Seyyah Nida yazdı: “KUM SAATİ “


“Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam…
 Bir bilsen seni nasıl özledim…
 Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti, 
 Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri, 
 Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi; 
 Selamını aldım babacığım, 
 Kin büyütmedim kalbimde….
 Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde…”

Bugün yokluğunun, birinci yılı…

Sensiz geçen, kocaman bir yıl…

Duvardaki resmin, masadaki bardağın, gazete okuduğun gözlüğün,sehpanın üstündeki tesbihin…

Hepsi aynı yerinde ama sen yoksun Babacığım…

O elim kalp kriziyle bize veda edişinin arkasından tam bir yıl geçti…

Sensiz ama seninle birlikte geçen kocaman bir yıl, dile kolay kalbe zor söylemesi…

Anımsar mısın, küçük bir kızken ellerimden tutar, beni parka götürürdün.

En çok sevdiğim şeydi, salıncakta sallanmak…

“Beni hızlıca salla, Baba!” derdim…

Salıncağın zincirlerinden sımsıkı tutunur, sallanırken dünyaya mutlu ve gülen gözlerle bakardım. Çünkü sen, yanımdaydın.

Bir defasında bahçede beslediğimiz kedilerden birisinin ayağının yaralandığını görmüştün. Hemen kediyi kaptığın gibi, veterinere götürmüş, “Hayvanlara merhamet etmeyen, kimseye merhamet etmez” demiştin… Bahçemizde kediler ve kuşlar için ayrı ayrı hep yem ve su hazırlardık, seninle el ele… Hayvanlara sevgiyle yaklaşmayı, en çok senin vesilenle öğrendim… Şimdi de apartmandaki bahçemizde hala seninle yaptığımız gibi kuzucukların yemleri ve suları hazır duruyor. Hepsinin sevabı, senin ruhuna gidiyordur, inşaAllah…

Her zaman dürüst, mert, yardımsever bir babaydın. Ailede kimin bir derdi olsa ilk sen koşardın, ilk sen yardım ederdin. Senden öğrendik, sevgiyle herkesin derdini çözmeyi. Bize her fırsatta “yalan söylemeyin.” Derdin. Yalan söyleyenin işlerindeki bereketi, Mevla kaldırır, yalandan sakının diye tembih ederdin. Bugün sokaklardaki maskeli, riyakar insanlara bakıp senin dürüstlüğünü bir miras gibi sımsıkı saklıyorum ve riayet ediyorum bu huyuna. İnsanlar bana

-Neden bu kadar dürüstsün her zaman? Yalandan kim ölmüş? dediklerinde

– Yalandan insan ölmez ama güven ölür, dostluklar yıkılır diyorum ve büyük bir tutkuyla doğruluğun erdemine inanmayı seçiyorum. Çünkü hem bu dünyada hem ahirette doğru sözlü, doğru özlü insanlar kazanır, biliyorum.

Çocukken bana aldığın o oyuncak bebeğime, ela ismini vermiştin. Gözlerinin rengi gibi, ela olsun ismi bebeğinin demiştin ya babacığım. Ela, çalışma masamın üstünde senden bana kalan bir yadigardı. Ela’yı komşumuzun küçük kızı Hazal çok beğendi. Çocukları sevindirmeyi çok severdin ya babacığım…

Ela bebeği, Hazal’a hediye ettim ben de. O gece çok ağladım, Ela’dan ayrıldım diye ama olsun. Hazalcık, mutlu oldu ya gerisi mühim değil…

Seni her özlediğimde ellerimi açıp Fatihalar okuyorum ruhuna.

Her Cuma, kabrinin başına gidiyorum, mezarındaki gülleri suluyorum. Yasin okuyorum sana ve tüm vefat edenlere… Öyle zor ki senin orada yattığını kabullenmek… Bazen çok ağlıyorum, yokluğun çok koyuyor Baba.

Neden Allah’ım, neden bu kadar erken aldın diyorum Baba’mı…

Rabbimin merhameti o kadar yüce ki…Ne zaman böyle derin derin ağlasam, bana seni rüyamda gösteriyor hemen. Rüyalarımda seninle özlem gideriyorum. Dünyanın her şeyi fani, asıl olan ahiret yurdu. Hayırlı ve salih işlerle defterin dolu olsun yeter ki diyorsun bana rüyalarımda. Seni görünce rüyalarımda, tüm kederlerim siliniyor Babacığım…

Bugün eğer hala hayattaysa anne ve babanız, bilin ki çok şanslısınız..

Onlar hayattaysa ve yakınınızdalarsa hemen sarılın onlara.

Ellerini öpün, hayır dualarını alın…

Bu gün, annesi ve babası, yakınları hayatta olmayanları düşünerek kendi ailenizdeki herkese sevgiyle sarılın, küçük iyiliklerle onları sevindirin.

Hayat kısa. Kum saati hızla akıyor. Vakt-i ömrümüz azalıyor.

Dünya fani, ölüm ani.

Hayattayken birbirinizin kıymetini bilin.

Yoksa çok geç olabilir……

Seyyah NİDA

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*