Serhat Alpar yazdı: Bir Bulutu Olmalı İnsanın”

                     BİR BULUTU OLMALI İNSANIN

       Bir bulutun gökte süzülüşünde hayallerini diriltmeli insan. Duygularıyla ,fikirleriyle, yaşanmışlıklarıyla  yeryüzünü yağmur taneleriyle yeşertmeli, karanlığı karın beyazlığıyla aydınlatabilmeli.İnsan,uzaklığın ve yakınlığın anlamını kaybettiği  her ufkun ardında bir bulutla var olma arayışı içinde olmalı ve ufkun sonsuz manzarasını  derin bir ruhla izleyebilmeli.İnsanın benliği ,yaptığı eylemler miktarınca ayakta kalır ve hayat birkaç tekdüze eylemle  sınırlandırılmayacak kadar geniştir.Eylemler,insanın hayal gücüyle ve dünyaya bakış açısıyla anlam kazanır.İzlemek mesela  ,basit ama asla küçümsenmeyecek bir eylem.Öyle bir eylem ki  tüm dünya arkanda ,ufka bakma cesaretini canlı kılan da taşıdığın erdem ,doğrunun peşinde olma arayışın ve yaşadığın toprağı her türlü dirence rağmen en güzeline çevirme çabandır.Yürümek mesela ,sadece kas kuvvetleriyle  yapılan bir eylem değil;insanın kendisini bulmak,yaratılışını düşünmek,yeryüzünü keşfetmek  adına yapabileceği en uygun günlük aktivesidir.

    Hayatın olanca kaos ve kargaşası içinde nice insan, kendi benliğini unutmuş bir şekilde düzenin sadece bir çarkı olmak kaydıyla, hiçbir bulutu sahiplenemeden ve hiçbir ufku göremeden dünya hayatları son bulmuştur. Başını kaldırıp da bir bulutun saflığı içinde düşüncesini ve inancını tazelemeyen, içinde bulunduğu evreni tahayyül edemeyen, bedenen acizliğini ama fikren yüce idealler taşıdığını idrak edemeyen biri, kalabalıklar içinde basit bir toz zerresinden  farksız değildir. Her yana savrulan ,ayaklar altında ezilen basit bir toz zerresi.Böyle basit idealler uğruna yaşanılan bir hayat ,ancak köle takımı diyebileceğimiz basit insanların tercihidir.Bu köle takımı fikirden yoksun ve çarpık inançların gölgesi altında her tarafa çekilebilme özelliğine sahiptirler.En iyi yaptıkları görev  hakikate değil, efendilerine boyun eğmektir.Ancak ,erdemli insanlar hakikate boyun eğer ,köle takımı ise set çeker.

        Bir bulutla duygusal olarak bütünleşmeli insan. Nasıl ki bulutlar birikmiş ağırlığını yağmurla yeryüzüne dökebiliyorsa, insan da boğazında bir yumru gibi biriken duyguları ya da bir kızgınlığın haklı isyanını içinde biriktirmeden dile getirmelidir. İçte biriken her kelime bir ağırlık gibi insanın ruhuna takılır. Döke döke insan, bu kelimelerin ağırlığından kurtulur. Dökmek, bazen sevmekle olur       bazen de öfkeyle. Sevmek nasıl ki bir bulutun saflığında saklıysa öfke de bir bulutun hırçınlığında saklı. Bir bulut gibi taşıdığı  hiçbir duyguyu ertelemeden, yüreğinin derinliklerinde çürütmeden toprağa hayat veren  yağmur tanesi gibi  dile getirerek sevebiliyorsa insan; başı eğilmiş her çocuk, işgal edilmiş her toprak,aç bırakılmış her insan ve saptırılmış her inanç adına da öfkelenebilmelidir.

        Hayata bir bulut kadar masumane bir şekilde sarılabilmeli insan. Uzaklaşan unutur, izlemeyen kör olur, seven ve dile getirmeyen yorulur, öfkesini gizleyen kendisiyle boğuşur. Bastırılan her eylem ,olabilme ihtimali olan diğer eylemlerin de önünü kapatır,hayatı var eden güzellikleri görmekten yoksun bırakır.Her insana tek bir hayat bahşedilmiş ve insanın hayatını neyle doldurduğu ve başka hayatlara nasıl bir şekilde dokunabildiği ölçüsünde değer biçilir.Her bireyin yaşamı kendisi için eşsizdir ve birey bu eşsizliğinin farkında olarak asla kendini beğenmeden kıymetli bir değer taşıdığının bilincinde olmalıdır.Yaşamak ,hayata olanca güzelliğiyle dört elle sarılabilen ,her türlü dirence rağmen asla umudunu kaybetmeyen ,gökyüzünün maviliğinde özgürce süzülebilen bir bulut kadar güzeldir.Tercih insanın elinde : ya eşsiz hayatını en güzel anlamlarla doldurup  güzelliği tercih eder ya da her şeye meta gözüyle bakıp hayatı tek bir anlamla  sınırlandırarak basit bir köle hayatını tercih eder.

      Bulut, ufuk, gökyüzü, taş, toprak …meta olarak herkes için aynı anlamı taşır ve her insan bunların varlığının farkındadır.Ama bunları değerli kılan bunlara yüklenilen anlam ve insanın  kendi içinde oluşturmuş olduğu derin anlamları temsil etmeleridir.Dünyayı renkli  ve anlamlı kılacak olan hayata nasıl baktığındır.

Yaşanmaya değer bu hayatta bir bulutu olmalı insanın, beraber ufku izleyebildiği.

‘’Sonra bir mavilik aldı her yerimizi;
Nasıl hatırlıyorsan dünyayı
öyle…’’

Cemal Süreya

  06.03.2021

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*