Tuğba Şahin yazdı: ” İNSAN VE NESNE “

İnsan ve eşya uyum içerisindedir. Eşya nedir? insanın hayatında eşyanın
önemi veya eşyanın üzerindeki hakimiyeti sorgulanmamalıdır.
Mikro dalga fırında bir pizza pişirdiniz. Aniden elektrik gitti. Ne yapacaksınız? Fırına mı küfür edeceksiniz, tesisata mı? Faturalar yatırıldığı halde sistem arızasının sebebi olduğuna inandığınız başka insanlara mı?


İnsanın yaşantısını kolaylaştıran, ferahlık veren, aydınlık mekanlarda ikamet etmelidir. Temiz,düzenli,sessiz bir ortamda dinlenilmelidir. Fakat
bu kriter herhangi istisnai bir etken olarak görülmemelidir. Mekan dediğim metafor illa bir ev yada kütüphane çağrıştırmasın. Kendisini ait
hissettiği, tekilleşmediği sözünün geçerliliğini paylaştığı ve düşündüren‘’huzur’’ kavramlarının erişildiği herhangi bir yer.
Eşya; Arapça‘’aşya’’,’’şeyler-nesneler’’sözcüğünden oluşmuştur.’’Şey’’
kökünden gelen çoğul anlamındadır. Dolayısıyla bizim ‘’şeyler’’
dediğimiz, somut, dokunulan, temasımız bulunan artık bizi temsil eden
organizmadır. Peki eşyanın dili var mıdır? Eşya değersiz bir varlık mıdır? Ya da tam tersi eşya mülkleşmiş bir dönüşüm müdür?
Bu sorulardan önce insanın kendisine ben ne kadar insanım sorusunu
yöneltmelidir. Eğer biz,diğer canlılar ile iyi geçiniyor ama eşya ile aramızda sorun var ise bunu iyi bellemeliyiz. Hatıralar, bağ kurmak, geliş
serüveni,kazanç,kayıp,süre,devamlılığı mekandaki bulundurulan
yer, eşyasızlık, bütünleşme vs. sıralayabiliriz.


Tasavvuf erenleri eşyanında huzur-u mahşerde dile gelip insanın ona
nasıl davrandığına dair kıyamette Allah’a anlatacağını yazar. Peki
insan, eşyanın hareket etmeyişini, hiç konuşmayışını, cansızlığını, tepkisizliğini yoksa sağladığı imkanlarımı kullanıyor?
Kullanılan şeyin amacı,son derece felsefi boyutta incelendiğinde insanın
eşya gibi kullanılması cümlesine yolcu ediyor bizi ve eşya sadece
kullanılıp çöpe giden herhangi bir varlık gibi lanse ediliyor.
Ademoğlu, yaratılışında sevgiden dünyaya gönderildi. Düşünmesi önemli
ise üretkenliğinin bedel karşılığında mekanının tasarlanması da sevgi
barındırmaktadır. Oysa barınmak–barınak ev ile ilgili bir meseledir. Ev ise
sabitlik aidiyet ikilemliğini tam olarak hayat yolculuğunda bilgeliği
savunur. Eşya, taşınan yada taşınmayan, insana eşlik eden belirli
arkadaştır. İnsan en çok eşyaya yakındır. Bizim de nesnelliğimizi
hatırlattığı, iyileştirdiği, hediye sunulduğu, özelleşen,dinleyen,itiraz
etmediğinden ötürü aitlik duygusunu harekete geçirdiğinden,(–nın,-nun)
ekleri alarak dünyamızda anlam bulmamızı sağlar.
İyi davran. İyi konuş. Kötülük etme. Sonuçta‘’o’’ diye nicelleştirilen
merkezileştiğinde de şahidimizdir.


’Sen bize iyi bak tanrım, sevdalı kullarına
Her şeyi alma, bir küçük eşya
Bırak bana yeter…’’


TUĞBA ŞAHİN

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*