Reyhan Yılmaz yazdı: “O An”

O AN

Herkesin; çatıdaki kiremit parçalarından birinin ayağının altından kayıp yuvarlandığı , rüzgarın kulaklarını doldurup göz yaşıyla ıslanan yüzünü ayazın yaktığı bir an vardır. Herkesin otobanda seyir halindeki bir araçta , kapıyı açıversem diye içinden geçirdiği bir an.. herkesin kendi bedenini bir bez bebek gibi odadan odaya sürüklediği bir an vardır. Kendine sarılmaya kollarında derman, kalbinde heves, ve ciğerlerinde bir sonraki için nefes kalmadığı bir an…

İnsan çabalar. Emek harcar. Uğraşır savaşır ve sonunda hiçbir şey değiştiremeyeceğini anladığında işte o an yorulur. Akıntıya karşı yüzmekten, yokuş yukarı koşmaktan, fırtınada dik durmaya çalışmaktan yorulur.

Bir saksıdaki çiçekle konuşursanız, sular bakımını yaparsanız kaktüs bile olsa çiçek açar. Bir hayvanla ilgilenir kucağınıza alır besler severseniz sizden ayrılamaz. Canı pahasına sizi korur. Bir kazağı uygun derecede yıkar sererek kurutur ılık ütü yaparsanız uzun yıllar yıpranmaz. Cildinize saçlarınıza bakım yapar emek verirsiniz ışıldar. Verilen emeğin uğraşılan zamanın karılığında hayattan vazgeçmenize kadar götürecek ‘ bir an’ veren tek yaratılan insandır. Çünkü bir insan ancak kendi isterse yola eşlik eder. Kendi isterse gülümser. Kendi isterse hayata döner. Öğretmenlik de böyledir hani. Vizyonu amacı hayali olmayan çocuğa senelerce dilbilgisi anlatsam da beyhude. Netleri yine düşük çıkar. Kendine iyi gelmeyen birine ab-ı hayat olsanız şifa veremezsiniz. Onun istemesi , onun ayağa kalkması, onun gülümsemesini bekler yahut beklemez yola kendiniz devam edersiniz… emeğe cevap veren diğer yaratılanlarla…

Fakat asla ve asla.. çatılar, kimliği meçhul paramparça ruhların dolaştığı tren rayları, terk edilmişliğin kendini astığı tavan araları, asfalta umudun yapışıp kaldığı otobanlar… bunlar değil inanın işin doğrusu.

Çatıdan inin, naracın kapısını kilitleyin sıkıca… bir müzik açın en hareketlisinden, akıp giden görüntüde aksın içinizdeki yenilgi de.. tavan arasını temizleyip atölye haline getirin. O iple daha sıkı sarılın hayata. Tren rayları bir şehrin yara izleridir derdi adam. Geçen her yolcunun yırtıp kanattığı… siz iyi olun, şehirler baş etsin yaralarla… dokunup incecik kabuğuna, altında akan kanı, altında ısınan teni hissedin.

Her sabah yeniden,

Niyet ettim daha güzel yenilmeye ve yenilenmeye deyin..

Bismillah ..

Reyhan Yılmaz

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*