Tuğba Şahin yazdı: ” EĞİTİM NEDİR ? “

Konuyu nereden ele almalıyız sorusunu doğru cevaplamak için uzun zaman ayırmam gerektiğini düşünüyorum. Fransa’nın Paris şehrinde 865 yıllık tarihine tanıklık etmiş Notre Dame Kilisesi aniden çıkan yangınla büyük tahribe uğradı. Restorasyon ihmalkârlığının dikkatlice farkına varılmalıydı. Şaşırtıcı kısmı ise arıların yuva yapmışlığı ve sağ kurtarılması haberi olsa gerek.
İnsancıl yönümüzün köreldiği, her geçen gün sinirliliğin, gerginlik ve tahammülsüzlüğün arttığı devirdeyiz. Eğitmek fiili uydurulmuş yabancılıktır. İlim-ulema/Muallim-talebe gibi benzer takım ifadelerinin yerine kullanılan tüm tuhaf kelimeler Türkçe yoksunluğunun temel sorunu olarak irdelenmelidir.

Medreselerden günümüze okullaşma(mektep) sektörünün nasıl da ticari sermayeye giden kurumsallaşmaya çevrildiği ikinci derecede ele alınmalıdır. Üçüncü madde aslında ilk temel öğe, aile kavramı mahremiyet çerçevesinde çocukların nasıl yetiştirildiği konusudur. Daha sonra da tüm bunların berisinde hukuksal meseleler gelmektedir.

Darbeler döneminin ‘’yasaklı kitap’’ eylemleri evrim geçirse dahi kitap düşmanlığı tesir etmeye devam ediyor. Dijital yayınların, matbaa baskılarının intihal-korsan-telif durumlarını gündeme taşımamıza sebebiyet vermektedir. İlkellik; geri kalmış toplumlarda, aktüel bilginin en sahih biçimde insana ulaşabileceği neşriyatın gazete okuma oranından tespit edilmesiyle karar verilmesidir. Her gün bir gazete okuyamamak sıkıntısının alt yapısında ekonomik ve sağlık problemlerin çözülemediğini anketli grafiklere yansıtır.

Tek tipliliği dayatma savaşı, hürriyete zarar verir. Sanat hür vatanlarda yeşerir. Ancak sanat üretmek bireysel değerlendirilmesi gereken dışavurumdur. Herhangi bir şeye eleştiri, dert aktarma biçimidir. O halde tüm sorunlar eğitimsel kategoride sınıflandırılırsa ‘’neyi okumak, nasıl okumak, ne kadar okumak’’ güncelliğine eğilmemiz iç haznemizi renklendirecektir. Diğer ülkeler ile ilişkiler ,istihdam, güvenlik bütünüyle baktığımızda eğitim seviyesi yüksek yöneticilerce sağlanabildiği ölçütü haricinde ileri görüşlülükle nitelendirilir. İnanç ritüellerini yönetimden ayrı tutamazsın. Örf, adet, gelenek, atasözleri, yaşam tarzları köklü tarihine geçmişine sahip çıkmakla mertebe alır.

Bürokrasinin neye hizmet ettiğini iyi anlamalıyız. Vatandaşların dikkat ettiği unsurların başında eğitim sorunları yer alıyor. Her bir çocuklu aileden dördü kolejde eğitim tercih ediyor. Her devlet memuru aile iki-üç çocuk nüfuslu ise devlet okullarına kayıt parası ödemelerinde okul kıyafeti derdine düşüyor. İş bulmak kriterlerinde aranan en asgariden en üst seviyeye başında ‘’deneyim ve yabancı dil’’ eklentisi ile ilan sunuyor. Sigortasız az paraya çalıştırılan insanların güvenliği tehditler neticesinde meydana gelen toplu kıyım, hanelere çatırtıyla  bölünme sonuçları yaşatıyor. Okula gidemeyenler de var.

Kira-satılık ev gider hesaplarının denge tutarlık listelerinde dergi almak belki en son sırada bile değil. Teknoloji takibi de rakamlarının tamamen kapitalist propaganda algısından başka şey değil. Doğrudan, eğitim ‘’değer’’ üzerinden prensiplendirilmelidir. Şiddete meyilli insanların da tespit edilmesi psikoloji alanından fayda sağlayacak önlemler, eğitim camiasında geliştirici adımlarla kamuoyuna duyurulmalıdır.

Tuğba ŞAHİN

1 yorum

  1. Ülkemizde sokağa eşit şartlarda çıkamayan çocuklarımız için arayı kapatacak bilgilerin anlaşılır bir biçimde dijital ortamda herkesin faydasına bir hazırlık yapmak birilerinin işine gelmediği gibi, insanlığa hizmet adına çalıştıklarını söyleyen kurumsallar da bu konuya fazla el atmıyorlar. Paranın hakimiyetine mahkum edilmişler olarak “altta kalanın canı çıksın” düsturu sistemin gereği artık. Adı özel okula çıkmışların bile kalitesinin sorgulanması gerekiyorken, birey öğrenmenin ve peşine ürütmenin peşinde değil diplomanın elde edilmesine yönlendirilmiş bir nesil geliyor geriden. Bilim sistemin değil, bireysel çabaların insafına bırakılmışken ithal kolaycılığına daha ne kadar katlanmak zorundayız. Bekleyip sonuçlarını göreceğiz.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*