Süeda Çiçek şiiri:”Senin Aynan, Aynandan Sana Yansıyan”

Fotoğraf: Semanur Daloğlu

SENİN AYNAN, AYNADAN SANA YANSIYAN

arayıp durdu.
susadı, suya kavuştu.
yoruldu, dizlerine ağrılar girdi
üzüldü, üzüntüsü onu karanlık odalarda bekletti.
savaştı, yenildi.
kaçtı, ezildi.
“hayat bir denizmiş ve meselesi damlada boğulmamakmış” demişti bir vakit
boğuldu, yuttuğu tuzlu suyla denizi buldu.
sorduk “hayat bir deniz miymiş?”
değilmiş, öyle dedi ve devam etti
“coğrafyacıların adını ve nerede olduğunu bilmedikleri bir okyanus hayat.
türüne henüz rastlanmayan, görkemli kanatlarıyla uçarken baş döndüren bir kuş ya da.
beşer kaleminin tarif edebileceği değil, ilahî kelamın sözleriyle anlam kazanan bir şey hayat.
veya böyle kuşbakışı betimlemelerden uzak duracaksak
hayat bir kapı tokmağı olabilir mesela, çıkardığı tok sesle bir evi hareketlendiren.
bir akşam eve ekmekle dönmek de olabilir.
bir mektup yazmak da.
gün batımını kaçırmamak için balkona koşana hayat bir günbatımı kadardır mesela.
çiçekleriyle arkadaşıymış gibi konuşana, melisa çiçeğinin kokusu hayattır.
sevdiğini kaybedene, hayat kaybedilmiş bir sevgilidir, kim bilir?
“hayat nedir, ne değildir”
kime göre elzemdir bu soruların cevabı?
huysuz bebeğinin uykuya dalmasını gözlerinden uyku akarak bekleyen anne için hayat uykuya
duyulan hasret değil midir?
yazana ilham, okuyana hayrettir hayat.”
-okuyup yazarken anlamıştı o da-
“hayat merhameti bir insanın gözbebeklerinde görebilmektir.
her şeyden önce ise, öyle insanların olduğuna inanabilmektir hayat.”
-geniş bir sofada, muhabbetli bir kalabalığın içindeki bir çift gözde görmüş o da-
“hayat, mevzubahistir.
ikram eder gibi iyi olmak değil, ikram edildiği için iyi olmak hiç değil
ikramsız da, karşılıksız da olsa, emîn topraklarda, güvenli limanda olduğunu hissettirebilmektir insana.
hayat iyilik güzellemesi yapmak da değil.
yalnızca bilmek ; merhamet, şefkat olmadan tohumlar durmaz fidana.
hayat uçsuz bucaksız, telaşsız, kavgasız bir çöldür, toprağı gözyaşlarıyla sulayana.
hayat yıkılmış bir binadır, güveni sarsılana.
hayat iman ve cihaddır, teslim olana.
içine atmaktan bîzâr düşmüş olana kaçıp ulaşmak istediği dağdır, ovadır.
mevsimi gelince incir reçelidir hayat.
mevsimi gelince turşusu kurulacak acı biber.
hayat uykusuz gece, yoğun gündüzdür işi vaktinden çok olana.

bekleyene geçmeyen günlerdir.
hızına yetişemeyene uçup giden zaman.
arkasındaki cemaattir imama.
hikayelerle doludur gözü ve aklı yollarda olanlara.
kemale erme yolculuğudur mutasavvıfa.
hayat pencerenin açıldığı yöndür
verdiğin sözdür
bulmaya çalıştığın öz.
hissettiklerinden çok hissetmediklerinle dolu olandır.
hayat sensin.
senin kendi duygularınla muhabbetin.
hayat senin aynan,
aynadan sana yansıyan.
hile karıştırmadan içine, ne yaptıysan onu sana aynıyla sunan.”
çok yürüdü, koştu
sonunda aynasını buldu.
kendine baktı.
“keşke ruhumun karanlık koridorlarına kandil yakabilseydim” demişti bir vakit
cesaretini topladı, bir mum aldı, yaktı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*