Rüveyda Sare Yıldırım yazdı: “Doldur be Saki”

DOLDUR BE SAKİ!

‘Hancı!’dedi,’ Ben yorgunum…’ Hancı ne yapsındı.. O, kaç yorgun ağırlamıştı… Her giden, hikâyesini de götürür mü sanmıştı. Bütün hikâyeler tek tek hancının yüreğinde birikmişti. Hancı yorgundu, kırgındı, en çok da dertliydi.. Saki bile işini yapmazdı; çay dökeceğine dert döker, bütün hanı darmadağın ederdi. Toplamak, yine hancıya kalırdı. O dertler nasıl bir yangındı ki içinde, hancı da ‘su, su…’diye dilenirdi sakiye. Sakinin umurunda mı, bardağa bin dert daha döker giderdi. En çok da o kâr ederdi. İçten pazarlıkçının dibiydi. Konaklayan yolculara bir bardak dert döker, bardak bardak da dert biriktirirdi dertler, nasıl bitsindi..? Ah! İhtiyar hancı, şu sakiyi nereden bulmuştu..O saki ne zalimdi. Kölenin efendisini doğurması, böyle bir şey miydi..? Hancı onu kovsa mıydı? Peki kovarsa; dertler, yeni bir saki doğurur muydu..? Saki, derdin betimlemesi miydi? Dilden dökülmeyeni mu döküp dillendirirdi…?Yolcular da şaşırırdı her seferinde, hiç duymamışlardı ki

‘dert dökülür, dert isteyen…’diye bağıran bir sakiyi…Saki dediğin; su dağıtandı, gönül ferahlatandı,’ Allah razı olsun’ denilendi.. Bu hanın sakileri bir tuhaftı. Günden güne zıvanadan çıkarlardı. Bardağı çıkarınca, soru da değişirdi; ’dert mi dökeyim, sen mi derdini dökersin..?’ Yolcu da afallardı elbet. Adam, içindeki dertlerin bir gün ticarete dönüşeceğini nereden bilsindi..? Ve saki, yine hancının yanında bitmişti. İşler iyiydi, bu yüzden her zamankinden daha dertli bir ses tonu ile ‘Hancı!’dedi,’ Ben yorgunum..’ Hancı ne yapsındı kaç yorgun ağırlamıştı.. Ah! İhtiyar hancı, şu sakiyi nereden bulmuştu..? Hancı, onu da mı kovsaydı..? Peki onu kovsa, dertler yeni bir saki doğurur muydu..?

       RÜVEYDA SARE YILDIRIM

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*