Tuğba Şahin yazdı: ” ART NİYETLİLER BURAYA “

Sanat kelimesinin İngilizce’deki karşılığı ‘art ‘ ile ifâde edilmektedir. 1204’te vukû bulan Latin istilası, sosyal nüfusu kökten değişime yöneltmiştir, büyük kayıplara sebep olmuştur.

“Katolik Latin Hristiyanlığının Ortodoks Bizans’a karşı silaha başvurması’ bilindiği üzere Dördüncü Haçlı Seferi sırasında oldu. Kutsal topraklar için yola çıkmış olan Haçlılar 13 Nisan 1204 tarihinde İstanbul’u ele geçirip şehri korkunç bir şekilde yağmaladı ve Bizans İmparatorluğu yıkıldı. Haçlı seferinin amacından saptırılmasını ve İstanbul’da yapılan yağma ve cinayetleri Papa III.İnnocentius başlangıçta kınasa da bir süre sonra düşüncesini değiştirerek , Bizans’ın Latinlerce yıkılmasını takdir i ilahi olarak niteledi ve bu zamana kadar yola gelmeyen sapkınların Tanrı’nın arzusuyla güç kullanılarak doğru yolu bulmuş olduklarını savundu’’ Mustafa Daş

“Vatana , yasaya, imana ve İstanbul’a saldırmış olanlara karşı ulusal birliğin bağlanması üzerinde durduktan sonra, Bizans İmparatorluğu’nun 1204 ‘deki parçalanmasından doğan en saf Grek Devleti İznik’tir. O bir zamanki Bizans İmparatorluğu’nun doğal uzantısıdır. Bu özelliği sadece İstanbul’a komşu bir bölge olmasından değil aynı yöneticileri ve aristokratlarının safi İstanbul asıllı olmalarından da ileti gelmektedir.’’ H.Ahrweiler

Sanatı tarihini tetkik ederken Rönesans kavramı kadar, bunun dünya ölçütlerine yansıması ve İslam dönemi etkileri başlığı ile de karşılaştırılması mühimdir. İstanbul’un fethinden önce ve İstanbul’un fethinden sonraki sanat; mimari yapılar haricinde resim, el sanatları, müzik, edebiyat sayısal ilimler, mantık vb. dallara ayrılarak düşünce teorileri ile üretilmiştir ya da yönetilmiştir.

“19.yüzyılın Rönesans anlayışı, daha ziyade Aydınlanmacı tarih görüşlerinin tesiri altında oluşmuştur. Dönemin Rönesans anlayışı doğrudan bir ortaçağ eleştirisi ve karşıtlığı ekseninde geliştirilmiştir. Rönesans anlayışı bir yandan Aydınlanmanın açtığı tartışma ve yeni eğilimlerle beslenirken diğer yandan 19.yüzyılda yakalanan ve sistemli bir dünya egemenliğine dönüştürülmek istenen Batı üstünlüğü ile de belirlenir. Üstünlüğün temellendirmesi ve bir tarihi süreç olarak inşa edilmesi ihtiyacı dönemin Rönesans anlayışının biçimlendirilmesinde belirleyici olmuştur. Bu anlamda Michelet ve Burchlrdt’n eserleri dönemin Rönesans anlayışının oluşmasında merkezi rol üstlenir.’’ İsmail Coşkun

Fazla detaylandırmadan tarihi gelişimlere kısaca değindim. Çünkü konumuz bu açıklamalardan ziyade sanatın devlet teminatı altında olmasından başka olarak bir çok bütçe bakımından kendi kendine ekonomik gelişmeye yönelik ayakta durma çabalarıdır. Şimdi de  ‘Sosyal Devlet ‘ anlayışını ele alalım;

“Sosyal devlet ,piyasa güçlerinin işleyişini değiştiren bir devlet modelidir ve en temel özelliği sosyal ekonomik yaşama müdahale etmesidir. Sosyal devlet, vatandaşların belirli yaşam seviyesinin altına düşmeden , sosyal ve ekonomik haklarda desteklenme temeli üzerine kurulmuştur. Bireylerin sosyal devlette temel vatandaşlık hakkı olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal devlet toplumsal birlik ve dayanışmanın ; toplumun bütün bireylerinin ekonomik özgürlüklerinin arttırılması ,toplumsal eşitliğin ve adaletin gerçekleştirilmesiyle bağlantılı olduğu düşüncesiyle benimsenmiştir’’ Serdar Yay

Öne çıkan başlıklar şöyledir ; “tüm vatandaşların yaşamlarının iyileştirilmesi’’, “yoksullukla mücadele’’, “sosyal koruma’’, “adil gelir dağılımına ulaşma’’, ’’sosyal adaleti sağlama’’, ’’kişilere asgari bir gelir düzeyinin garanti edilmesi’’, ’’belirli ihtiyaçlarının karşılanmasında minimum standartların sağlanması’’ sosyal güvenlik sunma’’ gibi devam eder.

Sanatçının istihdamı, korunması, barınması ve kamuya hizmet ile devletin ,kamunun, toplumun da bu sanattan yararlandığı tüm çalışmaların sansür tehlikesi de mevcuttur. Örneğin, proje üretmediği taktirde geçimini sağlayamayan heykeltraşların , çalışma atölyelerinin kirasını çıkarmak için sürekli üretim odaklı işler alması lazım gelmektedir. Fakat sergi fuaye alanı bakımından nerede halka açık sunumu gerçekleşecek? Sanatın halka indirgenmesini lüzumlu gördüğüm kadar, sanat ile ilgilenen halkın da sanattan uzaklaşmaması için devletin farklı yapılanmalara bütçe ayırması mühimdir. Ücretsiz kurslar yeterli değil. Malzemelerin temini , sanatçı için ekonomik açıdan zorlayıcı olmaktadır.

“Fsek md 46.hükmü 2936 sayılı kanunla değişmeden önce, faydalanma yetkisinin lüzum görüldüğü taktirde ve bir kararname çıkarılarak devlete, meslek birliğine yahut uygun bulunacak diğer bir kültür müessesine tanınabileceği kabul edilmişti. Halbuki kanun değişikliğinden sonra eserin zilyedin bulunan kamu kurumu, koruma süresinin dolmasını takiben kendiliğinden eserin sahibi durumuna geçmekte ve eserden faydalanmak isteyen şahıslar izin almak ve ücret ödemek durumunda kalmaktadır’’

Prof.Dr.Şafak Erel

“Kamulaştırma kararı hukuken eksik kanuni ruhsat niteliğindedir. Zira burada mali hakları kullanmaya yetkisi ve karşılığında ücret ödenmesi bir kanun hükmü gereğince çıkarılan kararnameyle uygun görülen bir makam veya müesseseye bırakılmaktadır. Bu hususta eser veya mali ihale sahiplerinin izni yahut görüşü alınmaz. Ancak kamulaştırmada eserden hangi makam ve müessesenin yararlanacağı belirtilir. Bu bir kamu kurumu veya kuruluşu olmalıdır ve manevi haklar dışında, eser sahibine ait tüm mali haklardan koruma süresi dolana kadar doğrudan doğruya veya başka bir şahıs veya kuruluşa ruhsat vermek suretiyle istifade eder’’

Hulâsâ , sosyal devlet içerisinde sanatın gelişmesi, dönüşmesi, mali destek, ilgi, talep, gelenekçi çizgiler, etkilendiği sebepler haricinde bir de yönetim, özgürlük, refah, ifade hürriyeti ,insanın kendisini sanat ile dışavurum, gösterdiği tepkiler vardır ki, tarihi eser niteliği taşır. Sanat; arkeoloji, tarih bütünlüğünde yayılan bir ses dalgalanması gibidir. Yayıldıkça ufku genişletir. Bir başkasının sesi halini alır. Doğaya saygı gösteren, yaratıcı ile kurulan bağın iç konuşma biçimidir. İhtilaller, savaşlar, baskı ve engellerde bile sanat bir yolunu bularak filizlenir. Yeter ki sanatçılarımızın değeri bilinsin!

Son olarak ,  » Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz… Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız. «MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

İlgilisine; Esnaf ve Sanatkar Odaları Birlikleri Federasyon Yönetmeliği

http://www.tesk.org.tr/tr/mevzuat/yonetmelik/teskilat_personel.pdf

KAYNAKÇA:

1) KENT, YÖNETİM, DİN, SİYASET ve DÜŞÜNCE BAĞLAMINDA ORTA ÇAĞ AVRUPASINA İLİŞKİN GENEL BİR DEĞERLENDİRME Segâh TEKİN/Esra Banu SİPAHİ

2) The Welfare State in Turkey in Historical Process –Serdar YAY

3) MODERNLiĞiN KAYNAKLARI: RONESANS UZERiNE BiR DEGERLENDiRME-İsmail Coşkun

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*