Tuğba Şahin yazdı: “100 Yıl Emanet

Derviş bir gün anahtarını kaybeder. Kapısının önündeki küçük bir bahçede anahtarını ararken yoldan geçenler, saatler geçer ama anahtarı bulamazlar. Yoldan geçen atlı biri sorar;’’ anahtarı bahçede kaybettiğine emin misin?’’ Derviş cevap verir : “Hayır, samanlıkta kaybettim’’. Atlı : “Peki, o zaman niye orada aramıyorsun?’’ Dervişin sesi titrek, yanıtı üzücüdür ‘’çünkü orada bulmam imkansız’’ Kıssadan hisse.

20 Eylül akşamı saat 20.00’de Kavuk Teslim Törenini, Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda izleyerek tanıklık etmenin mutluluğunu tanımlamak zor. Harbiye yıllarından beri önemli bir muhitimizdir. Belediye Şehir Tiyatroları ayrıca yürütülen, bütçesi kısıtlı imkanlarla ayakta duruyor.3972 koltuk kapasitesi tamamen doldu. Seyirciler içerisinde Ferhan Şensoy, rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı için video kaydıyla dileklerini iletti.

İsmail Dümbüllü’den bugüne Münir Özkul’a devredilerek mizansen sembol, adeta tiyatro sancağı da diyebileceğimiz usta-çırak okulunun duayen isimleri arasında bu sanatın yaşatılma gayesi son derece önem arz etmektedir.

‘’Emanet’’ kelimesi vefa ile bağdaştırılabilir. Emanete hıyanet etme denir atasözlerimizde, birisi sana bir şeyi emanet bıraktığında gözün kulağın gibi sahiplenmek biraz da sorumluluk içgüdüsü gelişmiş şahıslarda mümkündür.

Niyazi Mısri’ nin “Aramakla bulunmaz, ancak bulanlar arayanlardır’’ cümlesini benimsemiş durumdayım. Kadın erkeğe, çocuğun aileye, sadakatin düşünceye, eşyanın mekana, uzuvların insana, tabiatın dünyaya, tarihin aklımıza emanet olduğu bilincinin yıkım harfiyat makbuzunu nasıl ödeyeceğiz?

Salgın nedeniyle üzerinde konuşulan ‘Oksijenin’; nimet, hazine, paha biçilemez derece önemli olduğunun farkında mıyız?

Aynı zamanda emanet, kutsaldır da. Fahrettin Paşa’nın Medine’den İslam emanetlerini getirmek kudreti hepimizin sorumluluğundadır, korumakla mükellef edindiğimizi vurgular. Ödünç ve çalmak kavramlarıyla da iyi kıyaslamak gerekir. Tıpkı ahiret sorularına benzer ama örneğin bir torba makine aparatı emanet edilse teslimat saatine kadar yolda keyfi hareket ederek yitirmenin bedeli ağır tutacaktır. Kendi eşyamız gibi hissederek muhafazamız çerçevesinde iade edebilmeliyiz.

Fakat emanet duygusu vatani görevlerinde bilinç seviyesini tartacağından bayrağı/sancağı parçamız kabul ediyoruz. Allah’a emanet ol deriz uzağa giden bir yakınımıza çünkü Yaratıcının varlığına sığınmak; insanı herhangi bir kula emanet edemeyeceğimizden güven kaynaklıdır. Yüreğimize emanet işlediğimiz duygular bizi daha insanlaştırır. Biliriz ki karşımızda sorumluluğunu taşıdığımız ailemiz, iş çevremiz, arkadaşlarımız, eşimiz, bir ilmimiz var.

Emin olamayız sevildiğimizden ancak sevdiğimizden eminlik duymak kişiyi hafifletir. Gören gözün kıymeti sağlıklı düşünmek, özgürce yürüyebilmek ‘bize emanet’ şiarıyla ülkeyi güvenli koruyan kuvvet sebebiyledir. Dua ederiz iyilik, umut, davranış karşılığını bulmalarını isteriz yaşayanlara, üzülmesinler diyerek. Ve çoğu vakit üzenlerin de karşılığını görmelerini isteriz zaten hiçbir kötülük de karşılıksız kalmaz. Hak geçmiştir, hak yerini daima bulur ama bizden değil çünkü biz üzmeyen tarafındayız adil hayatımızın. Emanet adalet tutum içerir. Eğer birey yeterince hukuk sahibi ise kendisine ait olmayan ‘şey’ ile ilgili neşene/özne olanlara kem gözle bakmaz. Hasetlenmez, içerlenip nazar etmez. Emanet, bizi törpüler, zenginleştirir, puttan arındırır.

Hava, su, güneş toprak bedava demeden herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Öyle nimete israf, hayvanlara bağış toplamak haricinde tamamen iyi insanlıktan bahsediyorum bulunulan ortamda aranan sıfatını taşımaktan, ülkenin refahına hiçbir karşılıksız sevinerek geliştirmekten bahsediyorum. Bahis değildir sözcükler.

Ermenistan yönetiminin Karabağ işgali dünyanın tamamında herkes tarafından kınandı. Türkiye’de yaşayan Ermeni vatandaşlar Türkiye topraklarında güvenle yaşamaktadırlar. İkisi ayrı değerlendirilmeli ve karıştırılmamalıdır. Azerbaycan’a takınılan tavır ulus devlet, demokrasi haklarınca geçersizdir. Azerbaycan Türk’e emanettir.. Bu durumu tarih/siyaset bakmakla birlikte sosyolojik açıdan da inceleyelim.

Emanetimizi, aşkımızı, sevenlerimizi, yolumuzu kaybetmeyelim. Duruş çizmek, imtiyazdır. Kültürel zenginliğimiz çeşitlidir.’ Kalpten çıkan söz kalbe gider, ağızdan çıkan söz kulağa gider.’

İnanarak söylediğimiz,
İnanarak yaşadığımız,
İnanarak emanet edindiğimiz bu sebeple yekpare tümlük, beraberlik kılar.

 ‘’Kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum’’.

 Evet, kaybetmeyelim ! Kimliğimizi, dilimizi, tarihimizi. Kaybetmeyelim ki kendimizi, bir başkası onu bulduğunda sizi unutmasın. Yabancılaşmayalım birbirimize..

Tuğba Şahin

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*