Reyhan Yılmaz şiiri: “16.08 “

Fotoğraf: Murat Kaya- İnstagram: @kmurat160

16.08

Göğüs kafesimde binlerce kuş ölüsü,
Tırnaklarım avuçlarıma geçmiş,
Mumlar, gölgeler içre bir akşam vakti
Kapıyı çalan sessizliğin bilmezdim hangi fırtınanın
Hangi tufanın habercisi

Düşüncenin bir işkence şekli olduğunu
Geçmişin geçmemiş bir tek an gibi
Parmak uçlarımda zonklayıp durduğunu
Yetim kalan acıların daha çok yorduğunu öğreniyordum.

Geldin,
Hangi sur nefesiydi bilmem nefesin;
Kıyametler koparken içimde
Canlanıverdi göğüs kafesimde kendini asan ümidim.
Ölen her kuş bir bir avuçlarından su içerdi
Eğilip kanadından öperdin,
Öyle sakin…

Dokunduğun her yer, yanarken yeşermenin
Her cümle sonsuza kadar gidebilecekken
Yarıda kesilmenin şaşkınlığını yaşardı.
Şehirler, birer fotoğraf karesiydi şimdi
Şiir, güneş yanığı kokan saçların
Ve sevmek daracık taş bir sokağın sonunda
Denize çıkma ihtimaliydi.

Bütün denizleri ve nehirleri;
Bütün şehirleri ve şiirleri

Bir adamın kederli-çocuk bakışlarını,
Bir kadının avuçlarında biriktirdiği çakıl taşlarını
Toplayıp eski bir valize,
Şehrin yara izi gibi duran raylara emanet ettin.

Bir varmış, bir yokmuş
Anda asılı kalan resimlere,
Parmak uçlarımla ezberlediğim yara izlerine
Ve geç/me/miş’i minnetle anımsatan cümlelere
Gökten üç elma düşmüş.

Ne peri padişahının oğlu savaşmış devle
Ne sultanı kuleye kapatmış cadılar,
Selamlaşıp dostça bir saat kulesinde,
Kendi yataklarına akmış o koca okyanuslar…

reyhan yılmaz

2 yorum

  1. Şu kıtası tüm duyguların özeti sanki ..
    kaleminize sağlık

    “Bir adamın kederli-çocuk bakışlarını,
    Bir kadının avuçlarında biriktirdiği çakıl taşlarını
    Toplayıp eski bir valize,
    Şehrin yara izi gibi duran raylara emanet ettin.”

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*