Tuğba Şahin yazdı: ” FARKLI BULVAR “

“Yerel yönetimler, 1930 yılından bu yana birlikler kurarak çalışma yetkisine sahiptirler. Bu tarihte yapılan düzenlemeler, günümüzde geçerliği olmayan “ umumi müfettişlik ” ile bağlantılı bir değişiklik dışında, bugüne kadar hiç değişmeden gelmiştir. Planlı dönem öncesi olarak adlandırabileceğimiz 1923-1963 yılları arasında, genellikle köyler arasında kurulan ve köylere yönelik yol, içme suyu vb. alanlarda faaliyet gösteren hizmet birliği sayısı 34 tür.1 Bu birlikler dışında az sayıda sulama ve elektrik birliği kurulduğu, kurulan tüm birliklerin yerel gereksinimlerin karşılanmasında çok faydalı fonksiyonları üstelenmediği görülmüştür. Kırsal kesimdeki halkın bilincine yeterince mal olmayan birliklerin kısa ömürlü oldukları söylenebilir. “

Beylikten imparatorluğa, imparatorluktan devlete, devlet ve ulus birlikleri; kuruluş, yapılanma, gelişme, ekonomik dalgalanma, hızlanan koruma politikaları…Şehrin mahallesi yok oldu. Köylerimiz de beraberinde anlamını değiştirdi. Ezber ifadelendirmeleri yazmayacağım. Belediyecilik disiplinin alt yapı taşlarında bozulmalar var. Çünkü mütahitlerin arsa konumlarını daha fazla değerlendirilmesi cetvelinde uçuk fiyatlandırmalı, gökdelen daireler sunması, tehlikeli gidişatın “özel mülk’’ kararlaştırılmasına hukuksal boykotun devlet tarafından durdurulmaması 2000’lerdeki kanalizasyon sorunlarından daha feci geri dönüşsüz bunalımlar çıkarmaktadır. İmar ve Toki Evleri meselesi tartışılmaya açık soruları düşündürmektedir. “Chang.org’’ sitesinde her gün çevreyi koruma sivil hareketlenmesinin imza topladığı şikayet platformu, toplumsal düşünceleri yineliyorlar. Doğaya saygının, sıradan twitter sözcükleri ile korunamayacağı hakikattir, en azından yere çöp atmayı bıraksanız, çocuklarınıza da evde tembih etseniz güzel olmaz mı? Kimsenin duymadığı bilmediği şeylerden bahsedememek ıstırab. Peki çevre bakanlığından bağımsız bu konuda vakıf, stk ya da ensititü kurulamaz mı? fakültelerdeki restorasyon ve şehir planlama bölümlerini kastetmiyorum, her mesleki grubunun birleştiği belediyecilik tartışmalarının olduğu Kent Konseyleri’nin de haricinde yetki sahibi  bir yapılanmadan söz ediyorum. Sokakta yaşayan insanların sorunlarını karşılayan çeşitli durak mekanlarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Apartmanlarıın yıkılıp yerine çirkin, estetik zevki olmayan, temelinde dükkan kurularak üzerine inşa edilen yapılanmalar özellikle bireyin isteğine göre olmadığından kiralarda en hesaplı daireler tercih ediliyor. Satılık alınan kredili ödemelerdeki tercih edilen dairelerde ise kimileri kaçıncı katta oturduğu önemini dikkat etmeden yaşamaya razı kalıyor. Orhan Veli’nin şiirinde geçer:

‘’Yaşamak değil,beni bu telaş öldürecek
O telaşla, bırakın Paris yolunda
Ilık rüzgarlara taratmayı saçlarımızı
Sevdiğimizle doyasıyla sohbet bile edemedik biz’’


Mahalli İdare Birimleri yani Kamu Yönetimi alanlarını doğrudan ilgilendiren planlar çizilirken, trafik sorunu kısmen çözülmüş olsa dahi, araba sahibi insanların park edişlerinde yaya yolcuyu düşünmeyişi, bisiklet yollarının ana trafik yol güzergahına dahil edilmeyişi, toplu taşıma araçlarının yolcu sayısı kapasitesinden fazla insanı taşıyor vehameti, daha yeni akılcı çözüm toplantılarının zorunluluk mehalinde yürütülmesini halkın talebi doğrultusunda yaşatmak vazifesi bulunmaktadır. Marmara Belediyeler Birliği bu konularda çeşitli seminerler düzenlemektedir. Mimar Sinan Üniversitesi Şehir &Planlama Bölümü takip edilerek çalışmalar desteklenmelidir.


“Sosyolojik olarak İstanbul’un taşıdığı özellikleri anlayabilmek için onun bin yıllar boyu süren büyük, kalabalık ve çok işlevli bir başşehir olmasından yola çıkmak gerekecektir.
Çevre ile ilişkileri açısından bakıldığında şehrin coğrafi konum. Sadece Anadolu’nun batıya açılan  bir kapısı olarak belirmesinde veya Asya-Avrupa bağlantısına değil Doğu-Batı arasında sürdürülen ilişkilerin taşıyıcısı olmasına da yol açmıştır. İstanbul bu konumu sayesinde her iki dünyaya açılarak bu dünyalar üzerinde egemen olmanın imkanlarını elinde bulundurmuştur’’
Prof.Dr .Korkut Tuna

Fikirtepe-Ümraniye-Soğanlık-Bağcılar gibi semtlerin yapılanmasında, orada bulunan sakinlerin iktisadi ve eğitim seviyeleşmesi derecelendiğinde diğer semtlerdeki yaşam kalitesinden apayrı bir tablo ortaya çıkıyor. Yahya Kemal İstanbul şiir profilinden çok uzak bir çağdayız. Şehrin de ruhunun varlığını kirletmemek icab eder. Vapurların kaldırılmadığına şükrediyorum. İskeleler yenilendiğini için de deniz hatları ulaşımı daha modernist inşası görünümündedir. Denizin betonlaşmasını önleyemediğimiz gerçeklerini de unutmadık. Ancak farkında mısınız bilemem de, belirli yerlerde hukuki sınırlamalar getirilirken, yabancı uyruklu vatandaşların konut edinmesindeki artış ,ülkemizin gelişmişliğini göstermez ,kendi vatandaşlarımızın yaşam koşullarının zorlaştığını kesinleştirir.

İstanbul dışına çıkıldığında düz arazili şehirler haricinde, taş köprüleri bulunan nehir ağırlıklı mimari düzenler görmekteyiz. Piknik alanlarının ıssız ağaçlık bölgelerinin insan erişimine kapatılması lazım gelmektedir.

Her dükkanın kebapçı tabelalarıyla dolup taştığı, estetiksiz işletmeler tek bir şehrin kültürünü yansıtmıyor oluşu sebebiyle sağlıksızdır. Ben Adana’da yemem gereken yöresel sofrayı neden başka bir şehrin ortasında e-5 güzergahında kondurulmuş tabelaları alakasız yerlerde görmek zorunda kalıyorum? İnat ve haset duyguları, insanın bir şehre sonradan gelerek kavga ederek başkasının özgünlüğünü gasp ediyor oluşunda tek yorum “ farklı bulvarların sakinleriyiz”  demek düşüyor bizlere.

Kaynakça:

1- T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANABİLİMDALI KAMU YÖNETİMİ BİLİM DALI TÜRKİYEDE MAHALLİ İDARE BİRLİKLERİ YÜKSEK LİSANS TEZİ DUYGU ŞENGÜL ÖZDEMİR

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*