ÇOKÇA AMENTÜ

Yine bir sabah,tek kişilik bir güne daha bir mızmızlığın başlangıcıyla uyandı.Bu böyle olmamalıydı,saat dokuz bile olmamışken neden aşağıdan salıncak gıcırtıları gelirdi..? Gözlerini açtı –açmadan evvel de başlamıştı zaten söylenmeye- ‘Mutlu musunuz,tek başıma buradayım yine..İstediğiniz oldu mu,çok duvarlı bir yerde kendi kahkahalarımdan ürkmeye başladım..Uzaklardayım…’

Zil seslerini  umarken,çocuk cıvıltılarını düşlerken,okul yolunda minikler gibi bir heyecanla yürümek varken..-bunu söylerken bile tükendi- Bir defter,bir kazanım,bir imza..Sonunda bir dua ve çokça amentü…

Öğretmenler odasına çıkarken basamaklara yansıyan küçük bir gök kuşağı vardı ‘ öğrencilerin kaçı farkındadır’ diye düşündü.Okulun arka bahçesinde tarlalara bakan köşesinde, duvarın tel örgülerinden sonsuzluğa uzanan başaklarına bilmem kaçıncı kez dokunurken ‘kim içinde bulunduğu güzelliğin farkında ki zaten..’ diye geçirdi…

Bavulunu hazırlarken de düşünürdü hep; ‘Şu kıyafetimi kaç kere giydikten sonra hazırladığım yere geri döneceğim?’ Sonra annesinin hazırladığı yemekler geldi aklına; ‘Kızım bunu da şuraya sıkıştır, bak bunu da koy mutlaka’ diyen sesin her geldiğinde biraz daha yaşlanmasını kabul edemiyordu.’ Olsun bu ses kulağımda, annemin yemeklerini de buzluğa atarım, dondururum zamanı’ dedi. Kaç yaşına gelirseniz gelin, kendinizi ne kadar geliştirirseniz geliştirin hayatta bir mucize varsa, o da bir kap anne yemeğidir.. Kaç şarkı dinlerseniz dinleyin, hem en duygusalı hem de en tebessüm ettireni sevdiklerinizin sesidir…

Düşündü..Herkes uzun zamandır her yerde tek başınaydı zaten.Bir bakıma salgın, onları tek başına kalmaları için zorlamıştı sadece..Dün akşam yine hüzünlü bir konuşmanın nihayetinde,arkadaşının gönderdiği mesajı hatırladı ’Bütün bunlar geçtiğinde ve her şey normale döndüğünde inşAllah eski hevesimiz de kalır…’  Çokça amentü…Konu kapandı…

RÜVEYDA SARE YILDIRIM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş