Talân Ayşe Kanca yazdı: ” KARUN’UN KİBRİ”

Çıplak ayakla yürüdüğümüz o kumsalda yakamozların gözlerimizde bıraktığı izler kadar muhteşem değildi yaşamak…Aslında yaşamak bir zürriyet savaşıydı senin için, biri kız diğeri erkek iki evlattan ibaretti aşk..

Kusursuzluğun celladın olduğu bir fikir münakaşası ve adil olmayı arzuladığın ve hiç olamadığın gerçeğiyle yüzleşmek zordu, acıyı benimsemek ve onu içselleştirmek mümkün değildi senin için.

Ne vakit iki kişilik bir ziyafet olsa sen hep tek başına oturmayı arzu ettin o gönül sofralarına, ikincisine yer ayırmak hakkaniyetli gelmedi hiç!.Seni tanımak seni anlamak demekti, seni anlamaksa senden vazgeçmeme sebepti!.

Kibrinin yerle bir ettiği hayatlar için üzüldüğünü hiç görmedim. oysa senin için üzüldüklerine şahittim!.Bir karış toprak için koca bir ömür debelendin sen, karun kadar zenginliğin ve debdebenin basit bir sona gebe oluşu, kusursuz bulduğun varoluşuna yakışmıyordu, iğreti duruyordu bir şeyler içinde!..Sırf bu yüzden ezilmeye mahkum edilişim isyanıma haklı bir gerekçeydi…

Ben kadın olmayı seçememiş, insan olmayı benimsemiş bir zavallı olarak kaldım hatırında…Sen insan olmayı seçememiş, erkek olmayı benimsemiş bir mahlukat olarak silinip gittin hatırımdan!.

Talân Ayşe Kanca

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*