Sümeya Samıkıran şiiri: ” Hacer “

Kahretsin, dünyanın en  berbat şarkısını çalıyorlardı

Oysa bir İran radyosu dinlerken tek arzum anlaşılır olduğuma inandırılmaktı

Belki yoldan geçer arka kapakları paslanmış beyaz bir kamyonet

Tan yeri ağarmadan yetiştirilmek üzere yola çıkarılır bir avret

Kalk Hacer, at şu elindeki taşı, haccet!

Sahra, Sara ve sara

Salınarak çeşmeye gelen bir genç kızdır şu kıvrak fırtına

Kumları savurdu üstümüze

Taş yağdı gökten üstümüze

Yanlış yere attın taşı Hacer

Bak örnek al çölün nefesinden

Üzgünüz yetişemedik sana

Çağımızın taşlananı olmakla yetindik biz

Sen taş atacak kimi buldun etrafında?

Emanet edildiğin yerden kovulanlarız biz

Biz yoktuk orada, Varlık ise tümüyle orada.

Biz Güneşin saçlarından katarakt virüsü kapmamak adına yarışırcasına

Çarpışan metalik seslerin ve Sanayi devriminin varisi bir koku eşliğinde

Yol alıyorduk bir de rengiyle kefen olduğuna bilmem kaçıncı kez ikna eden bir kamyonetin kuyruk sokumunda

Hevesliydik Hacer, biz de Hacer olmaya niyetlendiydik bir ara

Elimize yüzümüze bulaştırdık yine

Taş yağdı üstümüze

Kıvılcımlar çıktığını göreceksin sürtünce kalbimi bir taşa

At beni Hacer, öznesi olamadığım bir eylemin özneden taraftar nesnesi kıl beni

Bu kamyonetin dışı Afganistan içi Sodom ve Gomora

Taş bile yağmıyor artık üstümüze

İnsan insanla cezalandırıldı ama taşın hakkından bir başka taş bu derece gelemiyor galiba

At beni Hacer, en azından Sahra’ya

Toprak olma onurunu bahşet bana

Sahi emanet edildiğin yerde kovuldu kovulan

Sen kimi taşlayacaksın ki bizden başka?

Sümeya Samıkıran

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*