Tuğba Şahin yazdı: “Hüviyet”

Ufku geniş, vizyonu büyük, dünyadan haberdar olabilmek mühim bir insani zanaattır. İyi ve güzel, pragmatik enerjideki paylaşımlara yüzümüzü dönersek mümkün olarak meydana çıkan tek şey toplumun yararınadır.  Yakın bir süre evvel biraz da rahatsızlığımın halsizliğine rağmen Taksim’de program yapmıştım. Otobüsle varıp Fransız Kültür Merkezi’nde “Mutluluk Nedenleri” sergisini gezecekken, kimlik kartımı evde diğer çantamda unuttuğumu farkettim.  Doğal olarak o hafta da hastalığım uzadı, Fransa ile mutlu olamadım.

Kimlik kartı, eski Türkçe ile nüfus sureti ya da nüfus cüzdanı ifadesi kullanılıyor. İlköğretim tarih bilgileri insana farklı gelir. Bana merak uyandırıyordu. İlginç buldum daima sosyal bilgiler alanını. Dikkatimi çeken konular arasında II. Mahmut ve Yeniçeri Ocağını kaldırması tavrıydı. Cesaretli olarak nitelendirdim, yıllardır da öğrenmeye gayret ediyorum. Bir de şöyle derlerdi “Biz Türkler göçebe bir milletizdir’’. Küçük yaşlarda atasözleri dışında ortaya atılan cümlelerin başı sonu devamı nerede derdim kendi kendime her düşündüğüm vakitlerde. Bellemek niyetiyle çalışma alanımı tarihten seçtim. Pişman değilim.

Elazığ’da yaşanan depreme içimiz sızladı. Zaten yüreğimiz sızlamışsa sorun var demektir. Marmara Depremi’ni canlı canlı hatırlıyorum. Ortak acıları yaşamak, deneyimlemek başkasının başına geldiğinde, “Allah korusun’’, “yardım edeyim’’, “yalnız değilsin’’, “seninleyim’’ mesajı veriyor fakat bu durum vicdanın muhasebesi değildir, insani vazife de değildir. Biz Osmanlı topraklarından alıyoruz gücümüzü, biz birlikte Türkiye Cumhuriyeti’yiz merhametimiz dede yadigârıdır. Öyle de oldu. Türkiye’nin dört bir yanından seferberlik çağrısı ile kol kanat açıldı. Günümüzde ‘’yardım kuruluşları’’ adı altında örneğin Deniz Feneri gibi derneklerin sömürü ve kötü niyetli oldukları anlaşılınca insan bizzat kendisi müdahale ediyor.

Dijital çağda işlemlerimizi gerçekleştiriyoruz. Şecere kayıtları, resmi evraklar, fatura ödemeleri vb her şey sorgulatılabiliyor. Kafa kâğıdı denen yahut nüfus sureti denen tek kart son yılımızda da evrim geçirdi ve üzerinde ad soyad harici bir şey yazmıyor. Eski nüfus cüzdanımızda 2005’e kadar TC numaraları yoktu Osmanlı Dönemi ise kartvizitlik şeklinde mühürlü sayfalardan defter ağırlığında taşınmakta idi.

Nüfus işlemleri belediye binalarında gerçekleştiriliyor. Fakat şu kimliklerin 2019 ‘da tekrar değişimi gene devletin toplumsal sıkıntısı haline dönüştü. Neyse ki, yepyeni kimliklerimiz ehliyet boyutunda rahat taşıyabiliyoruz. Aile ve Sağlık Bakanlığı nüfus planlama meseleleri toplumsal önceliklerindendir. Osmanlı’ya baktığımızda sadece askere gideceklerin isimlerini belirlemek niyetine çok geç bir devirde erkek nüfus sayımının yapıldığına şahit oluyoruz. Kadın ve kız çocuklarının sonradan kendi soyadı statü kazanması mevzusu başka yazılarda tartışılabilir.

İlk İstanbul Nüfus Sayımı 1829’da gerçekleştirilmiştir ve Tophane tahrir defterleri tutulduğunu okuyoruz. Beyoğlu sokaklarında tarihin kahve kokusunu hissetmeyenimiz var mıdır? İlk yerleşim bölgesi Galata, Üsküdar, Eyüp semtlerinde nüfus, bugüne göre az dahi olsa dönemince kalabalıklaşma tehlikesine karşın alınan önlemler söz konusudur. Rus Savaşı döneminde, başka memleketliler tespit edilip İstanbul’dan gönderilmiştir. Belediyenin bu durumunu çözüm sunması ve devletin tebaasını muhafaza etmekle beraber kent dokusunun da daha yaşanabilir halde yönetebilmek niyeti gözettiğini düşünüyorum.

“Nüfus çalışmalarında dair bir başka önemli arşiv kaynağı ise cizye defterleridir. Cizye, gayrimüslim erkek vatandaşların can ve mal güvenliğinin devlet tarafında korunması ve askerlik hizmetinden muaf tutulmaları karşılığında alınan bir vergidir. Belli yaşa gelmiş gayrimüslim erkeklerden alınan verginin belirlenmesi için tutulan cizye defterlerinde kadınlar, çocuklar, vergiden muaf tutulanlar yazılmamıştır. Bir diğer önemli kaynak olan avarız defterleri daha çok XVIII. yüzyıl temettuat defterleri ise XIX. yüzyılın ilk yarısın hakkında da bilgiler içermektedir’’

Tabi bu önlemler; asayiş sorunları, ulaşım, hastalık, savaş, toprak davaları ve coğrafi otoritenin zamanla isyana sürüklenmemesi, imparatorluğun dağılmaması sebepleriyle, endişeden kaynaklanmaktadır. Marmara Bölgesi ve İstanbul günümüzde en çok göç alan bir bölge olarak tüm yerleşim şehirleriyle beraber göç, anlamını yitirmiştir. Türkiye’nin 81 ili mevcut. Kalkınma sanayisini geçende kaleme dökmüştüm. Sadece turizm, yabancı sermaye değil adalarımızla beraber önce kendi vatandaşımızın her yaştan insanın geleceğini maddi manevi düşünmemiz zaruri bir ihtiyaçtır. Yaşadıkları yerden çıkan gençler  “Seni yeneceğim İstanbul’’ kafasında yetiştirilmesin. Başka şehirden buraya gelen kişi kendi memleketine ihanet etmesin.

“Osmanlı Devleti’nde ilk defa Vaka-yi Hayriye sonrasında İstanbul’un nüfusunun sayılmasında devir girişimin olduğunu Vak’anüvis Lütfi Efendi bize belirtmektedir. Yazdığı tarihin iki farklı yerinde, başkentte bir nüfus sayımın yapıldığını belirten ifadeler kullanmaktadır. Bu ifadelerin ilkinde 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı nedeniyle başkentin deniz yolları bakımından abluka altında olduğu sırada gerekli zahirenin gelemeyişi sonucunda İstanbul ve Bilad-ı Selase’de ekmek sıkıntısının baş gösterdiğini kaydederek, nüfus-ı mevcudiyet nan-ı aziz tevzi olunmak üzere İstanbul ve Bilad-i Selase ahalisi derhal tanzim ettirilen defter mucibince üçyüz elli dokuz bin seksen dokuz nüfus bulunduğu Ol vakitten hin-i tahrir-i vakayi bin iki yüz seksen sekiz senesine kadar kırk dört sene zarfında İstanbul ve Bilad-ı Selase ahalisi dört misline yaklaşmıştır’’

Daha mistikleştirecek olursak; kısaca insanın kadersel bağını gayretine yönelik etkileyen bir doğduğu yer, doğum tarihi ve ismi öncelikli biçimde muhitsel anlamda yönlendiriyor. Toplumsal kaygılara yem kapılmamak için kimlik edinmeliyiz. Seden Gürel şarkısında da söylendiği üzere,

‘’ Başkalarına göre her şey a canım
Ah küstürüyorlar yine aşkı

Ben göze aldım reddiyeleri bak
Sendeki sureti, bendeki aslı’’

KAYNAKÇA:
SEDAT BİNGÖL-İSTANBUL’DA 1829 NÜFUS SAYIMI VE BAZI MAHALLELERİN MÜSLÜMAN NÜFUSU ÜZERİNE BİR İNCELEME

MEHMET GÜNEŞ-OSMANLI DÖNEMİ NÜFUS SAYIMLARI VE SAYIMLARI İÇEREN KAYITLARIN TAHLİLİ

SÜLEYMAN DEMİRCİ&KAZIM KARTAL-1857/58 TARİHLİ NÜFUS DEFTERİNE GÖRE BİLAD-I SELASE (EYÜP,GALATA,ÜSKÜDAR) SAKIN EFLAKLI VE KAZAK TAIFESİNİN NÜFUSU SOSYO EKONOMİK DURUMU HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*