Süeda Çiçek yazdı:” Ol ve Öl”

Bir tek bana mı son kez esiyor bu rüzgar? Bir tek ben mi ayı son kez görüyormuşcasına başımı her gün göğe kaldırıyorum? Yalnızca benim çevremdeki ağaçlar mı yaprak döküyor? Ve gözlerime ne oluyor artık yürünecek uzun bir yol değil, sayılı günlerin kısalığını görüyorum? Günlerin bitişi ve akşamların böylesi geçip gitmesi bir tek beni mi korkutuyor? ân, elimden uçup nasıl böyle gidebiliyor? hüzün ya da sevinç öylesine uğramaya gelmiş, bir ayağı kapıda misafir gibi duruyor hayatımda. hepsi birer birer kayboluyor gerçeklerin, geriye tek bir gerçek kalana değin. unutmaması gerekenler ne çok şey unutuyor ve unutmak kalplerimizi nasıl da kurutuyor. sözüm ona, hayata geniş açılardan baktığımız o güzel penceremizin dibine ilişince kaçınılmaz gerçek, nasıl da çekiyoruz perdeleri. kısıyoruz sesleri. sanki hiçbirini delip geçemezmiş gibi. kuruyu ve yaşı nasıl da yakıyoruz gerçek bizi yakmasın diye. bu korku, olamamaktan. inanmamaktan. inanmaya izin bırakmayacak kadar hayata bağlanmaktan. içimizdeki duru hakikatleri bulandırmaktan bu korku. teslim olmanın huzur veren hafifliğini yüreklere ağırlık haline getirdiğimizden beri, budur halimiz. çiçekleriniz hiç mi solmaz? güller yine kırmızı mı açacak size? mevsim yine dönüp duracak mı gerçekten her daim böyle? dağlar ; sonsuza kadar gönüllü müdür yeryüzünün çivileri olarak kalmaya? ay hep böyle parlar mı? her gün hayran kalarak izlediğimiz gök, yarılmayacak mı bir gün ortasından? sevdikleriniz hep sevdikleriniz olarak mı kalır ve sizi sevenler de ne olursa olsun sevmeye devam mı edecekler? sevdikleriniz ve sizi sevenler nereye kadar sizinle gelecekler? dünyanızdaki geçici karanlıkları aydınlatamayan şeyler ya da kişiler, geleceği mutlak ve kalıcı bir karanlığın içinde sizi kollayacaklar mı? olamamanın acısıyla ölmek sizi pişmanlıklara yuvarlamayacak mı? gözlerine bakamadığınız hakikat, gözlerinizi korkudan dışarıya fırlatmayacak mı? hep sizin mi olacak size ait sandığınız şeyler? bir ağacın kök salmasından daha kuvvetli, daha derin bağlanıyoruz bu hayata. bir heyelan gelip köklerimizden söküp atamaz mı bizi, uzağa?

kapıda göremesek de her gün zile basan bir hakikat ; ölüm, olmayacak mı hikayede sizin yazmadığınız bir bölüm?

olmak, ölmek ya da olmadan ölmek. hangisi zor? hangisi daha çok balta vuruyor hayatın başıboş akışına? hangisi daha çok tat kaçırıyor ve tuz basıyor yaraya?

Kaçmayalım böyle, çevirmeyelim başımızı ve âciz bir kör olmayalım gören gözlerimizle. sevilmeye layık olanı bir defa sevelim ve kalalım o sevgide, en samimi halimizle. yaprakların kuruduğunu kabul edelim bu sefer, ve mevsimlerin sandığımız gibi sürekli tekrarlanmadığını. hüzün taşıyalım gözlerimizde demiyorum size, bilakis sevincin son muştusunu konuşalım sakince. kabul edelim. teslim olmanın hafifliği demiştik, onu hissedelim.

olalım ve ölelim. ama olmadan ölmeyelim.

çünkü dedik ya gelecek o bölüm.

Süeda Çiçek

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*