Şükrü Öztürk yazdı: “Kardeş İlişkilerinde Kıskançlık ve Rekabet”

Kardeş İlişkilerinde Kıskançlık ve Rekabet

Kardeşlik en temel insan ilişkilerinden biridir. Aynı evde büyüyen kardeşler ebeveyn sevgisinden yattıkları odaya kadar maddi manevi her unsuru paylaşmaktadırlar. Bu da ister istemez bir rekabeti ortaya çıkarmaktadır. Alfred ADLER insanların temelde güç ve iktidar mücadelesi verdikleri savından hareketle ortaya attığı “doğum sırası kuramı” ile öncül çalışmayı yapmış ve ilerleyen yıllarda konu hakkında pek çok çalışmaya ön ayak olmuştur. Adler’e göre bireyin kişiliğinin şekillenmesinde etkili olan beş önemli doğum sırası vardır. Bunlar; en büyük kardeş, iki kardeşten küçüğü, ortanca kardeş, en küçük kardeş ve tek çocuk. 3 çocuklu bir aile üzerinden örnek vermek gerekirse büyük kardeş tacını kaybetmiş prens ya da prensestir çünkü ilk doğduğunda tamamen ona ait olan sevgi pastası diğer kardeş ya da kardeşlerle elinden alınmıştır. Ortanca kardeş ise en rekabetçi kardeştir. Çünkü o hem büyük hem de küçük kardeşinden pay kapmaya çalışmaktadır. Dolayısı ile ortanca kardeşler hayatta diğer kardeşlere göre genel olarak daha başarılıdırlar. Küçük kardeş ise en rahat büyütülen kardeştir. Son çocuk olduğundan bütün ilgi ondadır. Bu da onun daha rahat ve benmerkezci olmasına sebep olur.

Kardeş ilişkileri; cana yakın, sadık, samimi, ilgisiz ve düşmanca kardeşlik olmak üzere beş türün kombinasyonundan meydana gelir. Kardeşler arasında kıskançlık ve rekabet sık karşılaşılan bir durumdur ve çocuk gelişimi açısından ele alındığında hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu kıskançlık ve rekabet günlük hayat içinde çeşitli şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Kardeşler arası kıskançlık ve rekabet ile ilgili yaşanan örnek bir olayda; büyük kardeşin kıyafetleri küçük kardeşe giydirilmektedir ve küçük kardeş bu durumdan şikâyetçidir. Peki basit gibi görünen böyle bir sorunla karşılaşıldığında ebeveynlerce yapılması gereken nedir?

Öncelikle her çocuğun kendine özgü bir kişiliği olduğu ebeveynlerce kabul edilmelidir. Kardeşler arası rekabet ve kıskançlığı ortaya çıkaran en önemli neden, farkına varamasalar da anne ve babaların tutumlarıdır. Yukarıda dile getirilen örnek olay, küçük kardeşin değersizlik, öfke ve mutsuzluk gibi duygular yaşamasına sebep olmuştur. Ebeveynler çocuklarının bireysel özelliklerini fark etmeli, onların farklı özelliklerini desteklemeli ve aile içi paylaşım ve birliğe önem vermelidirler. Ebeveynler çocuklarını anladıklarını göstermelidir. Yapılması gereken şey çocuktaki değersizlik, arka plana atılma gibi duyguları silmeye çalışmaktır. Büyük kardeşin elbiselerinin küçük kardeşe giydirilme sebebinin kardeşinden daha önemsiz olmasından kaynaklanmadığı asıl sebep ile birlikte çocuğa uygun bir dille anlatılmalıdır. Örneğin asıl sebep maddi zorluklar olabilir ve bu çocuğa uygun bir dille anlatılmalıdır. Çocuğa aile içindeki herkesle eşit bir birey olduğu hissettirilmelidir. Bunun için bir sonraki sefer küçük çocuğa kıyafetler alınabilir. Bu ve benzeri tutumlar ile çocuk ailede ki diğer bireyler kadar değerli olduğunu görmelidir.

Unutulmamalıdır ki kardeş ilişkilerinde ebeveynlere büyük sorumluluk düşmektedir. Ebeveynler çocuklarının farklılıklarını öğrenmeli, onlara bu farklılıkları da göz önünde bulundurarak elden geldiğince demokratik bir tutum sergilemelidirler. Aile içinde koyulan kurallar sebepleri ile birlikte açıklandığında, çocukların kurallara uyma eğilimi artacaktır. Böylece aile içi ilişkilerde sorunları en alt seviyeye çekilmiş olacaktır.

Şükrü Öztürk

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*