Nilgün Özdemir yazdı: “Ihlamur”

Eskiden ninelerin, dedelerin etrafında oturup torunlarına hikayeler, masallar anlattıkları odun sobaları vardı.
Fırınında patatesler, kestaneler pişer, üzerlerinde ıhlamurlar kaynardı.
Kaynadıkça etrafa nane, limon, ıhlamur kokuları yayılırdı.
Ihlamur çiçeğinde
Limon kabuğunda
Nane yaprağında şifalar aranırdı
Ihlamurlar, şifa kaynağı olan çiçeklerini her mevsim açmaya devam etse de ne üzerinde kaynatılan sobalar, ne de nine dede torunlar bir arada kaldı.
Çoğu evlerde torunlar kreşte, dedeler nineler huzur evlerinde, yahut köylerinde yalnız kaldı.
Zaten kimseler de masal anlatmıyordu artık.
Çünkü; yaşlıların anlattığı masalların yerini bilgisayar oyunları, çizgi filmler aldı.
Hem hastalıklar da ıhlamurlarla geçmiyor şimdilerde.
Onun da yerini ilaçlar aldı.
Ne eskisi gibi bedenlerde direnç, ne ne de ağızlarda tat kaldı.
Ama olsun, yine de şu gidip dönmeyen vefasızlara inat
Ihlamurlar her mevsim ısrarla çiçek açtı…
Ve bize her mevsim çiçek açan ıhlamurlardan bir vefası, bir de güzel kokusu kaldı.

Nilgün Özdemir

1 yorum

  1. Ah ihllamurlar… Yazinizi okuyunca dusundum ve farkina vardim ki kusaklarca hep gitmisiz geride ihlamurlar ve daha niceleri kalmis. Ama ihlamurun ayri bir yeri vardir bende. Kokusuyla cocuklugumun kis gecelerini getirir birazligina da olsa. Toplanip icer biraz da sohbet ederdik. Bunun farkina vardigimdan beri gitmeden once yanima biraz da olsa ihlamur alirim hep. Bakalim bizden sonrakiler ne yapacak.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*