doğuya sürgün edilmiştir. Nasturilerin Kuzey İran’a gelmesinden sonra bu din,tüccarlar tarafından İpek Yolu boyunca Çin’e taşınmıştır. M.S 638 yılında Changan şehrinde ilk Nasturi Kilisesi inşa edilmiştir. Bir dönem İpek Yolu boyunca kök salmış olan bu inanış sonraları kaybolmuştur’’

Tam da bu bilgiler ışığında İpek Yolu’nun geçtiği Türkiye üzerinde bulunan kervansarayların tarihine göz atmamız gerekiyor.Doç.Dr.Zekeriya Şimşir hocamızın söyledikleri ile yazımı sonlandırıyorum.

” Selçuklu sultanları ticaretin gelişmesi için yol emniyetine önem vermiş, yaklaşık 30-40 kilometre aralıklarla kervansaraylar yaptırmıştır. Yol güzergahında kervanların konakladığı mekanlar halinde Anadolu kuzeyden güneye, doğudan batıya kervansaraylarla donatılmıştır. Kervansaraylar hem ticari hem de meskun mahal dışında olduğu için askeri nitelikte yapılardır. Onun için daha çok içe dönük karakterde yapılardır. Dıştan masif, yüksek duvarlarla çevrilidir ve tek girişi vardır. Pencereler genellikle mazgal şeklindedir. Çok güvenli yerlerdir. Bazı kervansaraylarda doktorların dahi bulunduğunu biliyoruz. Bazılarında veterinerler kervanda bulunan hayvanların bakımıyla ilgileniyor”

“Örnekleri Anadolu’da çoktur. Konya civarında Kızılören ve Kuruçeşme, Aksaray’daki Sultanhanı, Ağzıkara ve Alay Han, Kayseri’deki Karatay Hanı bu yaygın modele göre yapılmıştır. Sadece kapalı kısımdan oluşan kervansaraylar da vardır ve örnekleri son derece sınırlıdır. Alanya yakınlarındaki Şarapsa Hanı buna örnektir. Bir de karma tip dediğimiz hanlar var. Bunlar da iç içe mekanlardan oluşur. Avluda kervan geldiğinde yüklerini boşaltabilir. Yazın insanlar orada barınır, ambar olarak kullanılır. Kapalı kısımda yine barınma yerleri var. Sahanlara göre düzenleme yapılmış. Hamamlar ve çeşmeler bulunuyor. Suyun az olduğu yerlerde sarnıçlar yapılmış. İnsanlar her türlü ihtiyacını kervansaraylarda giderebiliyor”

Mutsuzluk Gülümseyerek

Mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir;

Banliyo treninde rastladığımız

Sınav saatini kaçırmış liseli kız,

Hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

Ey otobüssever ey Troya yolcusu!

Anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk

O İB(ipekböceği) sesli kadını;

Birinin Grönland’ı olmaya hazırlanıyordu.

İki çay söylemiştik orda, biri açık,

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni

 CEMAL SÜREYA

KAYNAKÇA:

FSM Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi  Literatür Kitapçığı

İstanbul Teknik Üniversitesi –Müslim Akkaymak (YL TEZ 2009)

İpek Yolu’nun İran Güzergahı ve İpek Yolu Ticaretine İran’ın Engellemesi-Mehmet Tezcan

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*