Psk. Büşra Yurtsever yazdı:”Kainatın Kitabı İnsan”

KÂİNATIN KİTABI İNSAN 

İkra kitabek !

Kâinat sırrının en açık teması.

Bilmeyene bilmece,

Bilene kendi içinde dört yapı ve yedi katlı derin bir mahal.

İçene, Abı-ı hayat

Gezip görene dünyanın yedi harikası .

Kaybolana en güvenli rehber.

Hastalanana en şifalı ilaç.

İkra!                                                            

Bismillahirrahmanirrahim
“Yaratan rabbinin Adıyla OKU! O ,insanı alak’tan (embiriyodan) yarattı ” ( Alak Suresi /1,2,3 )” Kitabını oku (hayat filmini izle )! Bugün hasib (hesap görücü ) olarak nefsin(in cennete veya cehanneme gideceğini gösteren negatif ve pozitif derecelerinin neticeleri ) sana kâfi oldu’’ ( İsra Suresi / 14)
İnsan, Âlem-i Ekber’in yani büyük kâinattın, minyatürüdür. İnsan Âlem-i asgar’dır, İnsan da nice Âlemler saklıdır. Kendini bilen Kâinatı bilir, Kâinatı zerreden kürreye okuyan Hakikati bulur HAK’kı bulur. O okumak öyle elinizdeki sıradan bir kitabı okumaya benzemez. İkra! Her dem sana hizmet eden âlemleri ve sende senin üzerinde yazılan, çizilen büyük kitabı. Âlem-i şehadetin her yanından yükselen ‘’Hu’’ zikri okunur kulaklarına, yayılır dışından içine Nokta-i Süveyda’da Birlenen hakikatin kalemi. Her yüzünden(Cemal-Celal /Zahir-Batin /Suret-Sıret’den ) yansıyan Esmaül Hüsna’larının ritmi ile raks eder varlığının sayfaları. Seninle beraber nice âlemler devran ederek döndürülür öz vatanlarına!Allah-u Teâla (c.c); insanı on şeyden yaratmıştır: Beşi halk âleminden diğer beşi de emir âlemindendir. Halk âleminden olanlar: Toprak, hava, su, ateş, nefis. Emir âleminden olanlar: Kalp, sır, hafi, ahva’dır. Hakikatin zatını hakkıyla idrak edebilenler olmak için kendini bilmek, nefsini tanımak nereden geldiğini bilmek ve nereye gideceğini bilmek önemli meseledir. Bu yüzden insanın kendi kitabını okuması, kendi idrakine, keşfine, muhabbet bağına bırakılan her türlü bilginin ve keşfin anahtarı vazifesindedir. Bu okumak görene göz, duyana kulak, Hissedene kalptir. Karanlıkta kalana ışık, yolunu kaybedene rehber, hastalara şifa, aşksız kalana en güzel sevda, merhametsiz bırakılanı sonsuz merhametle sahip çıkmaktır, canı acıyana sunulan şerbettir, susuz kalana inen rahmettir… Bu insan ilmi, insanı aklen ve kalben sağlamlaştıran en güvenli yapıdır. Onu okumak, kalbi taşlıktan, vicdanı sağırlıktan, dili şükürsüzlükten, aklı şuursuzluktan, gözü dar görüşlülükten, gönlü aşksızlıktan koruyan hilm sahibi bir yoldaş edinmektir. Okumak ve hakikat ilmini elde etmek kendi içsel duvarlarını yıkmaktır. Okumak, insanın afaktan enfüse en güvenli imarıdır.


Kendini başka yerde bulmaya çalışanlar, kendini unutanlar için, hatta bu kitabı okumak dışında kendine başka kitapları rehber edinenler ve onlarla kalbini ve aklını gereksiz yere bulandıranlar için sevdiğim bir ayet ile karşılık vermek istiyorum : ‘’Ey Âdemoğulları! Ben sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o şeytan size apaçık bir düşmandır. Ve ben, sizden bana kul olmanıza dair ahd almadım mı? Bu da sıratı müstakim üzerinde bulunmaktır. Ve ant olsun ki sizden birçoklarını delâlete bıraktı. Hâlâ akıl etmez misiniz?İnsan, kâinatın minyatürü demiştik. Kâinat Allah’ın varlığının en büyük delili ve ispatıdır. İnsan afakta ve enfüste Allah’ın tecelli mahalidir, Allah’ın sıfatlarının Esma ül Hüsna’larının terkibinden oluşmaktadır. Allah’ın halifesidir insan ( nefsini terbiye eden kâmil kişi ) .
‘’Ve sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerle sizi imtihan etmek için bir kısmınızın derecelerini diğer bir kısmınızın üstüne yükselten o’dur.’’ ( Enam Suresi 165 ) . ‘’ Hani Rabb’in, meleklere ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Melekler: Ya Rabbi sen yeryüzünde kargaşalık çıkaracak kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve takdis ediyoruz, dediler. Allah meleklere ben sizin bilmediklerinizi bilirim demişti. ( Bakara 30 ) . ‘’Rabb’in meleklere şöyle demişti: ben mutlaka hamain (organik-dönüşüme uğramış ), mesnûn (standart belli bir şekil verilmiş ) olan salsalinden (toprak-inorganik maddeler ve su karışımından meydana gelmiş, zamanla sıcakta suyu uçup kurumuş ve içinde hayvanın dolaşabileceği, sese dönüşebileceği boşluk olan cisimden) bir beşer halk edeceğim. Artık onu dizayn edip (beyni bedeni kemale erdirip) içine ruhumdan üflediğim zaman, hemen ona secde ederek yere kapanın. ‘’ ( Hicr Suresi 28,29 ) Tefekkür ile bu ayetleri okursak insanın kendinde hakikati bulmaması, kâinat kitabının satır aralarını üstünde okumaması akıl sahipleri için kaçınılmaz olacaktır.
Kâinat insanı anlatır, Allah insanda kâinatı nakşetmiştir. Allah bilinmek istemiş ve kişiye keşifler için nice yollar dizayn etmiştir. Yeter ki ilk emre muhatap olalım. Okuyalım!  Akledelim, bilelim, bulalım ve o kitaba layık birer insan-ı kâmil olma yolunda satır aralarımızı tefekkür ederek temaşa edelim. Senden ayrılıp sana kaçmalısın. Zira miraç sendedir. Bu vuslat için nice yollar sende bulundurulmuştur.Hadi yola revan ol ve okumaya başla. Yarenin, yoldaşın senin kendi hayat kitabında! Diyerek son sözlerimi tamamlarken sizleri, Yunus Emre, Şeyh Gâlib ve Mevlana Celaleddin Rumi’den bu konu hakkında mânâ olarak gönülden kucaklayacak olan gönül damlalarıyla uğurlamak istiyorum.
Yunus Emre’m der ki: İlim ilim bilmektir. İlim kendini bilmektir. Sen kendini bilmesen Ya nice okumaktır!
Şeyh Gâlib der ki: Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen. Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen. ( Ey insan, kendi varlığına hoşça bak ki, sen kâinatın özüsün. Varlıklarının gözbebeği olan Âdemsin.
Mevlana Celâlettin Rumi der ki: Aziz dost! Sen tek bir kişi değilsin; sen bir âlemsin! Sen derin ve çok büyük bir denizsin! / Ey insan-ı kâmil! Senin muazzam varlığın, belki dokuz yüz kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir. Yüzlerce âlem, denizde gark olup gitmiştir.

Psk. Büşra Yurtsever

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*