Serhat Alpar yazdı:”MÜLTECİ-PENABER-REFUGEE”

MÜLTECİ-PENABER-REFUGEE

            Sabah uyandığımda annemi kaldığımız harabe evin köşesinde ağlar vaziyette buldum.Yanına yaklaştım ve elimi omuzuna atarak:

-Anne neden ağlıyorsun?,dedim

Annem yaşlı gözleriyle gözlerimin içine baktı ve boynuma sarıldı:

-Yavrum baban cennete göç etti.

           Cenneti hep duyardım arkadaşlardan .Acaba nasıl bir yerdi? Babam şimdi orada bizim için eski arabasıyla hâlden aldığı meyveleri satıyordur ve akşam eve döndüğünde benle kız kardeşim Rana’ya en sevdiğimiz hediye olan pamuk şekeri alacaktı. Kız kardeşim hep pembe renkte olanı alırdı ben de beyaz olanı.Babam bunu bildiği için de bize hep farklı renkte pamuk şeker alırdı.Annem öyle içten ağlıyordu ki ben de kendimi tutamadım ve ağlamaya başladım.Ne için ağlıyordum?Cennet güzel bir yer değil miydi yoksa?Güzel bir diyara göç eden biri için niçin ağlanır ki?

Annem:

-Yasin ,yavrum, bizim artık buralardan gitmemiz gerek.Şehrimiz yerle bir oldu,etrafımızda hiç kimse kalmadı.Fırsat bulanlar yeni bir hayata kavuşmak için buraları terkettiler.Biz ise buralarda kimsesiz kaldık ve gitmekten başka çaremiz yok.

            Annem Rana’yı uyandırdı ve hazırlanmamızı istedi.Neyi elimize alacaktık ki bu harabe evden.Topumu elime aldım ve anneme :

-Anne ama ben arkadaşlara top oynayacağımıza dair söz verdim.Üstelik mahallemizde benden başkasının topu yok,dedim.

Annem topu eline alarak:

-Yavrum,arkadaşlarının hepsi gittiler ,burda kiminle top oynayacaksın ki?Ama söz oraya              vardığımızda sana en güzel topu alacağım.

-Nereye vardığımızda anne?

-Allah’ın bize nefes verdiği yere kadar,diyerek sustu.

          Annem hazırladığı bir çantayla elimizden tuttu ve evden çıktık.Dışarıda içi insan dolu bir kamyon bizi beklemekteydi.Kamyona bindik.Gözlerim hâlâ uykuluydu ve son defa terkettiğimiz şehrimize baktım.Hemen sağımızda top oynadığımız arazi vardı.Arazide yanmış arabalar gözüme ilişti.Futbol sahamız ne hale gelmişti.Bir daha burda top oynamayacak mıydık?Biraz ilerde Hüseyin amcanın dükkanının önünden geçtik.Dükkanda hiç kimse yoktu.Her gün benle Rana buraya gelir ,sevdiğimiz şeker olan lolipopları alırdık.Bir keresinde paramız yoktu ve dükkana girdik.Planımız da ben Hüseyin amcayı konuşturacaktım ,Rana da lolipopları çalacaktı.Ben Hüseyin amcayı konuştururken Rana tam şekerleri alacaktı ki adam bizi farketti ve peşimize verdi.Allah’tan annemizi yolda gördük de adama parasını verdi.

          Kamyonun içinde uyuyakalmıştım.Annem beni uyandırdı ve ineceğimizi söyledi.Kamyondan indik.Yüksekçe bir telin diğer tarafında ellerinde kağıtlar olan bir kalabalık bize bakıp bağırıyorlardı.Hal ve tavırlarına bakılırsa bize hakaret ediyorlardı. Bize hakaret ettiklerine göre kağıtlarda iyi şeyler yazmadığı kesindi.Derken biri bize doğru bir taş attı.Annem beni çekmeseydi eğer taş tam kafama isabet edecekti.Ben onlara bir şey yapmamıştım ki bana taş atıyorlardı.Anneme:

-Anne,neden bize bağırıp taş atıyorlar? ,dedim

-Yavrum,bizlere mülteci diyorlar.Hiç bir vasfı olmayan sıradan insanlarız.Bizler onların işine,ekmeğine mani oluyormuşuz.Halbuki şu koskoca dünyada hepimize yetecek kadar yer varken bizlere yurtsuzluğu reva gördüler.

-Ama anne ben kimsenin işine karışmadım ki,kimsenin ekmeğini yemedim ki?

Annem yine sustu ve benle Rana’nın elinden sıkıca tutarak yürüdük.

             Yürüdükçe bize hakaret eden kalabalık azalıyordu.Uzun bir yürüyüşten sonra masmavi bir denize ulaştık.İlk defa böyle bir şey görüyordum.Denize doğru yürüdük.Denize vardığımızda annem beklememizi ve hemen döneceğini söyledi.Bir adamın yanına gitti ve cebinden çıkardığı bir deste parayı adama uzattı.Tekrar yanımıza geldiğinde ben:

-Anne biz nereye gidiyoruz,neden buraya geldik?

-Oğlum, şehrimiz savaştan dolayı yerle bir oldu ve artık güvende değildik.Bugünler için biriktirdiğimiz biraz paramız vardı.Onu da şu adamlara bizi daha güzel yerlere götürsünler diye verdim.Ama söz Allah’ın izniyle daha güzel günler göreceğiz ve bunların hepsini unutacaksınız.Sadece yanımdan ayrılmayın yeter.

-Peki neden insanlar bize kızıp hakaret ediyorlardı?

-Yavrularım sizin hiçbir suçunuz yok.Suç şehirlerimizi yerle bir edenler de ,suç bizi bu yolculuğa maruz bırakanlar da.

-Peki babam da bizimle gelecek mi?

Ben babam deyince annem bize sarıldı ve hıçkırarak:

-Bir daha babanızı göremeyeceksiniz.Ama ben varım ve hiç kimseye muhtaç olmanıza izin vermeyeceğim.

Bir daha babamı görememek mi,şok olmuştum.Ama neden?Neden bizi terk edip gitmişti? Hiçbir şeye anlam veremiyordum.Apar topar evimizden çıktık,insanların hakaretlerine maruz kaldık ve şimdi de babam bizi terkedip gitmişti.

Annem:

-Yavrularım şimdi  bu yelekleri giyeceğiz ve bu bota bineceğiz.Sakın  ha elimi bırakmayın!

              Annem bize yelekleri giydirdi ve kemerlerimizi sıkıca bağladı,önce Rana’yı sonra da beni  suda yüzen bota bindirdi ve ardından kendisi de binerek ellerimizden sıkıca tuttu.Sayımız çok fazlaydı ve ezilmemek için annemin elini bırakmıyorduk.Bot hareket etmeye başladı,karadan uzaklaşıyorduk.

             Güneş batmıştı ve her yer karanlıktı.Aniden insanların bağırmaya başladıklarını duydum.Korkmaya başladık.Annem ellerimizi sıkıca tutarak ondan ayrılmamamızı istedi.

Biri bağırarak:

-Botumuz su alıyor,büyükler küçüklerin ellerini sakın bırakmasınlar!

Suya atlamak zorunda kaldık.Heryerden bağırışlar ,ağlama sesleri geliyordu.Korkmuştum ,annemin elini bırakmadım.Bir an Rana’yı göremedim.Annem etrafına bakıyordu.Rana biraz uzakta su üzerinde çırpınıyordu.Annem ve ben bağırmaya başladık ama bir şey yapamıyorduk.Üstelik suda dalgalar vardı ve Rana’ya ulaşmamıza engel oluyordu.

-Rana ne olur gitme!,diye bağırdım.

Annem:

-Rana ,yavrum! Ne olur biri yardım etsin,Ranam gidiyor!

Ama ne fayda ,çırpınışlarımız boşunaydı.Herkes kendi derdine düşmüştü.Allah’ım önce babam, şimdi de Rana mı bizi terkedip gidecekti? Annem can havliyle Rana’ya ulaşmak için çırpınıyordu ama dalgalar engel olduğundan ona ulaşamıyordu ve  takati kalmamıştı.

Rana ”Anne,Yasin” diye bağırdıktan sonra sesini bir daha duyamadık. Rana için hiçbir şey yapamadım,sadece annemin yanında su üzerinde çırpınıyordum.Sıra bizde miydi acaba? Derken uzaktan bize doğru bir ışık yaklaştı.Bize yaklaştıkça birilerinin bizi kurtarmaya geldiğini anladım.Biraz önce Rana suda çırpınırken niçin gelmemişlerdi de şimdi gelmişlerdi?Yanımızda durup beni ,annemi ve diğerlerini yanlarına bindirmeye başladılar.Annemin yanına oturdum ,ağlıyorduk.Rana’mızı suların derinliğinde kaybetmiştik.Son  Yasin deyişi hala kulaklarımda çınlıyordu.Biz  bottan uzaklaşırken karanlık suların derinliğinde Rana’nın son çırpınışlarını ,Yasin diye bağırışlarını düşünerek anneme sıkıca sarıldım.Şu anda yapmak istediğim tek şey  tüm bunlara sebep olanların yüzüne tükürmekti.

                                  ***

      Yaşanılan acıların unutulmaması için hatırlatılması gerekir.

      Misafir olduğumuz bu gezegende ,hiçbir insanın ölüme,açlığa,sefalete  mahkum edilmediği özgür yurtların olması dileğiyle…

SERHAT ALPAR

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*