Reyhan Yılmaz yazdı:”Derdi Olan N’eylesin”

DERDİ OLAN N’EYLESİN

Hikaye meşhurdur ki; Sultan Selim’in Mısır seferinde çadırına hizmet eden cariyenin gönlü sultana düşer. Maşukun yüzüne bakabilmek ne mümkün!… Küçük bir kağıda ‘ Derdi olan n’eylesin?’ yazıp sultanın görebileceği bir yere bırakır. Ertesi gün aynı yerde cevabı bulur ‘ Derdi neyse söylesin.’

Hikâyenin devamını merak eden okusun, dinlesin. Benim daha ilk okuduğum andan itibaren içime dert olan, cariyenin suskunluğudur. Ben hiç bir tutam sessiz, mübarek adaçayı gibi susabilen bir kul olmadım. Derdim neyse söyledim. Bu ister Yaradan olsun ister yâr, ister el olsun ister yaban, durum değişmedi. Çokça zaman sonra; artık insanlarla konuşmanın, derdi aşikâr etmenin çok da ehemmiyetli olmadığını anladığımda vazgeçtim. Ne demişti Farid Farjad “Yıllar sonra öğrendim ki; bağırıp çağırmana gerek yok! Sesini duymak isteyene bir fısıltın yeter.” Demem o ki adaçayı haklıydı. Hele ki derdi açana değil hele ki derdi senin asıl sahibin, cümle yaralarının asıl dermanı olan Yaradan’a değil de ele açmak… şekva etmek şikayet etmek.. Hadi söyleyin işin aslını, gıybet etmek ki özü budur bence ‘olan’ı anlatmanın. ‘olmayan’ı anlatmaksa başlı başına zulüm…

Peki derdi olan neylesin?

Derdi kuldan kaynaklıysa; haksızlığa susmak değil elbet ama kimseden bir şey ummasın. İnsanlar iyi biri olmak zorunda değil inanın. İnsanlar sizin gibi olmak zorunda değil. Merhametli olmak, samimi olmak, dürüst olmak… Keşke olabilseler ama mecbur değiller. Her şey seçim bu kâinatta. İradeyle yaratılan her kul seçimlerini yaşar. Neyi seçeceğine karar veremediğiniz gibi seçimi yüzünden de içerlemeniz anlamsız. ‘o da öyle biri.’ Diyeceksin. Eğer buna rağmen devam edebiliyorsan edeceksin yoksa buğz etmek, koparmak lif lif bütün bağını, şüphesiz en münasibi. Haksızlığa zulme susmak ayrı şey, ‘neden böyle davranıyor neden bunları söylüyor neden böyle yapmıyor ‘ seklinde sürekli dertlenmek ayrı. Demem o ki derdi kuldan olan çok da bir şey beklemesin. Sonra Sabahattin Ali’min dediği gibi ‘kanadından vurulmuş kuşa’ döner. Derdinin dermanının Hakk’ta olduğunu bilene zaten ne gam…! O şekva etmez. En fazla ‘ya Rab’ der: ‘ bak buram uf oldu.’ ‘Allah’ım başım çok ağrıyor ilaç içtim ama sen de mi bi baksan hala geçmedi’ der. ‘Allah’ım yine ayın ortasında param bitti. Sen kalanı bereketlendir’ der. :Ya Basıt, geç kalıyorum sen vakte hükmet.’’ Canım çok sıkılıyor sen bana şükretme kabiliyeti ver..’

Kula dert anlatmaya çalışmak nasıl beyhude bir çaba bilseniz. Anlamak isteyen çözüm bulmak isteyen zaten siz söylemeseniz de çabalar. 

Derdi olan n’eylesin? 

Yaradan’a söylesin.

Reyhan Yılmaz

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*