Tuğba Şahin Yazdı: ” İNSAN VE AŞK “

Başlattığım “insan ve yazı” dizininin final konusunu aşk ile sonlandıracağım. Fuzuli’nin beğendiğim mısrası hayattaki duruşumuzu simgeler niteliktedir. “Işk imiş her ne var Âlem’de. İlm bir kîl ü kâl imiş ancak’’

Fethi Gümuhluoğlu tüm öğrencilerinin dikkatini “hiç aşık oldunuz mu?’’ sorusuna çekerek aslında, bir insanı bile sevemeyenin Yaradanı nasıl seveceğine paralel yol göstermeyi başarmıştır.

Okumak aşkı, yaşamak aşkı, aşk ile evlenmek, aşk ile çocuklar dünyaya getirmeye vesile olmak, aşk ile çalışmak..peki neden para burada ikinci seviye araçtır? Cahit Zarifoğlu bir şiirinde yazmıştır “halk aşksızsa sokaklar banka dükkanları ile doludur’’
Aşk, insanın akıllı, gönüllü ve özverili olma devridir. Sadakat, vefa, cömertlik, iyilik kavramlarının bütününe erişmektir. Mülk kaybedilen aşk ise hep var olan mana aleminde ruhun özünü yaşatan seviyelilik biçimidir.

Psikolojik açıdan bunalımların tüm sorunları gerçekliğimizi unutmaktan kaynaklıdır. Travmatik bazlı tüm ilişkiler sağlıksız bağımlılık içeren bireyin özgürlüğünü kısıtlayan maddesel metalaşmış tamamen geçici ve sonu hüsran ile biten ‘’sahip olma hınçlığı’’ ele geçirince oyuncak gibi kenara itilen oyundan ibarettir. Hürriyet, vatan, bayrak aşkın temelini oluşturur. Bir insan tek başına ise arkasından gelen üç kişi onun yarenidir. Bir insan yok ise orada bulunmadığı yerde aşk da yoktur.

Erich Fromm’un ‘Sevme Sanatı’ isimli kitabını tavsiye ederim. İçeriğini detaylı incelediğinizde kavramsal yaşamanın ana hatlarını da öğrenmeye katkısı olacaktır. Nevzat Tarhan’ın ‘Aşk Terapi’ isimli kitabında da okuyucuya yöneltilen testler var. Yanıtlayacağınız testlerde kişisel özgünlüğünüzü ölçebilirsiniz.

Yazarların Leyla-Mecnun felsefesini bırakması gerekir. Çünkü insanı sevmek melankolilik değildir. İletişimde bulunulan her yaşantı gerçekliktir. İnsanın gerçekliği vazgeçmeyişinde gizlidir. Şiire taşınan soyutsallık ise dönüşümün yürekteki ilahi ışığını görme yetisine sığınmaktır. Hayatın düzenini etkilemeyen, coşkulu gayrete tabi davranışlar henüz olgunluğa yerli yerine oturmadığında zaman metaforu ile karşılaşırız.

Köklü değişim zamanı geldiğinde ortaya cesaret çıkar. Sizin cesaretiniz yok ise kendiliğinizi terketmiş başkalarının sözü ile hareket eden piyonlardan başka hiçbir şeysinizdir. Konu ile bütünselliği pekiştirmesi bakımından Braveheart filmini tavsiye ederim. Nedensellik taşımayan, oluşan, gelişen, ekip birliği barındıran insanlar ölümsüzlüğe yükselir. Geride bırakılan eş, çocuk, arkadaş, ülkü adı her ne ise daima sizin ile birlikte anılır. Ve ihanet etmezler.

Nazardan sıyrılmak, ancak birbirini sevenlerin duasında güzel niyet beslemek ile mümkün. Sabreden, göğüslenen, güven veren herkes dürüst olduğu taktirde bekleyişinin sonunda kavuşacaktır .Behçet Necatigil’in “Sevgilerde” şiirinde buluşalım.

Sevgileri yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı.

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.

**

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.

**

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

Yılların telâşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi.

**

Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı,

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vaktiniz olmadı.

1 yorum

  1. Evet artık o bahsettiğiniz sokak dolusu bankalar ve benzerlerinin önümüze getirdikleri yüzünden yüreklerimiz “bana da fiyat biçilecek” diye dışarı çıkmaya korkuyorlar…
    Kendimizden bile sakladıklarımızı anlattınız… Yalnız değiliz artık.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*