Talân Ayşe Kanca yazdı: “Yokluğa Sarılmak”

Bir sabah uyanıp dün gece o en sevdiğinizin yokluğuna sarıldınız mı hiç?
O yokluğun açtığı yarıklardan düşerken yaralarınızı bile sevdiniz mi; size hatırlattığından o en sevdiğinizi!
Siz hiç bir esvaba sarılıp sonsuza dek koklamak istediniz mi, o kokuda kaybolursa artık, “hatırlamayı unutursunuz” diye endişeden çıldırdınız mı?
İnsan ölüm denen uykunun derinliğine bakıp o yaşamak denen kaosa bile hürmet eder, o kadar güzeldir ki o nefes ciğerleriniz de!
O kadar güzeldir ki uyanmak;  aslına rücu ede ede varırsınız ki kendinize, “ne vakit gelmiştim dünyaya?” diyemeden göçüp gidersiniz.
Siz bilenmiş o satırlar gibi  yazılırken hayata aslında ne kadar büyük bir armağandır o dizeler okuyana.
Siz şiirsiniz; okuyanı olsun olmasın. Siz heceyle yazıldınız, uysun uymasın! Siz dizeler dolusu aşksınız, kimin kalbinde hüküm sürdüğünüz değil, hüküm sürüp sürmediğiniz önemli!.
Siz acıya kardeşsiniz, ayrılığa dost, vuslata hasretsiniz…
Yaşamak işte bu!
Siz ölmek mecburiyetindesiniz evet ama önce yaşamak için salındınız dünyaya, kimin ellerinden tuttuğunuz değil önemli olan, o tuttuğunuz eli hak edin yeter!
Siz ardınızdan edilen dualardan haberdar olsanız da olur olmasanız da, siz dua edilmeye değer olun yeter!..
Siz yazılın; bir kalbe, bir eve, bir sokağa, bir resme, bir anıya, bir evlada, bir eşe…
O kadar gönülden yazılın ki, okuyanınız çok olsun!.


Talân Ayşe Kanca

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*