Şair Burcu Yalkın’ın “Nefret Sütü” isimli şiir kitabı üzerine

Şair Burcu Yalkın’ın ilk şiir kitabı “Nefret Sütü” geçtiğimiz yıl Anima Yayınlarından çıktı. Kendisini sitemizde şiirlerini yayınladığım zaman tanıma fırsatı buldum. Kitabını imzalı olarak gönderen değerli şair Burcu Yalkın’a teşekkür ediyorum.

Kitabı elime aldığımda kapak tasarımı olsun, her yönüyle şiir kitabı hüviyetiyle bizi karşılıyor. İçerisinde birbirinden değerli otuz iki şiiri barındırıyor. Şiirini ilk olarak Onaltıkırkbeş dergisinde okurla buluşturmuş olan şairin, daha sonra Kurgu, Deliler Teknesi, Aydili, Ekin Sanat, Ayna İnsan, Temrin, Lonca, Koridor, Tmolos Edebiyat, Kirpi, Adalya, Eliz, Edebiyatist, Karahindiba, Caz Kedisi, Bireylikler, Şiiri Özlüyorum, Son Gemi, Koza Düşünce, Varlık, Mühür, Lirik, Şarki dergilerinde şiirleri yayınlanmıştır. Ankara doğumlu şair, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Meslek Yüksekokulu mezunu ve  Ankara’da yaşıyor.

Şair kendini ‘öz değil üvey yalnız’ olarak tanımlarken kitabın girişinde şu ifadeleri kullanıyor: “…..Parmak ucunda kalan ben, dışarıdaki yok olan ben’i rahatsız etmeye başlayınca, keskin bir bıçakla parmak ucunu yardı. İçindeki ben’in ucundan tutup çektikçe bir başka ben, bir başka ben ve yüzlerce ben’i dışarıya çıkartmak zorunda kaldı…” Şairin günümüz postmodern dünyasını aslında içselleştirmediğini ve zamana ayak uydurmanın anlamsızlığına dem vurduğunu görüyoruz.

İndirgemeci yaklaşımdan uzak duruyor şair. Şiirlerinde ölüm ve vicdan gibi öbeklerden yola çıkarak 1980 sonrası Türk şiirindeki imgeci şiir anlayışıyla hareket ediyor. Felsefi bir duruş ve müphemlik dizelerde kendini gösteriyor. Şair kendini açık etmekten yana değil, yaşadıklarının ve düşüncelerinin dışa vurumu olarak şiiri tercih edişi aşikâr. Okura mesafeli duran şair, şiirlerinde neler bulabileceklerini sorgulatıyor.

Şair hayattan koşarak kaçıyor

Günümüz postmodern yaşam tarzından koşarak kaçmaya çalışıyor şair. Soluklanma aralığında şiire tutunuyor. İnsanların samimiyetsizliğini, yozlaşmışlığını ve çürümüşlüğünü anlatmaya çalışmakla kalmayıp sanki haykırıyor. Şöyle devam ediyor “ Sinek “ başlıklı şiirinde:

çürüyorum

bir gölgeye sığınmadan

metruk evlerin

nemi, kokusu

sinmiş her yere

bunları yalınayak

ağlayarak

deliren köşelerin

küçük parçalarıyla

söylediydim.

Şairin dünyayla bağlantısı bir yanılsamadan ibaret.  Kendini ‘ üvey’ tanımlıyor. Onun dünyası aslında huzurun, mutluluğun, aşkın olduğu ‘düşler ülkesi’. Şu dizeler “Puantiyeli Düşler” başlıklı şiirinden:

“dünyanın karanlık yüzündeki sen

yarınına piç, bugününe üvey kalıyorsun

oysa ben, an’ların özbeöz çocuğu olmak istemiştim”

Ölümü yabancılaştırmayan satırlar

Yalkın’ın şiirlerinde ölüm duygusu bize yabancı durmuyor. Hayatın nasıl var olması gerektiği gibi ölümde vardır. Ölüm yok olup gitmekten ziyade yeni bir başlangıç olarak karşımıza çıkıyor. Şair ölümden korkmuyor ve okura da korkunç göstermiyor. Düşler ülkesinde uyanmak için ölmeliyiz diyor. Ölüm duygusu birçok şiirinde karşımıza çıkıyor. Onlardan bazıları şunlar:

“ölümün kokusunu alan kara yılanlar

yerleşiyorlar kaburga kemiklerine

morararn çürüyen incelen ne varsa

deşiyor bir oyuğu

deştikçe küçülüyor küçülüyorum

ceviz içi gibi ufacık kalıyorum da

hala mı medet el medet diye inlersiniz” (Boş Beşik)

—–

“dün gece rüyamda öldüğümü gördüm de

dışarıda bir yaprak bile kıpırdamadı

değişen yok

sürüyorum toprağımı selin ortasındaki geçitlere

çamur olup akıyor

akıyor tutunamıyor hiçbir ötekiye”   (İçe Çöküş)

—–

“ölümü özlüyorum

yaşam gibi seni öpereken” (Nefret Sütü)

—–

“gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju

hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı” (Ölüm Ruju)

Şairin şiirsel yöneliminde felsefi bir duruş ve müphemlik olduğunu daha önce belirtmiştim. Bunu ilk başta anlamak mümkün değil. Bu durum okuru zorlayabilir. Fakat okur mısraların arasına girerek ve kelimelerin anlamlarını öğrenmeye çalışırsa dizelerdeki dünyaya girecektir.

Son olarak Yalkın’ın şiirleriyle ilgili şunu söyleyebiliriz. Şiir başlıklarının orijinalliği dikkatimizi çekiyor. Sadece başlıkların dahi kendi içinde bir şiir potansiyeli var. Şairin başlıkları koymak için titiz davrandığını söyleyebilirim.

Yalkın’ın dizelerinde beni etkileyen bir çok dizesi oldu. Ancak en fazla hangisi dersem “ Ölü Salyangoz” şiirindeki şu dizelerdir:

“ her suçlu

  vicdan ağacının gölgesinde

  arar benzerini ”

Şair Burcu Yalkın’ın yeni şiir kitaplarında buluşmak üzere…

Arif Olgun Yeşilyurt/Editör

Arif Olgun YEŞİLYURT
Arif Olgun YEŞİLYURT hakkında 13 makale
Önce okur sonra yazar. www.edebikultur.com editörü.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*