Reyhan Yılmaz yazdı:” Anne/Kadın”

Anne/Kadın


Yazın insanı her zamankinden çok düşünmeye iten huzursuz ikindilerinden birinde; güneşlikleri sıkı sıkı örtülü bir odada tavana bakıyorum.”Tanıdığım annelere hiç benzemiyorsun.” dedi adam. Hemen de ekledi ” Kötü anlamda değil, eleştiriyorum gibi düşünme.”Tanıdığı anneler kimler biliyorum.Yine de soruyorum “Ne demek şimdi bu?””Çocukların bahsi geçmiyor hiç.” Anlatıyor. Kafasındaki soru işaretlerini, beni tanıdığı diğer annelerden ayıran tuhaf hallerimi…

Bir kadın anne olduktan sonra sadece annedir. İnsanların, toplumun hatta çoğu kez kocasının gözünde de. Sadece anne. Bu kadına yüklenen bence gereksiz ve aşırı kudsiyet sana sadece yük yüklemekle kalmaz kendini sürekli sorgulamana da sebep olur. “Ya gittim kendime elbise aldım ben nasıl anneyim. Gittim kendime kitap aldım. Ya çocuklarla oyun oynayabilirdim niye kitap okuyorum.. ben anneyim onu giyemem. “
Ben anneyim ve üniversiteden sonra ilk defa kendi başıma yalnız hani sadece ben, evden çıkıp yürüyüp bir mekanda oturup kahve ictigimde oğlum yedi yaşındaydı. Anneme bırakmıştım bir saat sürmedi. Ve kendimi çok suçlu hissetmiştim. Sen annesin. O çocuklar evde ananeyle sen kahve keyfinin derdine mi düştün?Ben anneyim.Ama doktorlar sezeryanla bebekleri alırken karnımı kesip kalbimi de çıkarmadılar oradan. Ben hâlâ hisseden, seven, nefret eden, aşık olan, tercih eden etmeyen bir insanım aslında. Sıradan bir fâni. Doktorlar hislerimi komple çıkarıp yerine sıfır km annelik yuklemediler. Gel gör ki toplum bunu kabul etmez ve neredeyse emindir doktorların tüm diğer hisleri de aldıklarına . Dişi olamazsın mesela annelik sıfatı bunu kaldırmaz. Ve bekar anneyken biriyle tanıştığında hayatına biri girdiğinde değil sadece.. süt akan memelerinle kocanın karşısında durduğunda da Araf’tasin hep. Neyim ben kadın mı anne mi?Sevemez miyim arzulayamaz hissedemez…


Konu erkekler olmasın. Ukulele dersine ilk başladığım zamanlar ailemde kıyamet kopmuştu. Çocukları evde bırakıp nasıl İzmit’e giderdim. Oysa gidiş dönüş iki saat sürüyordu ve çocuklar kendi kendilerine pekâlâ oynuyordu. Ama ben on saniyede “sevgilisiyle kaçıp çocuklarını terk eden Müge Anlı annesi” oluvermiştim gözlerinde. Hayatın her alanında çocuk merkezli yaşamanı bekler toplum ve böyle olduğunda seni onaylar. O yüzden bütün o kadınlar ne kadar mükemmel anne olduklarını göstermeye çalışır durur. O yüzden mevzuu dönüp dolaşıp Berke Can’ın kakası eladan yeşile döndü muhabbetini bulur. Çünkü doğal süreci bilip ” gaz sancısı olan bebeklerin kakası renk değiştirebilir paniklemedim” dersen ” sen nasıl annesin” olur. Paniklemen, kıyameti koparman, beş cümlede bir o kakayı konuşman lazım ki ” ne iyi anne çocuklar ağzından düşmüyor ” olsun.


İki çocuk büyüttüm kendimi büyütürken, hâlâ da beraber büyüyoruz. Ve ” Ne öğrendin?” derseniz, söyleyeyim:” Mutsuz anneler mutsuz evler doğurur. Kural budur.”

Arif Olgun YEŞİLYURT
Arif Olgun YEŞİLYURT hakkında 13 makale
Önce okur sonra yazar. www.edebikultur.com editörü.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*