Süeda Çiçek yazdı: ” Ordaydı, Okşardı Ruhumu”

“kendi içimde kendimle boğuştuğumu bilirdi annem”

Bazen aynı geminin birbirine en uzak noktalarından bakardık denize, ama bilirdim, annem benim gördüğüm dalgaları da görürdü. Yüzümü ıslatan su mu yoksa gözyaşı mı ayırt ederdi. Annem, yüreğimdeki, gemiden kaçma, serin sulara, derin sulara dalma arzumu bilir ve hatırından çıkarmazdı hiçbir zaman. Göğsümün orta yerindeki yangını kilometrelerce öteden hissedebilir ve hangi suyun onu söndüreceğini bilirdi. Fakat söndürmezdi, isterdi ki ben söndüreyim. Ben de isterdim ki, hiç sönmesin ateşim. âsi olurdum bu yüzden. Yanmak pahasına kendimden ve bir başkasından korurdum onu. Yanardım. Ağlardım acıdan ve anlardı annem.

Kabul eder miydi beni böyle bilmiyorum. ” ya hu yeter” demiş midir içinden,  ya da denize dönüp bütün sıkıntılarımı görmemek, duymamak istemiş midir?

İçimden içime kendimi kazanmaya çalıştığımı bilirdi annem. Soğuk ellerimi, ağrıyan kalbimi.
Sanki yenebilecekmişim gibi kafa tutmak istediğim dünyayı tanırdı.
Bozuk sistemlere olan isyanıma şahitti. Evet, mütemadiyen aynı pencereden bakmıyorduk bahçeye ama hangi çiçeğe hasretti gözlerim, bilirdi.
Beni bilirdi annem, kalemime inanırdı. Ve bazen en çok bana inanamazdı annem.
Kitaplarımı ; hürriyetimi saklardım bazen ondan. Düşüncelerimin en çok karşındaki oydu bazen.
Radikâl duruşuma gözlerindeki sert ifadelerle cevap verirdi ve her zaman kazanırdı.
Düğüm atardı bazen babamla yollarıma, çünkü tehlikeliydi onlara göre yol ayrımlarım. Bazen çelme takarlardı sözleriyle hayatıma. Bilirler miydi bilmem, en çok söz ezer ve söz okşardı ruhumu.

Annem, ordaydı. Okşardı ruhumu.

Ayırt ederdi yüreğimin akını, koyusunu.

Ve ben, bilirdim annemin gözünü ukbâ’ya diken akidesini.
Anlardım, gözlerindeki bana ve bize dair hislerini.
Gözyaşındaki sevgiyi, bazen çaresizliği tutardım avuçlarımla.
Yaralarına, insanlara ve hayata rağmen güçlü duruşuna hayran kalır ama çoğu kez dile getiremezdim bunu.
Gemiyi demirleyeceğim tek güvenli limandı elleri, bilirdim.
Sözleri, hassasiyeti ve davranışları bir mücadelenin gazisiydi.
Sessiz kalışındaki fırtınaları çözerdim ve konuşsun isterdim hoşlanmayacağım cümleleri söylese bile.

Ben, tanırdım annemin denizi ve göğü gözünde taşıyan mavisini.
Bitmek tükenmek bilmeyen umuttan inşa ettiği evini.

Görürdüm inancını gözlerimle.
Ben, duyardım annemi kalbindeki en cılız sesiyle.

Süeda Çiçek





İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*