Reyhan Yılmaz yazdı: “Teşbih “

Görsel : Aykut Aydoğdu

Teşbih

Zaman eski bir hırka gibi omuzlarımda duruyor. Giyilmeden, öyle eğreti… Her an şimdiki zamanın acı veren kipinden sıyrılıp kendimi iç’li bir geçmiş zamana atabilirmişim gibi… Muallak olan, sadece hayalden ve plandan ibaret olan bir gelecek zamansa bana umuttan çok tedirginlik veriyor. Yarının bugünden daha iyi olacağını kimse vaat etmiyor. Kişisel gelişim kitaplarını başımın üzerine koyup dik yürümeye çalışıyorum. Metafora buyurun, dik yürüyebilmek için bizi sıkan çelik korselere, yüklere ihtiyacımız var. Sıcak yatağında İbrahim Ethem Tanrıyı bulamıyor. Yattığın yerden çok çok güçlü olamıyorsun. Durdur akıp giden cümleleri; zaman diyordum. Zaman diyecektim, durdur. Ben kafamı çevirir çevirmez zaman bir avuç tuz gibi avuçlarımdan akıyor. Zaman bir avuç tuz gibi yaralarımı yakıyor.

Zaman, evsiz bir kuş gibi ellerimde duruyor. Gidemeden, öyle kararsız… Her an zamana hükmettiğimi sanıp onu kafeslere kapatabilirmişim gibi geliyor. Oysa yapabildiğim tek şey seyretmek. Kanadının değdiği yerde izi kalıyor incecik… Yüzümde misal, çizgi çizgi öpüyor minik ağzıyla… Konduğu her saç telini gümüş bir efsunla boyuyor… Ona bakan gözlerimde dipsiz kuyular daha da derinleşiyor… Kanadının değdiği her şey eskiyor. Eksilmiyor.

Zaman, tuhaf bir rakip gibi yanımda duruyor. Dokunmadan, öyle serin… Ben onunla barışıp beraber yürümek istediğimde duruyor. Git artık diye sinirlendiğimde duruyor. Oturup hesap etmeye çalıştığımda duruyor. Oysa ne zaman mutlu olsam; mesela yanımda evim olsa, elimde elin olsa; mesela rüya mı gerçek mi diye kafam karışsa, mesela hadi n’olur akma, n’olur yavaşla hatta dur diye yalvarsam beni soluksuz bırakacak kadar hızla koşuyor. Uçuyor. Bir yerde okudum; insan zamanı durdurmak istediği yere aitmiş. Ben, parmak uçlarımla minik birer mucize gibi an’da asılı kalan yara izlerine aidim demek ki.

Zaman, dünyanın en büyük hazinesi gibi önümüzde duruyor. Biteceğine asla inanılmayan, öyle çok, öyle bereketli güya…

Oysa insan kaşıkçı elmasıyla karşılaşan gafil misali, bir pula satıyor.

Ve heybede ne kadarının kaldığını kimse bilmiyor.

Reyhan Yılmaz

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*