Psk. Büşra Yurtsever yazdı: “Kalp ve Nefs’in Hasbihali”

KALP VE NEFS’İN HASBİHÂLİ 


Dert , derdin dermanıdır. !                           

Zehir , şifanın panzehiridir .  ! 


Bir gün beşer* düşmüştür dara . Bu öyle bir darlıktır ki, içine düştükçe genişleyen, feraha erdiren bir hâl. Öz’Lem-i canında tüten!   Muhabbetl(eş)mek ister  ve gider derdinin zehriyle görüşmeye .


Nefs, Kalbe sorar;  Nerelerdesin Üstadım ? Ses soluk kesildi senden . 
Kalp : Bazen sükut üzere olmak icab ediyor yani kozasına gizlenmek …    Daha iyi hissedebilmek, daha iyi görebilmek , daha iyi anlayabilmek , daha iyi fark edebilmek ve daha iyi insan olabilmek için … 
Nefs: İzler misin gerçekleri orada ? Ne zordur değil mi o iş. Tam da susman gereken yerde ne çok şey söylemek  ister dil, ne çok şey yapmak ister azalar, ne çok şey ister zahiri’m ! İçten dışa azalmak , dıştan içe çoğalmak ister…
Kalp: Lütfedene şükrediyoruz biz.  Kalpten gönüle çıkan  yollar vardır.  O yollardan kalpte açan lütuflar vardır.
Nefs : Anlamaz ki beni , kendini bilmeyen! Göremez ki aslını ,beni konuşturup, kalbini susturup kendini dinlemeyi bilmeyen. Bilmez ki varlığının inine inmeyen; zehrimin şifasını. Zehrimi duyar da, şifamdan habersizdir  beni tanımayan. Gönüllerde  susmak bana da nasip olsun .
Kalp: Sabırsa vacip olan, Ona evet demekle yükümlü değil miyiz ? 
Nefs : Biz ateş yutmuş gibiyiz. Su serpmeye kalkanı görünce üzerimize, celalleniyoruz. Daha toyuz galiba gönüllerde .
Kalp: Ateşe düşmek gibi yani ! 
Nefs: Ateşten söz eder dururuz. Kor olsak hâl mi kalır ateşin narından söz etmeye.
Kalp:  İçerden ve dış Âlemden alevler bunlar. Kor olmak kör olmaktır. Ağma olmak Dünya’ya 
Nefs:  Kalbe sorar : Halim nice olur üstadım ? Sen bana muhabbetini aktar ki sönsün ateşim. Sen kor Olmuşsun. Dünyadan geçip öbür aleme varmışsın. Ben daha Ateş’im …
Kalp:  Bir vechi lâhuti Aşkına ! diye seslenir .
Nefs : Dilerim ben de kor olurum gönüllerde. O vakit iki sıkı dost oluruz idrak ve hislerde !  Belki o zaman Sükût’un Hakkını verir bedenler 
Kalp : Umarım dergâh-ı mualla olsun durağınızda.  Ben gibi hâli kapıda kalan olmayın der !
Nefs: Eşikte durmak güzeldir. Nimetlenir her daim varlık ! 
Kalp: Feyzâb olmak umuduyla elpençe divandayız . Söz ihsan buyurulursa söyleriz.. Savmı sükutsa dersimiz ta’lim ederiz. 
Nefs : EyvALLAH der . Benden adam olur mu üstadım ? 
Kalp : Adam ne demek , HZ. İnsan olunur …der 
Nefs : Bilirim O varlık Sırrıdır. Ben bende ki nefsim için sormuştum. Benden O hâlden eser var mı ? Sır kalsın aramızda bu sualler . Bizi okuyan( İKRA eden ) bilsin sadece !
Kalp: Ayna oldum sana. B’Akarsan derunum’e !
Nefs : Bu sese kulak verip bir vakit durup , tefekkür etmeye başlar ve imana gelir .  İlk şerbetini* içer ve sır’ dan bir muhabbet aşk damıtır gönüllere ; 


AYNA BİLDİK HAKİKATİ 

ARŞ-I ALA’YA İLETTİK NİYAZIMIZI.

İŞİTİR BİZİ, BİZİ KÜN İLE VAR EDEN 

SIFATLARININ NAKŞINI CEMAL VE CELİL İLE.

CANA DUYURMADAN ZİKİR İLE MURAD-I,

AYNA GÖSTERMEZ  GERÇEKLERİ.

SİLMEDEN KİRİNİ ZAHİRİN

 BÂTININ PERDESİ ARALANMAZ.

BİLİRİM Kİ HZ. İNSAN,

ATEŞTEN KORA YÜKSELMEKTİR!

 ATEŞE DÜŞMEDEN ZEMZEMİ İÇMEKTİR !


Psikolog Büşra Yurtsever

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*