Tuğba Şahin yazdı ” EYLÜL OLAYLARI “

1955’de ne oldu? Özellikle ilgilenen araştırmacılar için; Türk-Yunan ilişkilerinde bu hadisenin kırılgan tarafı, elbetteki ülkemizin değerleri üzerinden dayatılan titrediğimiz damarımız nedeniyle “ öc alma” adı altında bir Türk vatandaşına yakışmayacak provakatif eylemlerin Rumlara ciddi hasarlar bırakmasıdır. Türk’ü Türk’e bile kırdıran tavırların başında eski yerleşim alanlarına saygı duyulmayan fikirlerin galeyana sürüklendiği belki de 1960 darbesine iten temel kargaşaların mihengidir.


“ 6-7 Eylül olayları Menderes’in ve DP’nin sonunu getiren sürecin de başlangıcı oldu. 29 Kasım 1955’te Menderes, Celal Bayar’a istifasını verdi. Celal Bayar hükümet kurma görevini yeniden Menderese verdi.

Menderes’in yeni hükümeti adalet ve hukuk sistemini, basın organlarını, üniversiteleri, “sivil toplumu” karşısına alarak hem siyasi hem de ekonomik anlamda gerçek bir baskı hükümeti haline geldi.

Bu olaylardan sonra Menderes’in tek adam yönetimine karşı olan 19 Milletvekili DP’den ayrılarak Hürriyet Partisi’ni kurdular.

6-7 Eylül 1955 olayları İstanbul Rumlarının ve tüm gayri Müslimlerin devlete olan güvenlerini yok etti. Bir kısmı Türkiye’yi terk etti. Fakat esas olarak Rumların zorunlu göçü 1964 ve 1974’de gerçekleşti.” Kemal Yalçın

Türkiye Cumhuriyeti kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalandığı haberi, basın kanalıyla planlanmış ayaklanmaya yöneltecek kanlı diyalogların beklendiği, böylelikle bir grup tarafınca da İzmir Konak meydan fuarında Yunan bayrağının indirilmesi ile iç karışıklık emellerine yaklaştırmıştır. İstanbul İstiklal Caddesi, Adalarda, Kıbrıs’da Türklere ve Rumlara karşılıklı uygulanan şiddetin de etkileri bugüne değin bizim dikkatle iyileştirici adımlardan yana olmamızı gerektirir.

1 Temmuz 1955’de Atina Radyosu’nun Kıbrıs saatinde Türkiye ve Kıbrıs Türkleri hakkında çok ağır bir konuşma yapması 14 Temmuz 1955’te Kıbrıs’ta Türk mahallerinin Rumlar tarafından taşa tutulması ve bu olaylar sırasında Abdullah Çavuş, polis baş müfettişi Mustafa Ahmet, polis İrfan’ın hakarete uğraması,15 Temmuz 1955’de Ayvasıl Köyü Türk mezarlığının Rumlar tarafından yakılması 4 Ağustos’ta Kıbrıslı Rumların Türk dükkanlarına saldırması 28 Ağustos 1955 ‘de Rumlar tarafından Türklerin katledileceği haberleri olayların çıkmasında en önemli sebeplerdi

O dönemki istifaların başında gelen isimler arasında İç İşleri Bakanı Namık Gedik, görev ihmalleri nedeniyle de yer değişiklikleri gerçekleştirilerek atamalar yapıldı. Bazı gazetelerin yayını sonlandırıldı. İlgili sendikalar ve cemiyetler kapatıldı. Yapılan incelemelerde İngiliz vatandaşların dükkanları da yağmalandığından, tanzim istekleri ile gerçek hasar bütçelerinin uyuşmadığı tespit edilmiştir.

“1927’de Türk Ocakları’nın ‘Türkçe Konuş’ kampanyası, II.Dünya Savaşı yıllarında gayrimüslimlerden alınan Varlık Vergisi bu düşüncenin devamlılığının göstergesi olmuştur. DP, ekonomisinde bütün liberal söylemlerine rağmen Lozan Antlaşması çerçevesinde İstanbul ve çevresinde oturan Rum nüfusun, elindeki sermaye gücünü millileştirmeyi planlamıştır. Bu gelişmeler doğrultusunda 1955 Kıbrıs sorunu ; DP ‘ye bu politikaları gerçekleştirme olanağı vermiştir.’’

Adana ve tüm doğuda yerel basın hareketliliği gözlemlenmiştir. Dönem iktidarı, muhalefet tarafınca ‘yerinden olma endişesi’ şeklinde nitelendirilmiştir. Yeni yasanın 31.maddesine tepkisel yazıları ile Dr Cezmi Türk makaleleri ön plana çıkmıştır.

“ Organizatörler,6-7 Eylül öncesi toplumu germek ve kitle psikolojisini harekete geçirmek için toplumun gerilmesi ve kitlelere üzerinde nefret duygusunun kabarması için ayrı ayrı yerde üç kışkırtma yöntemi kullanmışlardı. Olayların organize olduğu iki toplumu birbirlerine düşman etme, sıcak ve dostane ilişkileri bozma senaryosunu ülke aydın ve yetkililerin ortak kanısı olmasına rağmen organizatör, kışkırtmacı ve yağmacı yığınların tahriklerine engel olamadılar’’

FATİH DEVRİNE GENEL BAKIŞ

Hürriyet Gazetesi 1 Eylül 2019 Pazar günü yazısında İstanbul’un Fethi sırasında gelen askerlerden birinin türbe mezarının harabeye dönmüş olduğu ve ilgilenilmediği haberini okudum. Net hatırlayamıyorum mahalle ismini çünkü eski gazeteleri kapı dışarı ediyoruz. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne çağrıda bulunalım ve bir an önce bu rezillik daha doğrusu bizzat Fatih dönemi türbe ve eserleri kontrol edilip tutanak alınarak işlem başlatılırsa tarihimiz açısından geç kalınmamış hamle olur.

Biliyoruz ki, Fatih Sultan Mehmet, Ortodoks Rumları ile diplomatik ilişkiler yürüterek Osmanlı Tebaası içerisinde inançlarını yaşayabilme imkanı temin etmiştir. İstanbul’a Rumeli vatandaşlarını getirerek iskan politikasınca yerleşme düzenlemesi yapmıştır. Kütahya’da bir hocamız ile sohbet ederken sarfettiği  “İstanbul gasp edilmiştir’’  cümlesine karşılık itiraz ederek bana düşen tarihçilik vazifemi ne kadar yerine getirdiğimi bilemem ama fısıltılar dahi yerin kulağına gider.

“ Rumların özellikle 1821 İsyanı’na kadar devlet nazarında diğer gayrimüslim unsurlara göre daha ön planda olduğu doğru olmakla birlikte, bu durumu ‘yönetimde ortaklık’ şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Dimitri Kitsikis ve benzeri kimi Yunanlı/Rum yazarları daha ılımlı olarak değerlendiren bu görüşleriyle birlikte, Fatih ve sonrasında devletin uygulamaları, çoğunlukla Rumlar tarafından ülkenin geleceği açısından devlet için bir ‘zorunluluk’ şeklinde değerlendirilmiştir. Osmanlı Devleti ülkede hakimiyetlerini tam olarak sağlayabilmek için Rumlarla daha yakın ilişkilerde olmalı ve onlardan destek almalıydı. Aksi halde ne İstanbul’da ne de diğer bölgelerde varlığını uzun yıllar devam ettirmesi mümkün olmayabilirdi. “Yönetimde ortaklık” olarak ifade edilen görüşlerin temelinde aynı ‘zorunluluk’ vurgusunun yer aldığı söylenebilir.’’

“ Fatih Sultan Mehmet’le başlayıp 500 yıl devam süren ‘mala, cana, ırza dokunma!’ geleneği iki saat içinde yok edildi.” 74 Rum Ortodoks kilisesinin 6-7 Eylül olaylarında yangın hasarına uğraması gibi verilerce listelenen eşya tahribi son derece içler acısı.

Türk Müslüman inancının temelinde kendine istemediğini başkasına yapma sünneti var iken, yaşanan olayların geçmişte kalması bilincine davet ediyorum ülkemizi.

RUMELİ’DE BİZDEN KİM VAR?

Gaziantep TÜRKAV kültür şuuru okuma etkinlikleri kapsamında, facebook üzerinden yayınlanan duyurulara çok tesadüf biçimde rastladım ve bana Hasip Saygılı’nın Rumeli’de Bizden Kim Kaldı isimli çalışması sürpriz biçimde ulaştırıldı. Teşekkürü borç bilerek,bu emeğin Kültür Turizm Bakanlığı’nca sahiplenilmesini temenni ediyorum. İçeriğindeki hatıratlar ve yazışmalar arşiv değerindedir.

97.KURTULUŞ YIL DÖNÜMÜ; İZMİR,MANİSA,AYDIN KUTLU OLSUN….


KAYNAKÇA:

Ramazan Erhan Güllü –Patrik Meletios Metaksakis ve İstanbul Rum/Ortodoks Patrikhanesi (1921-1923)

Abdullah Taşkesen-Toplumsal Hareketlilik Bağlamında 6/7 Eylül 1955  Olaylarının Sosyolojik Analizi

Cengiz Atlı-İngiliz ve Cumhuriyet Arşiv Belgeleri Işığında 6-7 Eylül Olayları

Şeyda Özçelik -6 /7 Eylül Olaylarında Yerel Bir Basın Örneği ‘’Yeni Adana’’Gazetesi

Gürhan Gürcan-Ankara Üniversitesi YL Tezi  6 /7 Eylül 1955 Olayları (2006)

Şerif Demir –Adnan Menderes ve 6 /7 Eylül 1955 Olayları

Erhan Ayaz-Kırklareli Üniversitesi 6 /7 Eylül Olaylarının Türk Gazetelerindeki Yansımaları (2015)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*