Tuğba Şahin yazdı: ” DİKKAT NOKSANLIĞI “

Sınav ya da güç bir iş esnasındaki dikkatsizlikten bahsetmeyeceğim. Elde edilen gelirimizin paydasındaki dengesiz hesap çizelgesi de değil söyleyeceklerim. İnceliklerimizi sürdürmek, örneğin ‘ yabancı değil ’ diyerek misafiri kapıya kadar uğurlamamak hasletimizi aramızdaki hukukumuzu yitirdiğimizi göstermektedir.

Sokakta en çok başımıza gelen yol tarifini bizzat baştan savma, duyarsızca oyalamak için laf salatalığı yapmak, vakit gaspıdır dikkatsizliktir. Ben soruyorum diyorum ki ‘şu dernek nerede?’ sorduğum insan cevaplıyor alakasız cümle eklentili ifadeleriyle ‘ galiba, sanırsam öyleydi, bilemedim ki’. Toplumumuz, insan kaynakları ya da banka veya kırtasiyede, manav, restorantta görevli de olabilirsiniz meslek ne işle meşgale olursanız olun diksiyon-iletişim-işini önemsemek icab eder. Ağzında kelimeyi gevelemeyen iletişimin net kararlı, karşı tarafın söylediğini iyi dinleyen, dilenci gibi ses tonlaması yapmayan, özellikler duyarlılık kazandırır benliğimize bizi insan vasıflı kılar.

Şu anlattıklarımıza karşılık ‘ anlamadım ’ lı ifadeler durduk yere asabımızı oynatır, çünkü açıkça anlattığımız cümleler boğucu nitelik taşımamamıza rağmen düşünmeyenlere gereksiz geldiği için sizi kırarak dinlemediğini bu kısacık aşağılayıcı cümleyi 1.tekil özne belirtisiyle tepside sunar. Ekmek kırıntısı dökmemek, yolda karınca yuvasını incitmemek, yakınınıza şakayla karışık beddua etmemek, siyaset düşüncelerinde asabi davranmamak, çocuklarla yaşına göre muhabbet etmek, yeni kitabın sayfalarını kıvırmamak vs örnekler çoğaltılabilir. Bu özellikler insan tabiatında var olandır.

Akıl, zeka eğitici oyunlar, eğitimler, bilimler bir yere kadar geçerlidir. Yüreğinin yoğrulmadığı meselelere tepeden eleştirmek her zaman en kısa yolu tercih edip, uzun yolculuktan kaçınarak hassasiyet barındırmaz. Atasözü yerinde kullanılabilir “ Ne ölüde ağlar, ne diride güler ’’ tepkisiz duygusuz insanlara ithafen söylenmiştir. Telefonların dijital ekranlı icadı yaygınlaştığından beri tekil yürürken illaki elimizde telefon ile oyalanıyoruz. Bu durumun zararlarını her platformda yaygınlaştırmalıyız. Sık mesajlaşmanın ilişkileri kopardığını bizzat anlatmalıyız. Çağımızın iletişim hatalarının yüzde yüz orantılı aksaklıkları bu sebepledir. Tablete sarılmak sıkıntıdan çözüm diyerek o anda doğayı görmezden gelmektir.Müzik icra etmek, beste üretmek de hızın kurbanıdır. Edebiyat – Türkçe son derece tehdit altındadır. Ezan okuyanların ses eğitimi de alması lazımdır. Türk Müziği ‘nin yeni uyarlamaları, 90’lı şarkıların yeni aranjmanlarını başarısız nitelendirmekteyim. Ninni okunan aileleri saysak bir elin parmaklarını geçmez. Kimyası ile alay ediyorsunuz, şarkıların esas üretildiği dönem ki orjinallik kayboluyor. Batı sanatlarını okuyabilmek için de gerçekten farkındalık süzgecinden iyi irdelemek gerekir. Doğu sinemasında Hint filmlerinden Awara’yı izlememiş olmak büyük kayıptır. Bu durum da kültürel dikkatlilik alanında mühimdir. Tarih öğreniminde ya da dil becerisi üzerine ‘dikkat noksanlığı’  öğretmenden kaynaklı problem nedenlidir. Çünkü anlatım standart değildir. Geliştirilmesi, bütünleyici kroki çizmek tüm konuları pekiştirecek model üretilmelidir. Hepimiz biliyoruz ki, farklı yeteneklerimiz mevcut. Tek tip düşünce kalıplarından kurtulmalıyız. Günümüz blogger mesleğinden şöhretlilik sağlıksızdır. Dikkat noksanlığı temelinde dinlememek, psikolojik rahatsızlıklar, çevre nedenselliği yardımseverlikten kaçmak vardır. Sömüren tavırların haricinde aslında daha hareketli insanların gönüllülük projelerinde mesleki öncelikler sağlayıcı etkinlikler arttırılmalıdır arttırılsa bile duyuruların iletilmesi konumuna da eğilinmelidir. Kitap okumak, yürümek (yürürken telefon almamak), taze gıdalar tüketmek, medyada haber seçmek gibi davranışlar toparlayacaktır. Bulunulan ortamın tertipliliği insana moral olur. Mükemmeliyetçiliği kenara atın, huzuru arayın. ‘Gürültülü insanlar’ bu cümleyi her defasında yeniliyorum. Dikkatsiz konuşurlar hiç ummadık anda sizi üzerler bunu kasti yaparlar. Sevdikleriniz sevenleriniz olsun. Daima birlik içinde, dikkatlice (dikkat etmek burada tehlikeli durumlara karşı gardını al demek değildir) ve dakika takıntılı bulunulmadan iyilik temalı vakitlerde buluşmak üzere…

“ Ne zaman kendime gelirsem Çin’den
Bir güzel susmak geliyor içimden ”
                                                                     
Can YÜCEL

Tuğba ŞAHİN

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*