Serhat Alpar yazdı: ” Yazmak “

      Ruhların bedenlere tutsak edildiği bir çağda, kalemi eline alıp yazmak, ruhları derin uykusundan uyandırabilmektir. Ruhların mahkûm edildiği sessizlik hücrelerinin parmaklıklarını kırabilmektir.

      Tarih boyunca insanoğlunun edindiği bilgileri, tecrübeleri kaybolma ve gelecek nesillere aktarma kaygısından yazının doğduğunu söyleyebiliriz. İnsanoğlu durmadan yazmış ve yazılan bu yazılar hem devrinin insanları hem de gelecek nesiller için geçmişi geleceğe yansıtan bir ayna olmuştur. Durmak bilmeyen bu yazma serüveni de günümüze kadar devam edegelmiştir. Peki, yazmanın altında yatan temel sebep neydi? Bu soruya tek bir cevap vermenin mümkün olmadığı görünebilir. Çünkü bir şair için duygularını kelimelere sığdırmak, bir bilim insanı için araştırmalarını kayıt altına almak, bir gazeteci için güncel olayları insanlara aktarmak vs.; yazı yazmanın tek bir anlamla ifade edilemeyeceğini ,yazanın durumuna, yaşına, ruh haline göre değişebileceğini gösterebilir.Ama bana kalırsa yazmanın altında yatan temel sebepler şunlardır:insanın içinden çıkamadığı yalnızlığını başkalarıyla paylaşma isteği, evrende var olduğunu kanıtlama ve iz bırakma isteği.

     Hepimiz yaşadığımız acılar, felaketler, aşklar, sevgiler ve dostluklar nispetinde hayata bakar ve hayata anlam katmaya çalışırız. Hayata kattığımız bu anlamlar içimizde kaynayan su misali kabına sığamaz ve dışarı sızmak ister. Yazmak da içimizden dışarı sızmak isteyen anlamların kâğıda dökülme durumudur. Utangaçça yüze söylenilmeyen bir aşkın tanımını en güzel, yazmakta bulabiliriz. Ezilmişlikten, sefaletten bıkmış birinin korkmaktan dile getiremediği feryadını yine yazmakta bulabiliriz. Kısacası yazmak hayata dört elle tutunmaya çalışanların teselli aracıdır.

     Yazmak içimizdeki haklı isyanın, söylemekten korktuğumuz duygularımızın kelimelere sığdırılarak  hunharca kağıda dökülmesidir, geçmiş ve gelecek tüm insanlığa ‘ben burdayım diyebilmenin seslenişidir, kalbimizin biriktirdiğimiz acılarımıza karşı bir başkaldırısıdır. Kısacası yazmak evrende var olduğumuzun kanıtıdır.

    “Bir ‘ yazar ’ olmak yerine yazmakta olun. Bir ‘yazar’ olmak durgun olmak demektir. Yazı yazma eylemi hareket, aktiflik, yaşam içerir. Hareket etmeyi bıraktığında, ölüsün demektir. Okumayı öğrendikten sonra, hiçbir zaman yazmaya başlamak için çok erken değildir.” (William Faulkner)

Serhat ALPAR

8 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*