Tuğba Şahin yazdı: “ALES GÜNLÜKLERİ “

Üniversite kazanma hayalleri geride bırakılmıştır. Çünkü okumak zanaat haline dönüşmüştür ki üniversite sadece okul değil hayatınızın kaderini de şekillendirmiştir. Kaldığınız dersler, dış etkenler, para kazanma endişesi, doğru arkadaş, huy/karakter, zevkler, diğer sebepler, alışkanlıklar vs bütün düşünceler üniversite ortamında hizaya çekilmiştir.

Yakın çevrenizden herkes düzenli, işlerini rayına oturttuğu hep mutlu göründüğü en başarılı profillerle gezerken, siz biraz gecikerek yolu uzatmışsınızdır. Çok sevdiğinizden ayrılmış, güven duygunuz sarsılmış, paranız bitmiş, cenaze törenlerinde ev sahipliği yapmış, birden fazla taşınma süreci yaşamışsınızdır. Yolu belki de kaybetmişsiniz. Belki kaybolmayı siz istediniz. Çabaladınız olmadı mı? Bir tekrar iki tekrar üç tekrar kesilmeyen FF sonuçları kesilmedi mi? Hastalık bulaşmış gibi ümitsiz bir stres topuna mı döndünüz? Cömertliğinize tepki taş mı yediniz?  Gülmeyi çoktan unuttunuz mu? Ailenizle bağlarınız mı koptu? Bütün dünya size cephe almış da yalnız mı savaşıyorsunuz? Beklediğiniz posta gelmedi mi? Arkadaşınızın düğününde aç mı kaldınız? Yeni doğmuş bir bebeğe hediye almanın heyecanını mı yaşadınız? Gittiğiniz şehirde 150 yıllık çeşme artık yok muydu? Okuduğunuz kitabı hazine mi bildiniz ve arkadaşlarınız sizle alay mı etti? Sokakta yaşayan amcanın öksürüğüne mi üzüldünüz? Kan bağışı aranan çocuklar mı gördünüz? Koskoca yardım derneği kurucularında egosal kibre mi rastladınız? Yaz tatilinizde kaldığınız otelde, eskiden gelmiş sahibi tarafından terkedilmiş bir köpeğin yoldaşı mı oldunuz? Rüyanızda takip mi ediliyordunuz? Bankada, güvenlik sizin ödeme işlerindeki aksaklığı anlamadı mı? Çöpleri yere mi atıyorlar? Mahallenizde bir komşunun arabası mı çalındı? Evinizde tuvalet kağıdı mı bitti?

Hayatımız boyunca seveceğimiz mesleğimizin eğitim düzeyi üniversite mezun/mezun adayı konumundayızdır. ALES; Akademik Personel Lisansüstü Sınavı demektir. Yani o severek okuduğunuz mesleğinizin devamında tez yazma imkanınız olacak. Hatta okuduğunuz üniversitede maaşlı işiniz, düzenli çalışma odanız bulunacak demektir. Artık sizin de zamanında yaşadığınız sıkıntılardan buhran geçiren öğrencilere yol gösterebileceksiniz demektir. Yetişkinliğe adım atmak, YÖK tarafından ehliyet verilmesi demektir. Peki ALES ile hedeflenen gerçekleşmesi durumu bize ne hissettirecek? Bir asker, her zaman askerdir. Gazi ya da şehit unvanı alması onun askerliğini perdelemez. ALES’e katılan adaylar, az puan alsa- çok puan alsa da kişinin tavrından değişen bir şey görülmez. İnsan çalışır, gitmek istediği vatan hizmetini bir şekilde rayına oturtur. Kıyaslanmamalıdır. Eşitlik ve adalet biraz farklı algılandığı için her birimiz kendimizin ahlakından sorumluyuz. Bu sebeple adım atmak, yürümek, hayalleri gerçekleştirmek tek başına olmaz. Bize kadro lazımdır. Ekip kurmamız, birbirimizin elini tutmamız gerekmektedir. Takdir, hak edene verilir. İlkokulda, lisede denetimi azalan, üniversitede de onur belgeleri havadan verilmemelidir. Bir o kadar da geçme notuna bağlanmamalı, sistemdeki hataların kurumdan kaynaklandığı düşünülmelidir. Ne yazık ki bazı profesörlerimiz ana-baba ocağı olması gerekirken rakip buluyor gençleri, akademi denen mevzu tekelleşmeye gidiyor. Sen benim de elimi tutacaksın ki güçlenelim. Önce ruh sağlığı, devlet bütününe zarar vermeyecek, psikolojik ve fizyonomi testlerinden geçen kişi hazırdır seçilmek için doğru zaman, doğru yerde ise eğer başarısı skorla değerlendirilmez. İnce, hassas, yardım eden, düşünen insanlardan değilse atanmayı beklemesin. ’’Atanamayan Öğretmen’’ profilinden sıyrılmamız gerek. Başka seçeneği kendisi üretsin. Akademik personel olmak budur işte, eğitim düzeyi okuduğu bilgiyi devlete kapak atmak niyetine değil, paylaşmak ve geliştirmek için yüksek lisans okuma kararı alıyordur. Dürüstlük! Biz önce dürüst olmalıyız. Televizyonun hali ortada, çalışmayan eğitim fakültesi vb bölüm mezunu çoğunluk cinayet haberleri izliyor ya da kadın programlarını. Akademiye karar vermiş insanın birinci vazifesi; dedikodu(laf taşıyıcılığı),kindarlık, tembellikten kaçınması olduğudur.

ALES , bize kavramayı, anlamayı, ölçmeyi, üretmeyi, düşünmeyi, okumayı çalışkanlılığı kalıcı hale getirme imkanı sağlamaktadır. Sorulara vakit yetmedi. Eve döndükten sonra yemek yedim. Makalelere baktım. Çay içtim. Film izledim. Alttan kalan derslerime çalışmaya devam edeceğim. Gördüğünüz gibi ALES korkulacak tesir bırakmıyor fakat hiçbir şey eskisi gibi de kalmıyor. ALES sabahı salonda sınav öncesi pencere davası yaşandı. Hava soğuktu. Aşağıya cüzdanları da kenara bırakmak zorundaydık. Artistliğine okuma kardeşim, yüksek lisans davası olan insanların hak ettiği insanca koşullar için nasip olsun.

Tuğba Şahin

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*