Süeda Çiçek yazdı: ” BASİTÇE VE SADE “

Imran Kadir, Goodbye Yesterday, Malezya

Milyonlarca yüz, milyonlarca ses.
Soluk alıp verilen her ortama karışmış heyecan, stres, tedirginlik, hüzün veya mutluluk.
Son dakika haberleri, çok konuşulanlar, gündemi oyalayanlar, hiçbir etki bırakamayanlar.
Sayılı ömründeki son sayıya ulaşanlar ve o sayıyı daha yeni saymaya başlayacak olanlar.
Hepimizin hikayesi ;
Ölmeden uçsun diye uğraştığımız kelebekler
Açmasını beklediğimiz çiçekler…
Kapı önünde bekleyen; süpürmeye de görmeye de dayanamadığımız, birikmiş, pek çok yönden bizi eksiltmiş umutlar…
Hayat diyorum, düzenli nefes alıp verme çabası,  nasıl nefes alındığını unuturum sancısı.
Hiçbir zaman bütünüyle tamamlayamadığımız yapbozların “boz”ulmuş kısmından mı günaydın diyoruz biz yaşama?
İç dünyamızda bir yerlerde kendi kendimize anlattığımız huzur dolu hikayeler vardı yoldaş. Annenden dinlemiştin sen de. Melodisi aklımızdan çıkmayan ezgiler bir de. Biliyorum, kalbin eziliyor, beynini kemiriyor uğursuz diye tanımladığın düşünceler.
Kayıp senin varlık çığlığı.
Görüyorum. Yeniliyorsun.
Her gün yanından geçen insanların yüzünde gördüğün aynı boğukluk.
Buruksun.
Tutmadı hiçbir zaman “bu sefer olacak” deyip hazırladığın programlar.
Seni çılgına çeviren, çaresiz bırakan tek bir cümleyi dahi çıkarabilecek olsaydın aklından, eminim bu fırsatı kaçırmazdın. Her sabah uyandığında kendini yenerek hayata karışmaya çalışmasaydın sen olacaktın. Elini tutabilir, hasbihal ederdin kendinle biraz. Konuşamadığın kelimelerin ne kadar manalı olduğunu anlardın.
Karşısına geçip, sözlerinin içine bakıp tüm kelimelerini canının kulağıyla dinlediğin o kişiye senin hasretin.
Çiçeği burnunda heyecanın.
Gözlerine yerleşmiş, yerini bulunca çekinmeden uzayan, dallanan sarmaşık misali hayallerin.
Kısa soruların baş ağrıtan cevaplarına denk düşüyor yollarımız
Söylediklerin ve söylemediklerin arasındaki yazı, uçurum betimlemeli.
Biliyorum, hepsini.
Bunca şeyden sonra anlıyorum ki, tüm güzellikler bir sancının, acının, derdin evladı.
Neyse, ne diyordum ben? Ezgi.
Huzur dolu bir kaç melodi.
Bir zamanlar sen, sendin.
O sene doğru uçuşunu hayal ediyorum şimdi.
“Biz, bozulmuş bir oyuncağın tamir edilemez yanı değiliz” deyişini de anımsıyorum.
Gerçek huzuru bulduğunda kimseden huzurun tanımını dinlemek istemediğin saatler, dakikalar ve günler…
Çok güzeller…
Yüreğine elini ver.
Tüm bu karmaşanın arasından bir sızıntı gibi ak ve bul kendini.

Çöz seni.
Çöz beni.
Çöz bizi.

Bir daha dolaşmadan, basitçe ve sade, sev kendini.

Süeda Çiçek

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*