Özgür Günsay yazdı:”Ayın İftihar Menüsü”

Ayın İftihar Menüsü

Herkes yüreğindeki merhameti pişirsin. Evet, herkes pişirsin bakalım ne kadar geniş kazanlarımız varmış, ne kadar gönlü geniş olanı varmış bir bakalım. Malum ramazan ayındayız ve halden anlama zamanımız. Hele ki şu günlerde… ama bu merhamet pişerken lütfen hiçbir şeyden kısmayın. Bir aşure yapar gibi; gözyaşınızı, acılarınızı, deneyimlerinizi ve sizi hayatta tutan ne varsa atın merhamet aşının içine. Atın ki sizi ayakta tutan şeylerin o olmadığını (mesela para) muhtaç birine verin ki bir de onlar ayakta dursunlar. Ve anlasınlar neyi istediğinin ne kadar değersiz olduğunu. Bu yemeğin tadını sadece vermesini bilenler bilecek, benden söylemesi.

Bazılarımız aç mı kaldı ne? Hayır aksine bazılarımız ise dağıt dağıt bitmedi. Şölen mi var ne? Kendini aç bırakanlar… kendine aç kalanlar… kendi sofrasında bir kendini ağırlayamayanlar..! Bazıları da var ki pişirmiş pişirmesine de oturup hepsini bir başına yemiş. Benim bildiğim, şefler yemek yaptığı anda tadarken doyarlar ama yine de bir başına bir kazan da yese doymayanlar. Biraz da şunu anladım; merhamet denilen şey bazılarımız için kader kelimesi gibi. Kim, kime, niye, nasıl, ne kadar? ´´Sorular oyalar´´

Merhamet, elini vicdanına koy demekten ibaret mi? Öyle ise elini sabaha kadar koy bir yerlerine, istersen başının üstüne hatta istersen ayağının altına ne değişecek! Neden bu dünya sofrasında herkes birbirine önündekinden değil de yanındaki arkadaşının tabağındakini fırlatıyor? Hatta şunu sorayım ilk başta: Neden fırlatıyor?

Çok uman ile çok bulan arasındaki fark ne desem? Birisi oldururken birisi ise olmasını ister algoritması mı, ya da bulan arayan uman aranan mıdır? Yine başka bir paradoks, yine başka başka sorular.

Yemek pişti ancak kimisi dağıtacak tabak bulamadı, kimisi kendini, kimisi aradığını, kimisi ne için pişeceğini anlamadı. The Platform filmindeki gibi olduk; ne anlatıyor bu film?

Mesaj:MERHAMET

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*