Selman Sevtekin Yazdı: “SARAMAGO’NUN EFENDİSİ”

Binlerce bulanık pencere yürüyor önümde.Her biri kendi benliğinde hapis,gün gün çürüyen hücrelerinde hayata tutunmaya çalışan binlerce mahpus…Ne var ki hücrelerinde kimsesiz yaşamayı seçmiş olsalar bile,hatta bunu marifet saymış olsalar da,tek başlarına devam etmeyi göze alamayacak kadar korkak olmalarından ya da sırf sıkıntıdan dolayı mı henüz bilmediğim bir sebepten ;yeryüzünde ve kendinde hapis sayısız insanı izledikleri küçük bir pencere takmışlar yüzlerine.İçimize döndükçe çürüyor,dışa açılmaya çalışıyoruz;dışa açıldıkça korkaklaşıyor,içe dönmeye çalışıyoruz.Ne zaman başladı bu çelişki,ilk pencere ne zaman takıldı da insan kendi içine sonsuz bir sürgüne yollandı ?Saramago’nun Efendi’si zamanında mı ,ya da ondan sonra,yeryüzüne sürgünün bir yerde kendi içine sürgün olduğunu anladıktan sonra mı ?

Edirne’nin kasvetli akşamında kafamda dolanan bu çelişkiler bitmeyecek gibi.Arkada kızıla kaçmış gökyüzünü süsleyen Selimiye Camii uzanıyor,önümde boylu boyunca Saraçlar Caddesi…Günlerdir elimden düşüremediğim Saramago’nun etkisinden olsa gerek,bana her şey Büyük Efendi’sini hatırlatıyor.Efendi’yle konuşmayı uzun bir süredir bıraktım.Hala bıraktığım yerde duruyor mu,bilmiyorum.”Belirsizliğin yolu başlangıçta dardır ;ama onu genişletmeye hazır biri elbette olacaktır.” demiş Saramago.Önümde boylu boyunca uzanan Saraçlar hiç bu kadar gözüme belirsiz gelmemişti.Yürürsem,Efendi’yle olan kadim dostluğumuzu tekrar hatırlayacağımı hissediyorum.Selimiye Camii’ne dönüyorum :”Eğer orada oturuyorsan,bu dar yolu benim için genişlet.Konuşacak çok şeyimiz var ve ben hiçbirine hazır değilim.”dedim,ses çıkmadı.Önümde batmakta olan güneşin ışınlarını kırık kırık sızdıran bulanık bir pencere,cadde boyunca yürümeye başladım.

Selman Sevtekin

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*