Tuğba Şahin yazdı: “Elbet Bir Gün Buluşacağız”

“Hayat, yaşla değil, yaşamakla anlaşılır”
Andre Gide

Taburcu olan insanların ruh hallerini, yüzlerindeki sevinci, kavuştuğu anda onu sevenlerin yüreğinde biriken tortuyu, huzuru ve titrekliği bilirim, anlıyorum, çünkü ortak acıyı bölüştük. Hiç cenaze görmemiş, hiçbir hastaya üzülmemiş, hatta duygusuz yaşayanların samimiyetsiz ‘geçmiş olsun’lu tavrını da bilirim. Çünkü ortak acıyı yaşarken gördük.

Maşallah kelimesinin ata yadigarı gizli, tılsımlı, mecazi ve ağır savunması vardır. Yeryüzüne bedenlenerek uğrayan ruhlarımız belirli amaca hizmet etmek için gönderildiler.

Buselik Makamı’na adım attığımız hayat evremizde, kendi bestemizi dokuyacağız. Ritim tutulmadığını gözlemliyorum. Milano’dan canlı yayında tam yarım saat süre kadar Andrea Bocelli dinledik. Bizim kuşak tarih oldu, Luciano Pavarotti haberlerini takip ederdik. Yani, sonradan opera dinleyen ya da opera dinlemeyi meta kibriyle sosyal medyada paylaşanlara rağmen majör ve minör farkını anlamak derdinde büyüdük. Fakat kültürümüz alışık değildir. Rahmetli Hamiyet Yüceses, Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Bekir Sıtkı Sezgin gibi nice önemli isimleri saygıyla yad edelim.

TRT disiplininde anılması gereken mühim isimler anılmak için tozlu raflardan çıkarılıp gösterimlerde sunulmayı bekliyor. Batılı tarzda müzik tarihini daha sonraya tartışmak üzere asıl iç dünyamızın şarkılarına yönelmeyi tercih ediyorum. Kulak uvzumuzun nimetine şükretmeliyiz. İşitmek ile duymak arasında ince bir nüans var. Frekans dalgalarını seçme özelliğimiz de var. Bakınız “öyle diyorlar” merasiminden kaçınmalıyız. Mert ve cesur biçimde duvar örmeliyiz. Ancak duvardan kastım, yanlışlığa set manasındadır. Kendi yürekten gönül sesini dinlemeye eğilmektir. Hassasiyetle inciniyoruz, dil sadece araç.

İnternette dijital eğitim, teknolojiyi kullanmak becerilerine yönelik eğitim seminerlerine henüz rastlamadım. Zoom Programı’nı indirdik. Yıllandığı üzere Skype, ispatlanmış olsa bile teknik pratism açısından zoom kullanımı daha anlaşılır sisteme sahiptir. Süre sınırının belirlenmesi, birden fazla konuşmacı ve katılımcı aynı anda eklenebiliyor. Türk Telekom mağdurlarındanız, eski ADSL bağlantılarına kıyasla bugün tükettiğimiz wifi kablosuz ağ sınırsız uydu ağı, vakitten tasarruf, fatura aşma derdi yok üstelik televizyon TÜRKSAT ile de ortak antlaşması mevcut.

Okumak isteyenlere;(Orhan Şener’in tavsiyesi) “Why does it suddenly feel like 1999 on the internet’’ başlıklı makaleyi incelenmesi için paylaşabiliriz. Yazarları Kahlo  Hao ve Tanya Besu’dur. İngilizceniz ileri seviye olmasa dahi translate ile çözümleyebilirsiniz. Eski internet ve yeni internet arasında yitirdiğimiz nostaljik samimiyetin Covid sebebiyle evden çalışırken yeniden canlandırma arzusunu edebi dille gündeme taşıyan bir makaledir. Chat sayfalarının, facebook, instagram ve twitter hesaplarının kuruluş yıllarında kültürel haberleşme gereksinimleri amacından sapma eğilimine alçaltıldığı için misal Küresel Isınma mesajı güdmez de gayr-i ahlaki trol yorumların karmaşası çoğaldıkça başa çıkmak zor.

Whatsapp uygulamasından vergi alınması kesinlikle yanlıştır. Dünyadaki bu tasarı umarım salgın nedeniyle free imkanlar düşünülerek çözülmüştür. Tabi büyükşehirler ile köylerdeki eşitsizlik, Turkcell paketleriyle çözülemez. Zoom derslerinde memleketlerinden bağlantı ile dinlemeye gelen katılımcılar aksaklık yaşayarak geride kalıyor. Bir öğrencimiz dile getirdiği için rahatlıkla böyle durumların yaşandığını yazıya döküyorum.

Muğla’da termik santral kaynaklı su kesintisi ne anlama geliyor? Bir köyde santral vatana ihanettir. Denetimsizlikler var. Bırakın Allah aşkına şu filtresiz diye hukuken mühürlenmesi bahanelerini. En baştan izin vermeyeceksin. Atık kirliliği tehdidini ileriyi düşünemiyorsunuz. Çiftçi, ziraat, iktisadi yatırım her zaman dile getirdiğim önemi ertelenmeyecek yatırımdır. Özel sanayi dayatmalarınız yere batsın! Hayvanlar iki gündür su ihtiyaçlarından mahrum kalmışlar. Kısa sürede çözülmelidir. Resmi yetkililere duyuralım.

İşte internet haberciliğinde duyuru olanakları, yurttaş gazeteciliği böyle yayılıyor. Tiktok’taki serzenişleri de çok gereksiz buluyorum. Genel toplumsal sıkıntıların da üslubunca sunulması lazımdır. Benim ilgi alanım kültür-eğitim alanındaki sıkıntılara ne çare bulurum üzerine yoğruluyor. Sonuçta her şeyi bilemem. Adıyaman Vakfı’nda Hikmet Kızıl ve Prof  Dr İsmet Emre hocalarımızı dinleme şerefine nail olduk. Çalışmalarının yetkinliğini; konuşmasındaki vakarlı duruştan, alt yapı bilgisinin derinliğinde yüzmekten, emek sarfedişini hisleriyle donattığı tavsiyelerinden anlıyoruz. Biz, kültür nedir bilmiyoruz. İnsan ‘’ne ile yaşar’’, “neden yaşar’’ odaklanarak  “niyetim nedir’’ veya ‘’nasıl yaşanır’’  sorularına odaklanmıyoruz. Deli divane gibi markette satılan tereyağmışçasına “kültür’’ reyonuna açlık, doymak bilmez hazımsızlık izliyoruz. Sonuç sarkık düşünceler, kilo almış kulaktan duyma şeyler, obezitemsi tavırlar.

İsmet hocamızdan inciler şöyle aktarılabilir;’’ kavram içeriklerini gramatolojik derlemek, tarih kitaplarını yeniden yazmak, tabiatı köle gibi değil parçamız kabul etmek’’

Değerlerimizi hepimiz biliyoruz. Fakat ahlaki yoksunluk temelden çatırdadığından bütün hiyerarşik rekabetlerde ‘haksızlık kurulu tayini’ devreye giriyor. Merhaba demekten aciz, nasılsın sormaktan ziyade bencil, ihtiyacın olur inceliğindense duvar örmeyi tercih ediyorlar. İşte buradaki duvar yalnızlaştırma, dışlama, ötekileştirme duvarıdır.

Karşılaştırmalı Medeniyet Tarihi okumamız gerektiğini ilk kez işittim ancak buna inanıyordum. İzmir’de Karşılaştırmalı Tarih YL sosyal bilimler disiplin bölümü açıldı. Mail gönderdiğimde yanıt almıştım. Hocalarımız yeniliğe açık olmalıdır. Gençler sabah derslerine neden katılmıyor internetleri ya da sıcak kap yemekleri pişmesine rağmen? Sevdiremiyoruz bilgiyi, bilgiyi renklendiren müzik akışı yok bazı zihinlerde. İsmet Emre hocamızın cümleleri arasından düşüncelerimi paylaşırken bahsettiği şiir ve müzik hususundaki pencereden baktığımı fark ettim.’’Kalbimizi yumuşatmak’’ gayesi nüvesinden yaratıldık.

Bursa Kent Müzesi de instagramda canlı yayınlar düzenlemeye başladı. Her Salı bir konuk ağırlayacaklar. ICOM başkanı Suay Aksoy ‘’elimizdeki enstrümanları doğru kullanırsak, yapamayacağımız şey yoktur’’ terimsel başarı deneyimlerini bize anlattı. Terimsel başarı tamlamasını ben uygun gördüm. Hayat müziğinin varlığında insanın rengini maviye benzetiyorum. Lacivert bakışlarla yeryüzüne hem de Ağustos mevsiminde gelerek sonradan kahve bakışlarla devam etmişim. En azından upuzun sarı saçlarımla Sindy gibiymişim. Evrim geçirerek maalesef değiştim. İlkokul mezuniyet elbisem, lise kep törenimde giydiğim kıyafet, üniversite mezuniyet entarim de mavi tonlarındaydı. Geçenlerde twitterda bir yorum okudum. Dünyaya bir türkü biçiminde gelseydiniz, hangi türkü olmak isterdiniz. Çanakkale Türküsü notası biçiminde yeryüzüne inmek isterdim. Eğer türkü formatında yaratılsaydım, kesinlikle bir marş olmaktan gurur duyardım. Doğduğumuz günü sevelim. Orkestramızı iyi niyet ve yetilerimizle kuşatalım. Avusturya Kültür Ofisi’nin ‘Evde Hayat Var’ projesi kapsayıcılığı ile düzenlenen şifreli yayınında Die Wand isimli filmi seyrettim. Tamamen ücretsiz kayıt gerektirmektedir. Avusturyalı yazar Marlen Haushofer’in romanından uyarlanan aynı isimli başyapıt ,100.Doğum Yılı hasebiyle düşünülerek takipçilere duyuruldu.’’Belki de insanlar hayatın akışına direnecek kadar zeki oldukları için daha acınasıdırlar. Bu da onları şeytani, biçare ve az sevecen yapmış. Sonuçta, hayat farklı da yaşanabilirdi. Sevgiden daha mantıklı bir dürtü yoktur. Sevene ve sevilene çekilir bu hayat’’

Tuğba Şahin

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*